Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

2 Haziran 2023

Kitap

"Sevgi ve (kalp şeklinde) Umutla..."

Evrim Sayın

Paylaş

0

0


Arkadaşlığa, aileye, doğaya, aidiyet hissine, duyguların tümüne, çocukluğa, evrenin bütünlüğüne dair çok şey bularak okudum.

Son Ayı'da yakaladığı başarıdan sonra Hannah Gold'un ismini yeniden duyuyoruz. İsmini yeniden duyurmayı başaran Hannah Gold'u bu kez de Balina'sıyla okuyoruz. Kayıp Balina adlı eseriyle yeniden genç okurun karşısına çıkan yazar, bu kez bizleri okyanusun karanlık sularına davet ediyor.

İnsanın, evrenle-hayvanla-doğayla ilişkisi üzerine derinlikli sorgulamalar yapmayı gerektirecek eserler veriyor Gold. İki eserinde de hikayesine konu ettiği hayvanlar her zaman rastlayacak olduklarımızdan değil. Hem çok büyükler hem de varlıkları tehlikede. Yazar, insan eliyle doğanın çeşitli kötülüklerle tahrip edilmesi üzerinde özellikle duruyor. Bu kötülüklerin bilgisini vermesinin yanı sıra bu kötülüklerin karşısına çare olarak yine insanı koyuyor. Yarattığı karakterler, çevre aktivizmi içinde olan gençler ve bu gençlere destek veren yetişkinleri. Romandaki Marina karakteri, balina izleme turları düzenleyen Birch'ün kızı. Birch de kızı Marina da okyanusu incitmemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Gördükleri balinaları sayıyorlar ve kaydediyorlar. Yazar Gold, gerçekte de aktif olan bir link veriyor kitapta. Bu link, balinaları izleyen insanların çektikleri fotoğrafları yükledikleri ve saydıkları balinaları kaydettikleri bir alan. Böylelikle hayvanların varlıkları takip edilebiliyor. Genç okurları aktivizme davet etmesi bakımından da oldukça heyecan verici bir yöntem olmuş.

timaşHayvanları kedi ve köpekler olarak sınırlamamış olmasını da önemsiyorum çünkü hayvanlar içerisindeki bu iki türle uzun zamandır sıkı bir iletişim halindeyiz. Her an, her yerde görebiliyoruz onları. "Daha sık karşılaştığımız türlere daha nazik olmalıyız." gibi bir yanılgı içinde olduğumuzu düşünüp dururdum öteden beri. Hannah Gold'un bilinçli tercihi olup olmadığını bilmemekle birlikte ayağımıza dolandığını düşündüğüm bu yanılgıyı biraz detaylandırmak istiyorum bu kitaplar vesilesiyle. Gündelik hayatta sıklıkla karşılaştığımız her şey hayatımıza doğal olarak daha fazla dahil olur. Daha çok "bizden"miş gibi görünür. Gittikçe bizden gibi görünen şeylerin biricikliğini unuturuz, kendi başlarına bizden çok başka özellikleri-sınırları olduğunu görmek istemeyiz. Ayrıca gündelik hayatımızın içinden kopup gelmiyorsa ve yakınımızda değilse de yok sayma ihtimalimiz daima ön plandadır. Bu bir edinim mi bilmiyorum ama bu bir sorun, en basit haliyle kocaman bir sorun. Bu yanılgıyı ve bu sorunu bertaraf eden bir yerden sesleniyor Kayıp Balina'da yazar. Açık denizlerde neler olduğunu bilmiyoruz diye, açık denizlerin derinlerinde hangi canlıların yaşadığını görmüyoruz diye açık denizlerin gözetilmesi gerektiğini söyleyemeyecek miyiz? "Yahu bir durun, önce karayı temizleyelim de, önce karayı-karadakileri kurtaralım da..." gibi cümlelerle eyleme geçmekten geri mi duracağız?

Rio, Marina, Birch ve Fran'in ördüğü bu macerada az önce sorduğum soruları Rio'nun anneannesi Fran'e yönelttiğimi hayal ediyorum çünkü anneanne Fran, maceranın başında eylemlilikten ziyade teslim olmuş gibidir. Neye, neden teslim olduğunu bilmeden bir atalet içindedir. Onun da kendi kızıyla, Rio'nun annesiyle, yaşadıklarından gelen bir öğretisi var belli ki. Maceraya atılmak isteyen kızına karşı korumacı tavrıyla hareket eden bir ebeveyn gördüm ben Fran'in kişiliğinde. Ancak Fran ve Rio'nun annesi arasında tam olarak ne olduğunu öğrenemiyoruz. Böyle olması beni keyiflendiriyor çünkü kendi hayal gücüme göre boşlukları dolduruyorum. Eminim, her briniz okuduğunda o boşluklara başka başka parçalar yerleştireceksiniz.

