Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

6 Şubat 2017

Edebiyat

Miguel De Saavedra Cervantes ve Don Quijote

A. Ömer Türkeş

Paylaş

46

0


Aradan bunca yüzyıl geçmesine, yazıldığı dönemde henüz birtakım yazım teknikleri denenmemiş olmasına rağmen, "Don Kişot" hem içerik hem de biçimsel yönlerden çağdaş bir metindir.
A. Ömer Türkeş
Bundan yaklaşık 450 yıl önce, İspanya'nın Alcala de Heneras kasabasında, –eczacı olduğu da rivayet edilen– yoksul bir sağlık memurunun yedi çocuğundan biri olarak doğmuştu Miguel De Cervantes. Amerika kıtasından İspanya kralına akıtılan zenginliklerin, İspanyol altın çağının başlarıydı o yıllar. Yoksullar için ise değişen pek bir şey yoktu. Ailesiyle Madrit'e taşınan Cervantes, ancak kısa bir süre okula gidebilmiş, eğitimini kendi kendine tamamlamıştır. Edebiyatla ilk tanışması da bu yıllardadır. Cervantes, 1569'da, kimilerine göre hapse mahkûm edildiği için, İtalya'ya gitti. Osmanlılara karşı düzenlenen Haçlı seferine katılmak üzere donanmaya yazıldı. 1571 Leponte deniz savaşında yaralandı, sol elini kaybetti ama yine de savaşmayı sürdürdü. Dönüş yolculuğu sırasında ise talih sırt çevirmişti ondan. Cezayir'deki Türk korsanların eline düştü. Birkaç başarısız kaçma girişiminin ardından, istenen fidye parası temin edildi ve 1580 yılında özgürlüğüne kavuşarak İspanya'ya döndü. Ne var ki beklediği bir mevki sunulmadı kendisine. Yazarlık hayatı bu nedenle başladı. Önceleri tiyatroyla ilgilendi. Birçok oyun yazdıysa da, bugüne yalnızca El trato de Argel ve La Numanica ulaşabilmiştir. Ardından ilk romansı La Galatea'yı tamamladı, kitabın getirisi ile de evlendi. Bu evlilik ona huzurdan çok geniş bir ailenin sorumluluğunu yüklemiş, bakması gereken insan sayısı artmış, evin geçimi zorlaşmıştı. Tekrar memuriyete döndü. Donanmanın ambar memuruydu ama hesapları iyi tutamadığı için kasa açık verdi ve Cervantes yeniden hapse düştü. Hapisliği verimli geçti Cervantes'in. Don Quijote'yi burada tasarladı. 1605 tarihinde kitap yayımlandı ve sevildi. İlk birkaç hafta içinde kaçak olarak üç baskısı daha sürüldü piyasaya. Ancak, Cervantes Lemos kontunun himayesi altına girene dek parasızlık derdinden kurtulamadı. Geçimi kont tarafından sağlanan Cervantes, artık rahatça yazabilirdi öykülerini. 1613 yılında basılan Novajeles ejampleres'te 13 öyküsü yer alır. 1614 tarihli Vaje del Parnaso ise yergi şiiridir. Don Quijote'nin ikinci bölümünü, bazılarının kitabı kendilerine mal etmeleri üzerine 1615'de yazar. 1616'da tamamladığı son yapıtı Los trabojos de Persiles Sigusmunda'nın (Persiles ve Sigismunda'nın Seyahatleri) yayımlanmasından bir süre önce de ölür. İlk roman, ilk klasik Romanın ilk örneği olarak kabul edilir Cervantes. Modern romanın miladı olarak burjuva devrimlerinin gösterildiği düşünülürse, erken bir üründür o. Henüz feodalitenin tasfiye edilmediği, burjuva birey kavramının oluşmadığı bir tarihte, Cervantes,Don Quijote'nin şahsında klasikleşen ve günümüze kadar gelen bir tip yaratmayı başarmıştır. Hayatını bir hiç uğruna harcayan bu meczup, hem ortaçağ şövalyeliğinin sonunu ve trajedisini, hem de inandığı değerler uğruna savaşan, bir kolunu kaybeden, fedakârlığının karşılığını alamayan ve iyi niyeti nedeniyle hapse düşen Cervantesin kendi düş kırıklıklarını simgeler. Konu artık herkesin ezberindedir herhalde: I. Bölümde, Le Mancha bölgesinde yaşayan Alonso Quijano, okuduğu