Mesafe
11 Kasım 2019 Öykü

Mesafe


Twitter'da Paylaş
0

Biraz önce babam aradı. Şu sıra –önceki telefonlaşmalarımıza göre– bir konuşur bir konuşmaz haldeydik. Aradığında ya cevap vermiyor ya da sonrasında geri dönüş yapmıyordum. Yine de şu anki iletişimimizi geçmişle mukayese ettiğimde pek fena sayılmayız. Seyrinde, iyi bile denebilir. Saatlerdir koltuğun tepesinde aval aval duvarlara bakınmamdan kaynaklı dalgınlığıma gelmiş olacak, elim telefona gitti. Açmış bulundum. Beklemiyordu sanırım. Önce durdu. Emin olmak istedi. Adımı söyledi. Ben de, Evet buradayım baba, dedim. 

Bu kez dert yanmadı. Hayret. Gelmiyorsun ya da arayıp sormuyorsun gibilerinden şikâyetlerde bulunmadı. Bir sonraki konuşmamızı –telefonu açma eylemimi– güvence altına alıyor olacak. Acaba çok mu acımasızım? Nasıl olduğumu sordu. İyi, dedim. Bugün izinli olduğumu ve evde dinlendiğimi söyledim. Herkes kadar yoruluyorum elbet, dedim, çok yorma kendini diye bir şeyler söyleyince. Aynı soruları ona yönelttim.  Gripmiş. İyi değilim pek ama toparlıyoruz işte, diyordu. Sesine yansımamıştı. Hâlâ dimdik konuşuyordu. Havaların epey soğuduğunu söyledi. Dikkat etmem gerektiği uyarısında bulundu. Sonra da kombiyi yakıp yakmadığımı sordu. Yak yak, üşütme, dedi. Bu kadardı konuştuklarımız. Kapadık telefonu. İlginç. Kaparken de üzerime varmadı.

Çok geçmedi, telefonum çaldı, yine oydu arayan. Hah. İşte dedim. Boğazımı temizledim önce, bu sefer daha ciddi konuşacağım. Olur da söylenirse hazırlıklı olayım. Açar açmaz, Asıl ne için aramıştım seni, dedi. Ne, dedim. Sevgililer Günün kutlu olsun, dedi. Bu sefer ben sustum. Emin olmak istedim. Babamla mı konuşuyordum? Farkında değilim, bir yanağımın gamzesi belirmiş, sırıtıyor. Halen susuyorum. Ne denir ki? Ondan böylesi bir cümleyi ilk kez duyumsadım. Ağzında eğreti durmuştu. Garipsememem tuhaf olurdu. Yahut aynı eğretiliği yapamayacağımı biliyordum. İster istemez gözümün önüne –daha önce görmesem de– şefkatle bakan iki gözünü getirdim. Biraz evvelki ciddiliğimden eser kalmadı. Hay Allah, aklımda bile değildi –ki öyle– ne diye hatırlattın gibilerinden işi gırgıra vurdum. Yeltenmedi. Biraz kem küm edip konuşmayı bitirecek kıvama getirmeye çabaladım. Geçiştirdim.

Umarım bir gün seni anlayacak biri çıkar karşına, dedi. Sustuk. Peşine, Çıkar çıkar merak etme, dedi.

İllüstrasyon: Yazgı Bülbül


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR