Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Temmuz 2023

Edebiyat

Oscar Wilde Estetiği-Sanat ve Eleştiri

Burcu Alkan

Paylaş

0

0


Parçası olduğu toplumsal gerçeklikte sahici, samimi, doğal olan ile poz, sahte, performans olan arasında neyin doğru ya da gerçek olduğunu sorgulayan Oscar Wilde için elbette tiyatro biçilmiş kaftandır.

Sanat sanat için midir, yoksa halk için mi? Oscar Wilde estetiği üzerine yazılacak bir yazıya elbette ki olası en klişe sorulardan biriyle başlanabilir. Oscar Wilde klişelere bayılırdı. Hatta bütün bir toplumsal eleştirisini klişeler üzerine kurmakla kalmamış, bunu yaparken Britanya edebiyatına yepyeni klişeler de kazandırmıştır. “Sanat sanat için midir, yoksa halk için mi?” sorusunu klişeleştiren şey ise ne sorunun kendisindedir ne sıkça soruluyor olmasında. Sorunun temel sorunu tartışmanın çoğu zaman tüm incelik ve karmaşıklıklarından ayıklanarak sunulmasında saklıdır. Konu şımarık bir bencillik ile ahlaki ya da siyasi bir popülizm arasına sıkıştırıldığında ezber cümlelerle doldurulan klişeler elbette ki kaçınılmaz olacaktır.

Halbuki Oscar Wilde’ın önde gelen isimlerinden olduğu Estetizm hareketinin “sanat sanat içindir” şiarı genel kabulün aksine basit bir Hedonizmden çok daha fazlasıdır. Gerçi görünüşte Wilde için Hedonizmden daha fazlası yoktur, olmasına gerek de yoktur. Onun düşünsel ve yaratıcı dünyasında Hedonizmin estetiği ve estetiğin Hedonizmi birbirinden ayrılmaz. Yine de Wilde’ın estetiğinin özgünlüğünün ne olduğunu ve onu nasıl “kurguladığını” anlayabilmek ve kurgunun tüm klişelerine rağmen tartışmanın klişelerine düşmemek için kurguyu oluşturan parçaların izini sürmek gerekir. Başlangıç için birbiriyle ilişkili iki ana hattan ilerlenebilir: 19. yüzyıl İngiliz entelektüel ve sanat dünyasındaki Yunan etkisi ve Victoria döneminin katı ahlakçılığının katmanlarını belirleyen sınıf yapısı.

İngiliz Estetizminde sanatın varoluşu yüceltilmiş bir güzellik kavramı üzerine inşa edilmiştir ve bir eserin “estetik” nitelikleri sanatsal değerini belirler. Bahsi geçen “güzellik” kavramı ve ona ulaşma arzusu Sanayi Devrimi’nin “çirkin” ilerleyişine bir tepkidir. Bu açıdan dönemin Romantizm akımından beslenmektedir ve akımın imge, içgörü, öznellik gibi niteliklerini bünyesinde barındırır. Bununla beraber Victoria döneminin katı ahlaki değerler dünyasına ve sanatın işlev/fayda/görev odaklı olması beklentilerine de karşıttır. Estetistler yaşamın ve sanatın estetiğini her şeyden önce koyar ve dünyanın duyularla deneyimlenmesindeki hazza odaklanır. Buradan çıkan Hedonizm duyuların ve deneyimlerin rafine edilmesine ve yaşamın kendisinin de estetik bir anlayışla şekillenmesine yöneliktir. Estetizm, güzel olanın mükemmelliğinin ilhamını ise Yunan geleneğinden alır. Fakat bu ilham Neoklasikçilerin peşine düştükleri Aydınlanmacı mantığın aksine duyulara, tutkulara, özgürlükçülüğe ve bunların bir uzantısı olarak da cinsel akışkanlığa açılır.

oggito oscar wilde

Oscar Wilde özellikle Dorian Gray’in Portresi’nde bahsi geçen çok katmanlı estetik tavrın imkânlarını kendi özgün ve iddialı üslubuyla incelikle işlemiştir. Hayran olduğu Yunan kültürünü ismiyle müsemma1 Dorian’ın idealize edilmiş saf güzelliğinde yüceltmiş, karakterin özellikle “portre”den önceki haliyle neredeyse androjen bir erotizm yaratmıştır. Romanın olay örgüsünü oluşturan Faustyen kurgu ise hareketin Romantik kanadının Alman Romantizmiyle ilişkisini göstermektedir. Lord Henry farklı örnekleri yazarın oyunlarında da sıklıkla görülen eğlenceli, baştan çıkarıcı, kendi kutsalları olmadığı gibi toplumun kutsadıklarını da değersizleştiren bir karakterdir. Müstehzi kibri ile hedonist, Dorian’da gördüğü gençliğin güzelliğine yaptığı vurgu ile estetisttir. Faustyen anlatının Mefistofeles’i olarak Dorian’ı yoldan çıkarandır.2 Yine onun genç güzelliğine hayran olan Basil’in “aşk”la yaptığı portre ise Dorian’ın Hedonizmden Dekadansa geçişine önayak olur.

Dorian’ın eril olmayan arı güzelliği ve başta Basil olmak üzere çevresindeki insanlarda bıraktığı büyüleyici etki, eşcinselliğin o zamanlar yasak olduğu Britanya’da sanat ve edebiyat eserlerindeki homoerotizmin ve sınırları keskin olmayan akışkan bir cinselliğin ifadesidir.3 Dorian’ın portresi ebedi gençlik ve güzellik ile kötücül bir çirkinliği, Romantik ve Hellenistik idealler ile Victoria döneminin köhnemiş ikiyüzlülüğünü bir ayna yansımasında karşı karşıya koyar. Genellikle Wilde’ın bu karanlık estetik tavrı eşcinselliği ve sansasyonel hayatı ile ilişkilendirilir. Halbuki yazarın bu tek romanı hayatının ve yazarlığının iki ana dönemi arasındaki geçiş metnidir. Wilde 1890 yılında tefrika edilen ve 1891’de kitap olarak yayımlanan Dorian Gray’den sonra Victoria dönemi eleştirisi yaptığı komedilerini yazmaya başlar ve asıl bu dönemde sanatıyla tiyatro sahnesinde parlarken hayat tarzıyla dikkatleri ve tepkileri üzerine çeker.

Züppe Oscar Wilde oyunları ve tavırlarıyla “eğlenceli”dir ama bu eğlendirici olma halinin toplumdaki karşılığı kuvvetli bir kin ve ötekileştirme barındırır. Wilde bu karşılığın farkındadır, baskın toplumsal ahlakçılığın ikiyüzlülüğünün ifadesi olarak kaçınılmaz olduğunu da bilir. Hatta oyunlarıyla ve oyunlarında bu tavırların ortaya dökülüp ifşa olmalarını cesaretlendirir. 1892’de Leydi Windermere’in Yelpazesi ile başlayan popüler Viktoryen oyunlarında çevresindekilerin “portre”deki yansımalarını komikliklerle teşhir ederken hicvinde fazladan bir boyut vardır. Özellikle üst sınıfların kibirli benlik algılarını ve tepeden bakan tavırlarını eleştirdiği bu oyunlarla yine aynı sınıftan olan ve kendisinin de dahil olduğu ayrıcalıklı çevreden izleyicilerini kendilerine gülmeye zorlar.

osvar wilde oggito

Oscar Wilde, eleştirisini Viktoryen dünyanın dinamiklerinin en açık şekilde ortaya döküldüğü toplumsal cinsiyet ilişkileri üzerinden sunar. Evlilikler, bekarlıklar, evliliğe çıkan yollar ve evlilik öncesi ritüeller üst sınıfların varoluşlarını ve o varoluş içindeki kadın-erkek rollerini nasıl kurguladıklarıyla dalga geçmek için ideal alanlardır. Bu rollerin sahnesi ise “sezon”una göre Londra’da sosyetik bir ev ya da şehir dışındaki büyük bir kır evidir. Karakterler bir görüşme, toplantı ya da partide bir araya gelir ve aralarındaki sosyal dans başlar.

Oscar Wilde’ın oyunlarında hicvettiği bu sosyal dans ait olduğu toplumsal sınıfın kişisel ilişkilerindeki aleni performanstır. Bu performansı teşhir etmek için kullandığı klişeler, bol sataşmalı diyaloglar ve elbette en az bir hazırcevap karakter Oscar Wilde oyunlarını -Wildeyen yapar. Örneğin İdeal Bir Koca’daki “Londra’nın en aylak adamı” Lord Goring evresindekiler arafından “tehlikeli” bir şekilde eğlendirici olarak görülür, çünkü herkesin performans olduğunu bildiği tavırların ikiyüzlülüğünü zekice cümlelerle alaya alır. Bunu yapmak için de klasik bir Wilde numarası olan tersyüz edilmiş, kıvrak ama içi boş ifadeler kullanır. “Hiçbir şey hakkında konuşmayı” çok sever, çünkü hakkında konuşabildiği tek şeydir. “Siyasi partilere bayılır”, çünkü “siyaset konuşulmayan” tek yerlerdir. Birilerini “dinlemek” ise tehlikeli bir şeydir, çünkü dinlerseniz “ikna edilebilme” ihtimaliniz vardır ve “bir tartışmayla ikna olan kişi” kesinlikle makul biri değildir.4 Bu zekice alay kendini beğenmiş bir ukalalığın ürünüdür. Lord Goring herkesin bildiğini söyleyecek cesarete sahiptir, fakat cesareti narsistik bir kibirden gelir.

