Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

10 Ocak 2017

Edebiyat

Olmak ya da Olmamak

Hakan Günday

Paylaş

46

0


Nedeni ne olursa olsun, yazarak düşünenlerin intiharlarında bir ortak nokta varsa, o da hayatlarına, kurdukları herhangi bir cümle gibi son vermeleri olabilir. Bitmesi gerektiği için. Yeterli olduğu için. Ya da anlatacak bir şeyleri kalmadığı için…
Hakan Günday
Dünyanın bütün dillerinin bütün sözlüklerinde yer almasına rağmen tanımı sadece tıbbi açıdan yapılabilen, dolayısıyla ardında dev bir kara delik gizleyen “ölüm” kelimesi, yazarak düşünenler için daima bir ilham kaynağı olmuştur. Öylesine gizemli bir ilham kaynağıdır ki, içeriği, her şeye ve herkese göre değişir. Gözlemcinin, sonucu belirleyen değişkenlere dahil olduğu bir laboratuvar deneyi konusuna benzer. O an alınıp verilmekte olan nefesin rengi de, içine doğulmuş olan toplumun kültürü ve dini inançları da ölümün anlamını belirlemek için yanıp tutuşur. İnsanlık tarihi, bir açıdan, ölüme anlam verme yarışmasıdır. Kimin öne sürdüğü anlam daha çok taraftar toplarsa, otorite olmaya en yakın kişi ya da topluluk o olur. “Cennet ve Cehennem” savı, günümüzde, bu maratonun ilk sırasında koşar, ancak ipi kimin göğüsleyeceği bilinmediğinden, şimdilik her şey geçicidir. Kalıcı olansa yarıştır. Dolayısıyla yazarak düşünen kişi, ölüm adlı bilmecenin çekiciliğine er geç kapılır. Yaşadığı sürece ardına geçemeyeceği kapıda çaresizce bir anahtar deliği arar. Sırf o kapının ardına ilişkin en küçük bir bilgi edinebilmek adına… Ancak, kapı öylesine mühürlenmiştir ki ne bir ışık sızdırmaktadır ne de ardında her ne varsa, gölgesi, hayat zeminine düşmektedir. Kapıya dayanan kulak ve burunlar, sessiz ve kokusuz biçimde geri dönmekte, hayat ölüm geçirmemektedir. Sırrını ölümlülerle paylaşmamakta kararlı olan ölüm, bütün bu nedenlerden dolayı bir vakum merkezidir. Yüksek bir güverteden bakılan okyanusun, izleyeni kendine çekmesi gibi, ölüm de hakkında düşünenleri, o ünlü hikâyedeki sirenler gibi çağırır. Ve yazarak düşünenler, Ulysses gibi teslim olur bu çağrıya. Uçuşarak giderler, hayatın bittiği ve kim bilir neyin başladığı yere… İntihar ederler… Önce yazarlar: Hayatı. Sonra da son verirler: Hayata. Belki de kendilerine… Adları, yaşları, dilleri… İstatistik hepsi. Onlardan geriye kalan tek şey: Bir soru: Olmak ya da olmamak. Hepsi bu. İntihar kadar intihar nedeni olsa da içlerinden bazıları, her şey ve herkes olmakla ilgilidir belki de. Her şey ve herkesin hikâyesini anlatabilmek için her şey ve herkes olmakla ilgili. Her şey ve herkesin aralıksız çıkardığı o gürültüyü, zihinlerinde yankılanan o daimi paraziti susturmak için. Uyumak yetmediğinden, rüyalar ve de kâbuslar uyuyanın peşini bırakmadığından, hayat eksik geldiğinden… Ve bunlara, romantik intihar denir. Bazıları da hayat ve ona ilişkin her şey büyüsünü yitirdiğinden intihar eder. Yaza yaza, düşüne düşüne hayat ve ona ilişkin her şeyin o büyülü cilasını kazıyıp mat gerçeğe ulaşmalarının bir sonucudur. Hayatı yazdıkça hayattan soğumakla, hayatı düşündükçe hayatla aradaki mesafenin açılmasıyla ilgilidir. Yazarak düşünmenin getirdiği soğukkanlılıkla ilgili. Kalp sadece kalptir; beyin sadece beyindir; hayat sadece hayattır, demekle ilgili… Ve bunlara, mekanik intihar denir. Nedeni ne olursa olsun, yazarak düşünenlerin intiharlarında bir ortak nokta varsa, o da hayatlarına, kurdukları herhangi bir cümle gibi son vermeleri olabilir. Bitmesi gerektiği için. Yeterli olduğu için. Ya da anlatacak bir şeyleri kalmadığı için… Bir edebiyatçı için intihar, noktalama işaretinden başka bir şey değildir aslında. Dolayısıyla, olmak ya da olmamak, her ne kadar bütün mesele olsa da, en nihayetinde teknik bir meseledir. Bir estetik meselesi... Ve ister romantik, ister mekanik olsun, bunlara, nokta intiharı denir. Ne de olsa, edebiyatçı, noktayı nerede koyacağını, bir hikâyeyi ne zaman bitireceğini bilendir. Ancak bir de hayatta kalanlar vardır. Sabırla doğal ölümü bekleyenler. Ve onlara da bilmezden gelenler, denir.

Resim: Edouard Manet

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Nokta ile VirgülSemih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nurhan Şahinkaya

1 Aralık 2025

Carver Bowlby ile Tanışmış mıydı?

Buz kovası kadar soğuk, kadeh kadar kırılgan. Bir mutfak masası etrafında dört kişi, öğleden sonra, ışık hâlâ güçlü ama insanın içini ısıtmayan türden. Aşk Konuştuğumuzda Ne Konuşuruz. Basit gibi görünen bir sohbetle başlar öykü, adım adım ilerleyerek insanın iç kara..

Devamı..

Cynthia Ozick ile Hayatındaki Kitaplar..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024