Özge Baykan • Baloncukkent
11 Ağustos 2018 Öykü

Özge Baykan • Baloncukkent


Twitter'da Paylaş
0

Sabun köpüğünü üfleyip boyu boyuna huyu huyuna bir baloncuk yaptı. Baloncuk o kadar mükemmel oldu ki, hiç kırılmadı, hiç patlamadı. Kimse de patlatamadı. Işıkla birlikte bir ara gökkuşağı renklerine de büründü. Böylece Sakin 144 yaptığı baloncuğun içine girdi ve bir daha da hiç çıkmadı. Bu iş ilk kez birkaç yıl önce gerçekleşti.

Baloncukkent’in iki yüzü aşan sakini hayatını bu tip saydam baloncukların içinde sürdürüyor. Baloncuklar, yürürken, otururken, çalışırken, uyurken onları soğuktan, sıcaktan, hiddetten, şiddetten, tozdan, kirden koruyor. Onların bu esnek baloncukları incelmiyor, kalınlaşmıyor, yıpranmıyor; gıcır gıcır kalıyor. Arada ışık kırılmalarıyla gökkuşağı renklerine bürünüp sonra yine saydamlaşıyorlar. Baloncuğunun içinde kişi, saydamlığın arasından herkesi görebiliyor herkesi duyabiliyor ama görüntüler ve gürültüler ancak ve ancak baloncuğun süzgecinden geçtikten sonra içindekine ulaşıyor. Böylece baloncukla sarmalanan kişinin kulağı hasar görmüyor, derisi gerilmiyor, gözleri yanmıyor, nabzı saçmalamıyor.

Baloncukkent’i bilmeyenler, yani kentin pembe sıva villalarının teknolojisinden, çivit mavi aynalı apartmanlarının güvenliğinden ve beyaz IKEA sandalyeli kafelerinin leziz espressosundan haberdar olmayanlar sakinlerin bu baloncuklu halleriyle ilk karşılaştıklarında genelde epey bir şaşkınlık yaşıyor. Baloncuklara anlam veremeyenler, korkup çekilenler, dalga geçenler, şakayla karışık patlatma tehdidi savuranlar, gerçekten patlatmaya çalışanlar çok oluyor. Ama Baloncukkentliler artık baloncuklarına dair tüm olası soru ve yanıtları ezberlediklerinden tepkilere her zamanki gülümsemeleriyle sakince karşılık veriyor. Sonra zaman içinde alışılıyor ve unutuluyor – sanki Baloncukkent sakinlerinin etrafında herhangi bir baloncuk yokmuş gibi davranılıyor. Ara sıra, özellikle de Baloncukkentlilerin çalıştığı ofislerde, konuyu açan, mevzubahis sakine baloncuğunu en başta nasıl şişirdiğini, içine nasıl girdiğini, nasıl oluyor da baloncuk patlamıyor’u soranlar oluyor ama bu kişilerin de bu soruları ofis yaşamının gündelik sıkıntısına karşı sohbet açmak amacıyla sordukları bilindiğinden bu tip baloncuk yorumları fazla önemsenmiyor. Ya da Baloncukkentliler bu soruları da her zamanki gülümsemeleriyle karşılıyorlar diyelim.

Bazen köpüklü baloncuklarının içinde Baloncukkentlilerin kimseyi işitemediğini sananlar oluyor ve bu kişiler baloncuklularla konuşmaktan kaçınıyorlar. Böylece Baloncukkentliler baloncukları sayesinde günde binlerce sözcükten tasarruf edebiliyor. Ama bazen, baloncukluların baloncuklarının içinde nasılsa kimseyi işitemediğini düşünüp kendi aralarında durmaksızın fısır fısır konuşanlar da olabiliyor. Böylesi kişilerin yanında gereksiz sözcüklerden kaçmak mümkün değil ama neyse ki baloncukların mükemmel izolasyonu sayesinde konuşmalar fonda fazla rahatsızlık vermeyen açık bir televizyon sesine dönüşerek saf dışı ediliyor ve bu şekilde aşırı sinir gerginliklerinden saatlerce uzak kalınabiliyordu.