Wilde’ın oyunlarında erkekler genelde biraz aksesuvardır ve havalı laflarla “sahnede” arz-ı endam ederler. Asıl mesele kadınların etrafında döner: yaşlı matriarklar, evlilik çağında doğru performanslarla doğru erkeklere kavuşan genç kızlar, Viktoryen değerlerin ideal temsilcisi iyi kadınlar ve yanlış yolu seçmiş kötü kadınlar vb. Tüm bu tipler Viktoryen dönemin toplumsal cinsiyet tanımlamalarının olağan tezahürleridir. Oscar Wilde’a özgü olan ise günümüzdeki haliyle eşitlikçi olmasa da, bahsi geçen toplumsal temsillerin ve onları mümkün kılan imkânların eleştirisini yapıyor olmasıdır. Wilde’ın kibirli hicvi, epigramlarla bezeli diyalogları ve klişelerle dolu kadın dünyası devrimci değildir ama kendince yöntemleriyle yeteri kadar (en azından onun başını belaya sokacak kadar) etkilidir. “Sanat sanat içindir” derken herhangi bir görev sorumluluğu olmaksızın toplumun köhnemiş değerlerinin eleştirisini yapar.

Ocar Wilde Londra Sosyetesi’ndeki Truva atıdır ve elbette ayrıcalıklarıyla yine de onlardan biridir. Oyunlarında karikatürize ettiği tipolojiyle tanık olduğu dünyayı absürde doğru dikiş yerlerinden zorlar. Müstakbel eşlerinin isimlerinin Ernest olmasını adayların kendilerinden daha çok önemseyen, yanlış sandviçler ve çaya atılan fazladan şekerlerle birbirleriyle pasif agresif rekabet eden kadın karakterler ahlakın adabımuaşereti değil, adabımuaşeretin ahlakı şekillendirdiği bir dünyanın temsilcileridir.5 Bu bağlamda Oscar Wilde’ın sınıf eleştirisi tavır ve ahlak arasındaki dinamiğin bir parçasıdır. Sosyetenin savunduğu ahlakçılık da, orta sınıfın övündüğü çalışma etiği de “modern icat”lardır.

Parçası olduğu toplumsal gerçeklikte sahici, samimi, doğal olan ile poz, sahte, performans olan arasında neyin doğru ya da gerçek olduğunu sorgulayan Oscar Wilde için elbette tiyatro biçilmiş kaftandır. “Gerçek” hayatta aslında herkesin üzerine düşen rolü oynuyor oluşu herkesin bildiği bir sırken, tiyatroda göstere göstere rol yapmak daha sahici ve dürüsttür (earnest). Bu açıdan bakıldığında oyunlarındaki toplumsal eleştiri ve o eleştirinin algılanışı arasındaki yansıtmalı dinamik de oldukça ilgi çekicidir. Eleştirdiği sınıflar onun oyunlarındaki yansımalarına gülerken –ki oyunları çok popülerdir– neye güldüklerinin farkındadırlar. Gülmemek kendinden emin benlik algılarını ve duruşlarını şüpheye düşüreceği için gülmeye ve alkışlamaya devam ederler. Ama kahkahalarının ardında onları bu çetrefil duruma sokan ve zaten bilinçli bir şekilde kendi kendini ötekileştirdiği için ulaşamadıkları kişiye ve onun kibrine karşı bilenen ahlaki bir kolektif vardır. Tökezlemesini beklerler, tökezleyeceğini bilirler. Alfred Douglas davası ve Oscar Wilde’ın 1895’te tutuklanmasına kadar kibirlerin çatıştığı bu tehlikeli dans devam eder. Sonrası malum.

oscar wilde oggito

Ve Oscar Wilde tökezler. Oğlu Lord Alfred Douglas’la aralarındaki ilişkiden rahatsız olan Queensberry Markisi John Douglas’ın kendisine bıraktığı karta “Pozcu Oğlamcı Oscar Wilde’a” (“To Posing Somdomite, Oscar ilde”)yazmasınabozulan -Wilde arkadaşlarının uyarısına rağmen Marki’ye dava açar.6 Nitekim eşcinselliğin suç olduğu bir hukuki sistemde bu “onur kırıcı hakaret” aynı zamanda bir “iftira”dır. Fakat hakaret amaçlı yazılmış olsa da iftira olmadığı için Marki aklanır. Daha kötüsü Marki’nin savunmasında kullandığı kanıtlar sadece davayı düşürmez. Yazarın eşcinsel olduğunu da teyit etmiş olur. Böylece Oscar Wilde eşcinsellikten ve “ahlaka mugayir” davranışlardan tutuklanır. Tökezlemiştir, kendini bir bakıma “dokunulmaz” gördüğü için büyük bir hata yapmış ve bulunduğu zirveden tepetaklak aşağı indirilmiştir. Hapisten çıktıktan sonra Paris’te sürgün hayatı yaşar. Sağlığını ve varlığını kaybetmiştir. 1900’de bir otel odasında öldüğünde kırk altı yaşında ve beş parasızdır.

Hayatını kamuya açık bir sanat eseri olarak kurgulayan yazarın sansasyonel tarzı bugün bile entelektüel birikimini gölgelemektedir. Halbuki Oscar Wilde kendisinin de poz vere vere gösterdiği sansasyonel züppelikten çok daha fazlasıdır. Dublin ve Oxford’da Klasik Filoloji eğitimi (Antik Yunan ve Roma) almıştır. Hatta çok başarılı ve ödüllü bir Klasikçidir ve az kalsın akademisyen olacaktır. Ama bir İngilizden bile daha İngiliz olabilmiş bu “garip/kuir” (queer) İrlandalı, akademi için biraz fazladır.

Oscar Wilde’ın Yunan geleneğine dair bilgisi ve hayranlığı sadece sanat anlayışında ve cinsel eğiliminde ortaya çıkmaz. Yunan ilhamıyla kurguladığı Estetizm anlayışı entelektüel tavrını da önemli bir biçimde belirler. Edebi metinlerinde yaratıcı üslubundan ödün vermeden toplumsal pratikleri eleştirirken, eleştiri metinlerinde de estetikten vazgeçmez. Ona göre eleştirel bir metnin aynı zamanda yaratıcı ve estetik olmaması için hiçbir neden yoktur. Yunan geleneği düşünsel ve sanatsal pratikler için idealdir, çünkü orada birlikte varolabilirler ve birbirlerini beslerler. Platon’un Diyaloglar’ını model alıp kendi mizahi üslubuyla taçlandırdığı “The Critic as Artist” (Sanatçı Olarak Eleştirmen) başlıklı makalesinde şöyle yazar:

"Sonuçta Yunanlara borçlu olduğumuz başlıca şey nedir? Kısaca eleştirel ruh. Din ve bilim, etik ve metafizik, siyaset ve eğitim meselelerinde kullandıkları bu ruhu sanata dair meselelere, hatta iki en yüce ve üstün sanata da uyguladılar. Böylece bize dünyanın gördüğü en kusursuz eleştiri sistemini bıraktılar."7

Wilde’ın “iki en yüce ve üstün sanat” olarak hayat ve edebiyatı (“hayat ve hayatın mükemmel ifadesi”) gösterdiği bu çalışması estetist felsefesini en detaylı biçimde tartıştığı metinlerinden biridir. Ayrıca bu metin bahsi geçen estetist felsefesini tonu ve üslubunda da etkileyici bir şekilde uyguladığı için önemlidir. Gilbert ve Ernest karakterlerinin diyalogları sanatın sanat için oluşunu ve eleştirinin de estetik bir edim olduğunu birbirine eklemler. Wilde bu entelektüel münazarayı kurgularken İngilizcenin tüm zenginliğinden ve inceliklerinden yararlanmıştır. “Sanatçı Olarak Eleştirmen” sadece zekice tartışmalarıyla Estetizmin önemli bir metni değil, gerçek anlamda “güzel” yazılmış bir metindir.