romantik çağ şövalyelerinin romanslarından etkilenerek, bu müessesenin yeniden canlandırılması için yola çıkar. Ancak, ideali ile kendi gerçekliği arasındaki görüntüsel uçurum bile komiktir. Kafasında bir tas, elinde bir sopa, üzerinde paslı bir zırh ve cılız atıyla o, bir şövalye karikatürüdür. Maceralarını adamak için seçtiği güzel, yakınlarındaki bir köylü kızıdır. Önemsizdir bütün bu ayrıntılar; her şey –Don Quijote adını alan– Alonso'nun kafasında olup bitmektedir zaten. Gördüğü nesnelerin asıllarından büyü nedeniyle farklılaştığına inanınca mesele de kalmaz. Bir şato olarak varsaydığı köhne bir handa yapılır şövalyelik töreni. Dönüş yolunda –bol vaatle kandırdığı– Sancho ile karşılaşınca ekip tamamlanır. Bundan böyle maceralar, yel değirmenlerine, koyun güden çobanlara, makinelere, şarap tulumlarına saldırılar başlayacaktır. Bölümün sonunda, akrabaları ve köyün papazı tarafından kandırılarak evine –biraz da zorla– getirilir. İkinci bölümde –zihinsel olarak değilse bile– sıhhati düzelmiştir Don Quijote'nin. Sancho ile yeniden yola koyulurlar. Bu arada ünü duyulmaya başlamıştır. Eğlenceye pek meraklı olan Dük ve Düşes, onun için bir oyun hazırlarlar. Dn Quijote şatoda gerçek bir şövalye gibi iltifat görür, Sancho'ya ise bir ada niyetine, bir çiftlik parçasının valiliği verilir. Kahramanlarımız mutludur ama oyun uzun sürmez. Adasını istediği gibi yönetemeyeceğini anlayan Sancho istifa eder. Don Quijote –bir mizansen olan– düelloda yenilir ve koşul gereği köyüne dönmek zorunda kalır. Yeniden eve gelen Don Quijote aniden hastalanır. İşin tuhafı, artık deliliği de sona ermiştir. Hayaller dünyasına geri dönmeyi reddeder, papaza günahlarını çıkarttırır ve ölür. Romanstan Romana Romanslar, Ortaçağın, soyluların ve şövalyelerin maceralarını, kahramanlıklarını, aşklarını, erdemlerini hikâye eden popüler bir edebi türüydü. O yüzyılın romanıydı romanslar. Romandan en büyük farkı, bireyi değil, dönemin yüksek değerlerinin simgesi olan bir kahramanı anlatmasındaydı. Bu anlatılarda aşk öne çıktığı zaman pastoral romans, yiğitlik ön plana çıktığı zaman şövalye romanı adlandırması yapılıyordu. 16. yüzyılda, romanlarda giderek sıradan insanlar da görülür oldular. 1553 tarihli Lazarillo de Tomes, bir köylünün serüvenlerini oldukça gerçekçi bir biçimde aktaran ve en başarılı bulunan romanstır. Öyküdeki kahraman gibi işsiz güçsüzlerin İspanyolcadaki karşılığı olan picaro, bu yeni türe pikaresk denmesine neden olmuştur. İşte Cervantes böyle bir yazım kültürünün mirasçısıdır. Don Quijote ise bir pikaresktir aslında ama pikareskten romana geçişin de öncüsüdür. Eleştiri yüklüdür metin. Ancak bu eleştiriyi yalnızca "ölmekte olan şövalyeliğe" karşı düşünmek doğru olmaz. Tersine, uçup giden değerler karşısında hüzün doludur Cervantes. Oysa, yapacak insani bir uğraşları olmayıp günlerini eğlenmekle geçiren Dük ve Düşes özelinde soyluluğa karşı acımasızdır. Şövalye saf ve temiz ruhludur. İnsanlığı kurtarmak, kötülüğü yenmek gibi bir amaçla çıkmıştır yola. Onun fark edemediği, kötülüğün artık doğa üstü olmadığıdır. Kötü olan güçlü kişilerdir ve onlara karşı savaştan bir idealistin galip çıkması mümkün görünmemektedir. Hikâyenin en önemli öğelerinden birisi "deliliktir". Deliler, Ortaçağ'ın ilginç bir topluluğuydu. Hemen her yerleşim bölgesinde rastlanabilen bu insanlar toplumla iç içe yaşıyor, zaman zaman alaya alınıyor, itilip