Baloncukların korunaklılığı sadece sesle de sınırlı değil. Değişik renk ve koku efektleri var. Örneğin Sakin 23’ün baloncuğu koyu renkleri açıyor, çok açıkları koyultuyor. Sakin 190’ınki görüntüleri buğulandırıyor. Sakin 56’nınki hafif bir parfüm yayıyor ve her daim çevresine güzel kokular bırakıyor. Böylece Baloncukkentliler hep parfüm kokluyor, güzel renkler ve hoş manzaralar görüyorlar. 

Baloncuklar ani patlamaları ve çığlıkları filtreleme özelliklerine de sahip. Böylece korkuya ve üzüntüye yol açan fiziksel etmenler geciktiriliyor ve azaltılıyor. İncelikle öğütülen görüntü ve sesler bir fon müziği gibi ölgünleşip pudralaşırken Baloncukkent sakinleri de hiç rahatsız edilmeden kitaplarını açıp okuyabiliyor, istediklerini düşünebiliyor, giyebiliyor ve yiyip içebiliyorlar. 

Baloncukkent’e girip de çıkmak isteyenlerin sayısı, girip de hiç çıkmak istemeyen ya da girip de bir türlü çıkamayanlar kadar çok. Bir yandan da Baloncukkentlilerin her daim bir baloncuğun içinde yaşadıklarını sürekli hatırlamaları mümkün değil. Baloncuğun içine girmek diş fırçalamak, su içmek ya da kapı kilitlemek gibi bitirildiği anda unutulup üstüne fazla düşünülmeyen bir eylem çünkü. Baloncuk içinde yaşayanların arasında sürekli olarak baloncuk içinde yaşadığının bilincinde olanlar elbette mevcut. Ama Baloncukkent’te baloncuksuz nasıl yaşanacağını tahayyül bile edemeyen anneden-babadan-öyle-görmüş pek çok genç de yok değil. 

Oysaki baloncuklar aslında o kadar kolay patlatılabilir ve yeniden şişirilebilir ki. Hiç zor değil. Hem Baloncukkent’ten hem de Baloncukkent’e kolayca taşınılabilir. Baloncuklar da değiştirilebilir; farklı sürelerde farklı amaçlar için kullanılabilir. Bütün bunlar yapılabilir. Ama yapılmıyor. Girenler kolay kolay çıkamıyor, çünkü baloncukların içi çok konforlu; çıkanlar da kolay kolay giremiyor, çünkü baloncukların içi çok konforlu. 

Bizim Sakin 144 mükemmel baloncuğunun içine girdi gireli biraz değişti. Kulakları, burnu, gözleri ve kalbi törpülendi. Kalp atışları yerine geldi. Korkuları azaldı. Gündemi de değişti giderek: Konuları, konuştukları balonuna saklandı. Hatta daha ziyade balondan, baloncuklardan konuşmaya başladı. İstiridye içinde bir inci tanesi oluverdi. Kabuklarını sımsıkı sıktı. 

Ona çok imrenen var. “Ben de bir baloncuk bulup içine gireyim,” diyen çok var. Hor gören de çok var. “Erkeksen çık o baloncuğunun içinden,” deyip canını sıkıyorlar. Tehditler savuruyorlar.

Ama Sakin 144, yumuşacık bir battaniye gibi üstünü örten pembe pamuk helva baloncuğunun içinde hiçbir aşağılanmaya aldırış edecek gibi değil. Tozdan gazdan etkilenmeden açıp gazetesini okuyor. Ofisine gidip geliyor. Arabasında müzik dinliyor. Sonra eve geliyor, kapıyı kitleyip dinleniyor. Film izliyor, bulaşık yıkıyor, yıkanıyor. 

Baloncukkent sakinleri, tıpkı Sakin 144 gibi ya da Sakin 53 gibi ya da Sakin 75 gibi hayatlarını baloncuk içinde buna benzer biçimlerde sürdürüyor. Derileri çitlerle çevrili, gözleri bir akvaryumun içinden bakan balık. 

Yerçekiminden bağımsız Baloncukkent, işte kalın derili kentlilerinin huzur ve refah düzeyindeki yüksekliği hep bu özverili baloncuklara borçlu. 

Pat!


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR