Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

8 Mart 2014

Ne Haber

Nerede o eski edebi mekânlar

Faruk Ulay

Paylaş

39

0


Vila-Matas’ın romanında adı geçen ve sanatçılarla birlikte anılan mekânların çoğu kahveler, malum, yeniyetme sanatçının cebindeki para daha ötesine yetişemiyor. Kitabı rehber olarak kullanarak mekânları ziyaret edenler var. İspanyol yazar Enrique Vila-Matas 2003 yılında yayımlanan Paris no se acaba nunca (Paris’in Sonu Yok) adlı romanında Paris’in büyülediği genç bir yazarı anlatır. Doğru dürüst yazabilmek için Paris’ten kurtulamamak gerektiğine inanan ama kentten kurtulamadığı için de istediği gibi yazmayı bir türlü beceremeyen Enrique’nin tek konuşmacı olduğu bir sempozyumda başlar roman. Romanın ana karakteri Enrique, yazar Enrique Vila-Matas’ın çekip çevrilerek romana göre yeniden kurgulanmış halidir. Etkinlik Barcelona’da gerçekleştiğine ve Enrique de kitaplarından konuşacağına göre sonunda fiziksel olarak Paris’ten kopabilmiş ve bir sempozyuma çağrılabilecek denli önemsenmiş bir yazar olabilmiştir, ama aklı Paris’tedir. Konferans, Enrique’nin belleğinde birikmiş anıların çoğunun da Paris’ten kalma olduğunu gösterir bize. Romana yayılacak bu anılar ya doğma büyüme Parisli sanatçılarla ya da kente birkaç yıllığına uğramış yazarlarla rastlaşmalarla başlamış dostluklarla doludur. Rastlaşmaların bir bölümü planlanmıştır; hangi yazarın hangi bara, lokantaya, kahveye gittiği sanat dünyasına adım atmak isteyenlerce bilinir. Buraların havasını solumanın genç sanatçının zihnini açtığına inanılır. Mekâna havasını veren sanatçının masasına oturmak için bir fırsat çıkması beklenir. Sanatçıdan, kentten, mekândan etkilenebilmek için sıralarının gelmesini bekleyen sanatçı adaylarıyla doludur sanatla yakın ilişkiler kurmuş kentler. Listenin başındaki kent hiç değişmez; her zaman Paris’tir. New York, Londra, Dublin, Berlin, Viyana, Prag da öteki demirbaş kentlerdir. Enrique Vila-Matas’ın parodisinde ana karakter Enrique’yi Paris’e götüren, Ernest Hemingway’e olan hayranlığıdır. Hemingway’in yolu da Paris’ten geçmiş ve ardından gelen iki kuşak Amerikalı yazarın Paris’e taşınmasına neden olmuştur. Enrique’nin sanatsal etkilere aşırı susamışlığı ve bir yazar olabilmek için bu etkilerden kendine bir pay düşürme çabası onu ancak yazma konusunda kafası karışmış bir Paris tutsağı yapar. Paris’in sonunun olmadığını anlamayı da erteleyip durur, çünkü kentin sunduğu yaşam ve yarattığı heyecan, yazmakla kazanılacak olandan daha gerçektir, ama kentin sunduğu bu gerçek de sanatçılarla sanatçı adaylarının ortaklaşa yarattığı, ancak anıları süsleyebilecek ve romanlara konu olabilecek bir kurgu-gerçektir. [caption id="attachment_16986" align="aligncenter" width="400"]Albert Camus, Paris'te Café Deux Magots'da Avanti okuyor, 1945 Albert Camus, Paris'te Café Deux Magots'da Avanti okuyor, 1945[/caption]

Vila-Matas’ın romanında adı geçen ve sanatçılarla birlikte anılan mekânların çoğu kahveler, malum, yeniyetme sanatçının cebindeki para daha ötesine yetişemiyor. Kitabı rehber olarak kullanarak mekânları ziyaret edenler var. Birkaç yer sıralayalım: Ernest Hemingway, Scott Fitzgerald ve T.S. Eliot’un müdavimleri arasında olduğu Café de la Rotonde hâlâ açık. Le Dôme Café de duruyor ama balık lokantası olarak hizmet veriyor. Sartre, Rimbaud, de Beauvoir, Camus ve Gidé’in kahvesi Les Deux Magots bugün turistleri ağırlıyor. Magots’nun rakibi Café de Flore da turistlerin uğrak yeri. Bu kahvenin 1994’ten beri genç Fransız yazarların ilk kitaplarına açık bir yarışması var, kazanan yapıta para ödülü verildiği gibi yazar da bir yıl boyunca her gün bir kadeh Pouilly-Fumé beyaz şarapla ödüllendiriliyor. 1923’te açılmış Dingo Bar bugün havalı bir lokanta; kafe/bar olduğu zamanlarda Hemingway’in geceyi kapattığı mekân. Djuna Barnes da lokantaya dönüşmeden önceki son müşterilerinden. Sartre ile de Beauvoir’ın sık uğradığı La Coupole 600 kişiye yetecek masa ve iskemlesiyle Paris’in en büyük kahvelerinden. Montparnasse’da 1847’de açılmış Le Closerie des Lilas’ın müdavimleri Henry James, Lev Troçki, Gertrude Stein. Harry’s New York Bar da Bloody Mary’nin ilk kez içildiği bar; Humprey Bogart ile Sinclair Lewis’in uğrak yeri.

