“Ölümden sonrasını ya şimdi sorgulayın ve yaptığınız işi o kadar ciddiye alın, ya da boş verin hiç uğraşmayın çünkü unutmak da insanlar içindir!”
İnsanın yakından tanıdığı bir yazarın eserleri hakkında yazı yazabilmesi kolay değildir. Çünkü eleştirseniz gönlü kalır, övseniz, bu sefer de okurlar “arkadaşı da ondan” deyiverirler. Oysa ben çok uzun yıllardır dostluk ettiğim Nedim Gürsel’in kitaplarına her zaman “başka birisinin kitapları” diye bakarak yazmayı denedim, hatta zaman zaman, özellikle de seyahat yazılarını amansızca eleştirdiğim oldu. Hatta aramızda şaka konuşulmuş bir yazım bile var, az satan bir kitabı hakkında yazdığım olumsuz eleştiri, kitabın 11 bin adet satmasına neden olmuştu…
Nedim Gürsel’in ilk okumamdan sonra olumsuz eleştirdiğim, ikinci okumamdan sonra ise “ilk önemli eseridir, baş yapıttır” diye nitelediğim Resimli Dünya romanından sonra her yazdığını daha dikkatli okumaya özen gösterdim.
Allahın Kızları romanı, üç biyografiyi iç içe yazdığı önemli bir edebi belgedir örneğin. Yedi Dervişler ise son kitabı “Son Fasıl” a kadar yazdığı en önemli gezi kitabıdır.
Son beş altı yıldır, Nedim ile Paris sohbetlerimizin önde gelen konusu “ölüm” olmuştur.
Bir yazar ya da sanatın her hangi dalında ürün veren birisi için ölüm önemli bir sondur, ardını bilemediği, gözlemleyemeyeceği ve bu yüzden de umutsuzluğa kapıldığı “garip” ama “engellenemez” bir son.
.jpg)
İşte Son Fasıl kitabı Nedim Gürsel’in bu sonunu değerlendirdiği kitabıdır.
Başka yazarların, sanatçıların son zamanlarını geçirdikleri yerlerde onların izlerini sürerek, kendinden sonrası için “umut” aradığı bir kitaptır diyebiliriz.
Belki de, onun ölümle arasındaki meseleyi, diğer ölümlerde kendi ölümünü aramasının belgesidir.
Van Gogh’un son 70 gününü yazdığı bölüm bence çarpıcıdır, yalnızca bu bölümü okumak için bile bu kitabı edinmek gereklidir diye düşünüyorum.
Kitapta takıldığım tek noktayı kendisine de söyledim. Leonardo da Vinci aynı zamanda iyi bir aşçıydı, Oğlak Kitap'tan çıkmış bir yemek kitabında onun mutfağı çok ayrıntılı olarak anlatılır ancak Nedim Gürsel bu dev sanatçıyı anlatırken bu ayrıntıyı atlamış, eksik bırakmış.
Yazarın bu kitap öncesindeki son kitaplarında kullanmış olduğu dil yalın ve olağan bir Türkçedir ancak Son Fasıl kitabında Nedim Gürsel, Türkçeyi yeniden güzelleştiren bir anlatımı yeğlemiş ve zamanında almış olduğu Türk Dil Kurumu Ödülü'nün ona boşuna verilmediğini “ölümsüzleştirmiş". Bu açıdan da kitap ayrı bir değer taşıyor.
Yer yer hayvan hakları ve av karşıtlığı konularını da vurguladığı, siyasi eleştirilerini gizlemediği Son Fasıl kitabında Uzes şehrini anlatırken aslında kendi yalnızlığını anlatan yazar sanatçılara çok derin ve acımasız bir sorgulamayı yapmaları için çağrıda bulunuyor: “Ölümden sonrasını ya şimdi sorgulayın ve yaptığınız işi o kadar ciddiye alın, ya da boş verin hiç uğraşmayın çünkü unutmak da insanlar içindir!”
Diğer gezi kitaplarında hep başka yazarların dilinden gittiği yerleri anlatmakta olduğu için kızdığım yazar bu kitabında sanatçıların son zamanlarını geçirdikleri yerleri anlatarak belki de “nasıl unutulmaz olunur ve ölümden sonra da yaşanılabilir” sorusunun yanıtını okurla paylaşıyor.
Nedim Gürsel’in Son Fasıl kitabı, Resimli Dünya, Allahın Kızları, Yedi Dervişler den sonra yeni bir başyapıt.