Buraya kadar yazdıklarım bu romanın bir deniz macerası olduğunun ipucunu vermiştir umarım. Rio ve Marina'nın besleyici arkadaşlıklarıyla şekillenen bu deniz macerası, aslında Rio'nun annesinin hastalanmasıyla başlıyor. Rio'nun annesi hastalanınca annesi, Rio'yu anneannesine-California'ya gönderiyor dört haftalığına. Annesinden daha önce hiç ayrılmamış olan Rio, annesinin hastalığını düşündüğü yetmiyormuş gibi şimdi bir de ondan ayrılacağı için özlem çekecektir. Endişe, karamsarlık, hasret... Bu konforsuz duygularla sarmalanan Rio, anneannesinin yanına yerleştiğinde kendini nasıl avutacağını bilmiyor. Zaman da geçmek bilmiyor. Hem annesini merak ediyor hem anneannesi de olsa yeni birini tanımaya çalışıyor, onunla yaşamaya çalışıyor. Annesi psikolojik olarak zor günler geçirirken onun iyileşmesini, gülmesini, "normal anneler" gibi olmasını dört gözle bekliyor. Zihninde dönüp duran en büyük şey, annesinin eskiden olduğu gibi güldüğünü görebilmesi.

hannah gold timaş

Anneannesinde annesinin bir balina çizimini bulan Rio, annesinin gri balinalara hayran olduğunu öğreniyor. Beyaz Gaga denilen gri balinayla annesinin karşılaşma anını anlatan Fran, Rio'ya, hayatının o andan sonraki yaşama amacını vermiş oluyor: Rio, annesinin hayran olduğu Beyaz Gaga'yı bulacak, annesini Beyaz Gaga'yla bir şekilde buluşturacak ve onu yeniden güldürecektir. Rio'nun, bu hedefe ulaşmak için arkadaşı Marina'yla çıktığı maceranın detayları, bu arkadaşlığın kısa sürede yeşermiş olmasına rağmen sağlamlığı, Fran'in eylemliliğe dair baştaki fikrini değiştirerek geçirdiği dönüşüm hikayede saklı ve ben, hikayenin can alıcı noktalarını anlatarak merakınıza yazık etmek istemiyorum ama hikayede öyle bir tema var ki söz etmeye değer. Çizilen ebeveyn-çocuk ilişkisine dair büyük bir hevesle birkaç şey söylemek istiyorum.

Gerçekte de bir hayli ilgimi çeken bir tema ebeveyn-çocuk ilişkisi. Doğru sandığımız birçok yanlışla dolu bu ilişkinin içerdikleri. Romanda, Rio'nun annesine bakım vermesi ilişkinin altüst olmuşluğuna işaret. Annenin desteğe ihtiyacı olsa da bunu bir uzmandan alması en doğrusuyken çocuk, bu ihtiyacı karşılaması gereken kişi olarak yerini almış hayatta. Rio'da rol karmaşasından kaynaklanan suçluluk duygusu o kadar yer etmiş ki sıklıkla şöyle düşünüyor: Anneme destek olamadım, onu yalnız bıraktım, onu iyileştiremedim, halbuki bunu yapabilecek bir ben varım, onun iyi olmasını nasıl sağlayamam? Bazen de on bir yaşında bir çocuk olduğu gerçeği o kadar vuruyor ki yüzüne, annesinin "normal anneler" gibi olmasını isteyiveriyor ki bu isteği aslında olması gerekeni. Rio, annesinden göremediği duygusal desteği annesine vermeye çalışan bir çocuk olmuş hep. Annesinden ayrıldığındaki büyük endişeleri, hissettiği suçluluk bir şeylerin öteden beri ters gitmiş olmasından. Hikayenin sonuna doğru anneanne Fran'den gelen ve okurken önemsizmiş gibi görünebilecek itiraf, aile kavramındaki kısır döngülerin varlığını hatırlattı bana. Tabii ki iyileşmek mümkün ama şeffaflığın ve şefkatin olduğu yerde gelen iyileşmenin daha kalıcı olduğunu düşünüyorum; Rio, annesi ve anneanne Fran için de böyle sahici bir iyileşmenin gerçekleşmiş olmasını ummadan da edemiyorum.

Bu romanı salt ekolojik duyarlılığı yüksek bir romanmış gibi okumadım. Arkadaşlığa, aileye, doğaya, aidiyet hissine, duyguların tümüne, çocukluğa, evrenin bütünlüğüne dair çok şey bularak okudum. Ayrıca her tema için yarattığı karakterleri hikayenin gidişatında önem bakımından eşitlediği bir tutumu var Gold'un. Ne balina ne Rio ne Marina ne Fran ne Birch ne de Rio'nun annesi bu hikayede çok daha önemli diyebiliyorum. Karakterlerin tümüne aynı özenle yaklaşmak zorunda kaldım bir okur olarak. Yazarın bu yaklaşımı, her bir karakterden ayrı ayrı birer roman yazılabileceğinin mümkünlüğüyle yüzleştirdi beni. "Keşke..." dedirtti. Kim bilir?

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Varolma Anları: Virginia Woolf'un Ölüm..D. G. İbrişim
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

I. C. d. Fabbri

23 Aralık 2025

Edebiyatçı Politikacılara Ne Oldu?

Edebiyatçı devlet adamlarının azalması siyasetteki gerilemenin en önemli belirtilerinden biri.  Londra’daki dairem tıka basa kitap dolu olmasına rağmen tam bir seri kitap avcısı olduğumu itiraf etmem gerek. Geçen hafta Tokyo’daydım ve her zamanki gibi kentin kitapçı..

Devamı..

Dostoyevski İki Yüzlü Sözde Aktivizmi ..

J. M. Charlton

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024