Paris’e yolu düşen edebiyat meraklıları için

[caption id="attachment_16987" align="aligncenter" width="800"]Sartre, Boris Vian ve efli Michelle, de Beauvoir, Café de Flore’da. Sartre, Boris Vian ve efli Michelle, de Beauvoir, Café de Flore’da.[/caption] Zekice kurgulanmış bir romandan söz ederek başlamıştık yazıya. Gerçek kişilerin girip çıktığı, kurgu kişilerle bir araya gelip gerçek mekânlarda kurgu konuşmalara daldığı bir roman. Mekânların gerçek olduğundan eminiz; oraları da ikinci paragrafta sıraladık, Paris’e yolu düşen edebiyat meraklıları dolaşmaktan yorulduklarında sanatla özdeşleşmiş ortamlarda yorgunluk giderebilsinler diye. Bir de iç dekorasyonlarında edebiyatı tema olarak kullanan, adlarına hiçbir romanda rastlamayacağımız ama sanat yapıtlarından ya da yazarlardan esinlenerek kurulmuş mekânlar var. Bu mekânlar da gerçek. Kurgu-gerçek demek daha doğru. Yedi lokantalık bir listemiz var edebiyat düşünerek karın doyurmak isteyenler için: Alice Harikalar Diyarında: Tokyo’da dev bir lokanta. Çeşitli salonlar, her salon başka bir diyar. Les Éditeurs: Paris Quartier Latin’de kütüphaneyle lokanta arası bir mekân. Restau-bibliothèque ya da biblio-restaurant. Yemekler birinci sınıf. Kitaplar sürekli yenileniyor ve yayınevleri tarafından bağışlanıyor. Gogol: Bu lokanta St. Petersburg’da 19. yüzyılda yapılmış bir binada. Biraz lüks. Gogol’ün yaşamıyla bağdaşmayacak ölçüde lüks. Antrede siyah bir palto asılı. Mönüde Gogol’ün yemek üstüne yazdıklarından alıntılar var. Belli ki yemek üstüne düşünmüş bir yazar Gogol; açlıktan öldüğünü unutmayalım. Club Verne: Denizin altında olmasa da Budepeşte’de, Jules Verne’nin apartmandan bozma denizaltısında yemenin zevki başka. Le Jules Verne: Burası Paris’te, Eiffel Kulesi’nde. Adı dışında edebiyatla bir ilgisi yok. Manzara 125 metre yukarıdan Paris olduğu için zaten edebiyat kokuyor. Yemekler muazzam, çünkü lokantanın sahibi Alain Ducasse. Bookbar: Denver’da her daim kalabalık bir aile lokantası. Hem kitapçı hem kahve/bar/bistro olarak hizmet veriyor. Café Kafka: Bu ad restorantörler arasında çok popüler; çeşitli kentlerde birçok Café Kafka var. Ama en Kafkaesk Café Kafka Barcelona’da. Tuvaletine girenlerin kolay kolay çıkamadığı söyleniyor. Hugo Café: Victor Hugo Dubai’de ya da çölde çay. Duvarlarda Sefiller posterleri. Onegin: New York’ta 19. yüzyıldan esintiler. Puşkin’in Yevgeniy Onegin romanının içindesiniz.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yüz Yıllık YolculukFaruk Ulay
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

27 Ocak 2026

Natalie Haynes ile Hayatındaki Kitapla..

Okumaya dair en erken anım Russell Hoban’ın yazıp Lillian Hoban’ın resimlediği Harvey’s Hideout. Harvey, kız kardeşinin korkunçluğundan şikayetçi olan bir misk sıçanı. Ama kız kardeşi Mildred da ona karşı aynı şeyleri hissediyor. Bu kitabı okuduğumda san..

Devamı..

Uyanmanın Yanıcığı

Tuğçe Vural

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024