Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

6 Ocak 2023

Öykü Yazıları

Necati Tosuner'in Salgında Öyküler Kitabına Öznel Bir Bakış

A. Dilek Şimşek

Paylaş

4

0


Kitabın bana göre en çarpıcı yeri, girişindeki sağlık çalışanlarına hitaben yazılmış olan yazı.

Necati Tosuner’in Salgında Öyküler isimli kitabı Ağustos 2022’de İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basılmış. Son sayfasındaki notta 5 Aralık 2020’de bitirildiği belirtiliyor. Seksen beş sayfada yer alan yirmi iki farklı öykü bir bütün oluşturmakta. Öyle bir bütün ki pandemi döneminin izolasyonuna oldukça farklı bir bakış açısıyla ışık tutuluyor. Yaşlı, hasta, yalnız bir yazarın gözünden.

Kitabın bana göre en çarpıcı yeri, girişindeki sağlık çalışanlarına hitaben yazılmış olan yazı. Pandeminin ilk döneminde, aşıların bulunmasından önceki dönemi kastediyorum, oldukça yoğun bir dönemi büyük bir istek ve özveriyle çalışmış, çok ağır bir covid atlatmış ve sevdiklerini kaybetmiş bir doktor olarak söylüyorum bunu. Oldukça etkileyici olan giriş paragrafından usta yazarın aslında pandemi döneminde bir sağlık çalışanı olmanın ne demek olduğunu hissettiği, döneme özgü bir tanımlama yaptığı cömertçe sunduğu saygısı, sevgisi ve hayranlığı ile kesinlik kazanıyor. “Kendilerini gelecek için ölüme bırakanlara” tanımlamasını çok az insandan duyduk Bu kitap kendi bağlamında ve pandemi bağlamında unutulmaz detaylarla farklı bir öykü seçkisi sunmakla birlikte bir dönemin belgesi olma niteliğini taşıyor.

İlk öykünün adı "Adım Adım, Yudum Yudum". Bu öyküde “Söylentili günlerin uzayıp gidişi. Gidemeyişi. Söylentili söylentili uzayıp duruşu. Duramayışı.” gibi kısa ve yüklemsiz cümlelerle beklemenin ve bilinmezliğin kaygısı ustalıkla aktarılmış.

Bir başka öykünün başlığı “Dün Beklenen Gelecek Değil, Bugün Beklenen Gelecek.” Sadece bu başlık bir başına karantinada olmayı, bir umut taşımayı özetlemiyor mu?

Karantinanın ilk döneminde hayatın durma noktasına gelmesiyle yaşantılarına yeni bir yön vermeyi planlayan, kendileriyle baş başa kalma olanağı olarak değerlendiren, yoğun tempolarının azalmasıyla istedikleri şeylere yönelen, olup biteni anlamaya çalışan, kulaktan dolma bilgilerle panikleyen ya da ne olursa olsun her şeye boş veren ve benzeri birçok insanın ortak noktası bıkkınlıktı. Necati Tosuner “Günler Getirdikçe Getiriyor Bıkkınlığı” başlığıyla o döneme bir not düşüyor. İnsanlığın virüsle savaşta ortak silahı olan çamaşır suyu kokusu burnumuzdan çoktan gitti belki, ancak bu kitaptakiy “Mikrop karşısındaki o yenilginliğimizin bayraklaşan bir simgesi olarak kalsın geleceğe çamaşır suyu!.” cümlesi ile belleğimizde kalacak.

Karantinadan bir gün önce on liraya aldığımız bir kutu maskenin fiyatı anons günüyle birlikte iki yüz elli liraya fırlamıştı. Karaborsaya düşen, doğru marka seçimi için tartışmalar yaşanan çok kıymetli maskeler birkaç ay sonra çoğu insanın çenesinde ve boynunda, dirseğinde taşınmaya başlanacak, ne hikmet asla burun ve ağzı aynı anda kapatmayacaktı. Necati Tosuner’in bu durumu fark ettiği, “Masken kadar konuş ile ben maskeyi çeneme takarım anlayışı çarpışıyor sokaklarda. Kim kazansa kimse kazanmamış oluyor.” saptamasından anlaşılıyor. Usta yazar sormuş, “Sanki insanları çaresizlikte eşitliyor mudur maske takmış olmaları?..”  Maskenin geçtiği,  “Belki güldü bile ama belli olmadı, – çünkü maskesi vardı.” cümlesi unutulmazlar arasında kendine bir yer ediniyor.

Yaşlılık, hastalık, engelli olma, sevmek, özlemek, yalnızlık gibi insana dair durumların karantina koşullarındaki gölgeleri ve başka bir gerçekliğe bürünmelerinin esas olarak ele alındığı Salgında Öyküler hakkında taraf tutmadan bir yazı yazmam mümkün değil. Geçen onca zamandan sonra duygularımı kendi başıma bu kadar güzel dile getiremeyeceğimi bildiğim için: “Salgına karşı gösterilen özverili çabalayışların onlar yüzünden boşa gidiyor oluşu, topluma karşı hep saygılı davranmaya özen gösterenleri çileden çıkarıyordu.” Bu cümle bana kalırsa sözcüklerin anlamları ve işaret ettikleri arasındaki mesafelerin, usta bir kalemin elinde nasıl kapandığının güzel bir örneğidir.

Nitelikli bir eser okunduktan sonra hak ettiği nitelikte değerlendirilmeli. Bu değerlendirme yazarın derdinin ne olduğunun ortaya konması, bu derdin evrensel bir nitelik taşıyıp taşımadığının belirlenmesi ile başlar. Değerlendirme yapanın kendi düşüncelerinin yapıttaki karşılığının ortaya konması, buna benzer ya da karşıt görüşlerin örnekleriyle sunulmasıyla desteklenir. Ne yazık ki benim değerlendirmem meslekten kaynaklı hassas bir noktaya değmiş olan bu kitap için nesnel olmaktan çok öznel olacak. Usta yazar Necati Tosuner’in Salgında Öyküler yapıtında, “Yaşadığımız salgın günleri geçip gitse de, bu yaşanılmışları unutursak yazık olur elbet. Birçok şey boşa gitmiş olur. Çekilen acılar haydi neyse ama ölenler boşa ölmüş olur. Hele hele, o ölecekleri kurtarmak için ölenler, hepten boşa ölmüş olur.” cümlelerini okumuş bir doktor öznelliğinde.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Her Nesne Bir Sanat Eserine Dönüşebili..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

16 Şubat 2025

Hayattan Notlar

HaikularSardunyalarınÜstü çiğ kaplı                         Yavru kuşlar uçuyor Bir çocuk içindekiTomurcuklarlaKaplanmış mezar Pire ne yiyorsun yeZıplayıp durmaUykum kaçıyor Pardon, birine benzettimDireksiyonu kavramıyor, kollarını ona teslim etmiş. Başı, omuzları, gövdesi arzın merke..

Devamı..

Sağlıklı Yaşam Endüstrisinin Tatsız Ta..

Andrzej Tokarski

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024