Sanatın sanat için olması özgürlükle doğrudan ilişkili bir tavırdır. Birilerinin sanatı bir işlevle ilişkilendirmeden tahayyül edemedikleri için ona görevler yükleme arzusuna karşı bir başkaldırıdır. Terry Eagleton’ın sıklıkla –Tanrı’yla da özdeşleştirerek– söylediği gibi sanatın kendi varlığı, kendi varoluşu dışında başka hiçbir var olma nedeni ya da amacı yoktur. Sanatın kendini ya da varoluş nedenini kanıtlamak gibi bir zorunluluğu da yoktur. Böylesi bir beklentinin bekleyenin kendi kişisel eğilimlerini sanata yansıtması olduğu düşünülebilir. Oscar Wilde “iki en yüce ve üstün sanat” olarak hayat ve edebiyatı tam da böylesi bir kendi varoluşunda anlamlı olma hali üzerinden estetize eder. Sanat sanat içindir ve hayat sanattır.

Hayatın katı ve köhne kurallarla tanımlandığı ve kişilerin bile bile o tanımlar doğrultusunda aynı sahteliğe ayak uydurduğu durumlarda sahnenin dışına çıkıp bakabilmek önemlidir ve görüneni gösterebilmek için absürd, abartı ve hiciv en etkili yöntemlerdendir. Oscar Wilde hem hayat tarzıyla hem eserleriyle kendine yer olmadığı aşikâr olan bir toplumda takındığı abartılı, alaycı ve huzur bozucu tavırla sanat ve estetik dışındaki tüm değerleri hiçe sayar. Kimine göre bu sinizmdir. Ama Wilde’ın hedef aldığı kitle söz konusu olduğunda bu alışıldık bir sinizm değil, zaten eleştirdiği ikiyüzlülüğün aynadaki yansımasıdır. Ahlak kişiye nefes aldırmaz ama kendisi de kendi ikiyüzlülüğünde boğulur haldeyken Wilde’ın hedonist estetiği bir eleştirel başkaldırıdır. 

1 Dorian Antik Yunan halklarından birinin ismidir.

2 Daha önce Dorian Gray’in Portresi ve Faustyen anlatılar ilişkisini farklı açılardan incelemiştim. Bkz. “Faustyen Anlatıların İzinde Ölümsüzlük Arayışı: Bir Varoluşsal Epistemoloji Modeli Olarak Edebiyat” (2019) ve “Faust Anlatılarında Ölümsüzlüğün Bedeli, Ölümün Mekanları” (2014).

3 Homoerotizm Britanya edebiyatında ve sanatında, özellikle estetistler ve modernistler arasında önemli bir temadır. D.H. Lawrence ya da E.M. Forster gibi yazarların metinlerinde Henry Scott Tuke ya da Keith Vaughn gibi ressamların tablolarında önemli bir yer tutar.

4 Oscar Wilde, “An Ideal Husband”, Complete Works of Oscar Wilde, Oakshot Press, 2016 (e-kitap).

5 Oscar Wilde, “The Importance of Being Earnest”, Complete Works of Oscar Wilde, Oakshot Press, 2016 (e-kitap). “Earnest Olmanın Önemi” anlamına gelen bu başlıktaki “Earnest”, Ernest haliyle bir erkek ismi olmakla beraber samimi, dürüst, ciddi gibi anlamlara gelmektedir ve metindeki temaları Wildeyen bir kelime oyunuyla destekler.

6 Terry Eagleton, Oscar Wilde hakkında yazdığı Aziz Oscar oyununda Wilde’ın mahkeme savunmasına Marki’nin “sodomite” yazarken yaptığı hatayı da (somdomite) ekler ve Wilde’ın estetist hassasiyetini bu dil hatası üzerinden kurgular. Eagleton’ın yazarınkine oldukça yakın bir üslupla yarattığı karakter hem iyi bir Oscar Wilde okuması hem de başarılı bir Oscar Wilde temsilidir.

7 Oscar Wilde, “The Critic as Artist”, Complete Works of Oscar Wilde, Oakshot Press, 2016 (e-kitap). Çeviri bana ait.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Anlam ve AnlamakKardelen Ayhan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Christine Estima

20 Eylül 2025

Kafka’nın İlk Çevirmeni: Milena Jesenská

“Henüz var olmayan bir şeyi, ancak ona tutkuyla inanırsak yaratabiliriz."1920’li yılların Viyana’sı günümüzün kozmopolit Viyana’sı gibi değildi. I. Dünya Savaşı sona ermiş, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökmüş,  bu acımasız savaşın yarım bıraktığı işi 191..

Devamı..

Sapanca’da Doğa Yürüyüşü Yapılabilecek..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024