kakılıyor ama bir dokunulmazlık zırhıyla korunuyorlardı da. Kimsenin söylemeye cüret edemediği sözler onlara yasak değildi, doğal davranışların dini baskılarla kısıtlandığı o yıllarda, delilerin içlerinden geldiği gibi hareket etmesinde yadırgatıcı bir yan yoktu. Aslında delilerin dünyası daha akılcıydı. Bu akılcılığı Erasmus Deliliğe Övgü'de işlemiş ve bir bilge-deli yaratmıştı. Edebiyatın ilk bilge delisi ise Don Quijote'dir. Haksızlık etmeyelim, Sancho da onun kadar bilge, onun kadar delidir. Çağdaş bir anlatı Aradan bunca yüzyıl geçmesine, yazıldığı dönemde henüz birtakım yazım teknikleri denenmemiş olmasına rağmen, Don Quijote hem içerik hem de biçimsel yönlerden çağdaş bir metindir. Bugüne dek, Dostoyevski'nin Budala'sı Prens Mişkin'den, Flaubert'in Madam Bovary'sine, oradan Kafka'nın Bay K.'sına kadar pek çok roman kahramanına bulaşmıştır Don Quijote'lik. Hatta romanlardan gerçek dünyaya taşmış, umutsuz mücadelelere girişen kişilerin nitelemesi olmuştur. Kurgusallığın ve metinler-arasılığın kökleri de Don Quijote'de bulunabilir. Romanını yazarken, kendi dönemindeki bütün yazım türlerini denemiştir Cervantes. Epik parodi, pastoral romans, ulusal dildeki öyküleme, soneler, hükümdar tartışmaları, pikaresk ve Doğu öykü anlatımını bir araya getirmiş ve modern romana bir zemin hazırlamıştır. Bölümler arasına serpiştirilmiş ek öyküler ve hayali Arap tarihçisi Cid Hemata Benegeli'ye dayandırılan geri plan ise, post-modern edebiyatın, Borgesvari bir anlatım tarzının atasıdır. Don Quijote, kişilerin gelişimini, birbirlerini etkileyişini ve karakter özelliklerinin yer değiştirişini hikâye sürerken diyalektik bir biçimde sergilemesi açısından da ilgiye değer. Başlangıçta Sancho, aç gözlü, maddi değerlere düşkün ve cahildir. Don Quijote ise düşler ülkesinde dolaşan bir bunak. Şövalye ve uşağı yaşadıkları maceralar sonunda giderek birbirlerine yaklaşır, her biri diğerinin özelliklerini de taşımaya başlar. Don Quijote, Sancho gibi halk ağzıyla konuşmaya başlar, Sancho saraylı diline özenir. Sancho, parayı pulu şan için tepip, düşler ülkesinde yaşamayı özler, Don Quijote ise gerçekleri fark etmiştir artık. Bütün bu simgesel motifler arasında, fantazyalarından uyanan Don Quijote'nin ölümü de bir simge, gerçek dünyanın tahammül edilecek bir yer olmadığının işaretidir. Don Quijote için söylenmiş güzel bir sözle bitireyim: "İnsan onu hayatında üç kez okumalıdır. Kahkahanın kolayca dudaklara fırlayıp duyguları harekete geçireceği gençlikte, mantığın hâkim olmaya başladığı orta yaşta, her şeye felsefe açısından bakıldığı ihtiyarlıkta." Cervantes ve Don Quijote üzerine söylenecek çok şey var, belki de hiç bir şey yok. Çünkü, o, okunduğunda kendisini gizlemeyen, herkese hitap edecek kadar katmanlı ve zevkine doyulmaz bir kitap.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Nino Varon: "Tatları doğru yakalamazsa..Yaprak Sayın
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ç. Y. Kopan

25 Mart 2025

Çocukluklar Arası Zamanda Yolculuk: Le..

Bu hikâye, tüm çocuklara, tüm zamanların çocukluk çağlarına.– Bu çiçekleri bir defterin arasında kurutayım bari.– Ne? Sen şaka mı yaptın anne?Yoo, hiç de şaka değildi aslında. Ardıç’ın bu sorusuyla bir an durdum, gülümsedim ve “günümüze” geri ge..

Devamı..

Victoria Dönemi Londra’sında Vejetarye..

Rebecca Hutcheon

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024