Anaïs Nin’in Güncesi ve Kadın Bakışı
25 Mayıs 2018 Edebiyat Kültür Sanat Kitap

Anaïs Nin’in Güncesi ve Kadın Bakışı


Twitter'da Paylaş
0

Henry ve June sadece birkaç arkadaş arasındaki ilişkiyi anlatmıyor; kadın bakış açısının, Anaïs Nin'in merceğinden bakmış, kadının en saf haliyle gösterildiği tutku dolu kitaplardan biri.
Sedat Sezgin Anaïs Nin’i okuyorum, Henry ve June kitabını ve diğerlerini… Nin büyük bir romancı ya da hikâyeci değil, ama Henry ve June büyük bir günce kitap, bu da elbette kişisel görüşüm. Susan Sontag ya da başka bir yetke kişi aksini söylemişse de bilmiyorum, öyle bile olsa bu görüşümde diretiyorum yine de. Dili, anlatımı, biçemi, temas ettiği şeyler… Neredeyse bu güncenin başladığı tarihin üstünden bir asır geçti; yine de güncel, dupduru. Doğru, hangi zamanda ve nerede olursa olsun, insanın fikirleri, ideolojileri zamanla değişebilir, doğalı da budur, ama duygular ve davranışlara verdiğimiz tepkiler hep aynı ya da benzerdir. Aşk, sevgi, kıskançlık, tutku… Dünyanın en büyük zekâsına sahip bile olsak saygısını kazanmak istediğimiz ya da gözleri tarafından okşanmayı arzu ettiğimiz başka birisi vardır her zaman. Bu günce, kadın bakış açısını en çıplak haliyle gösteren nadir örneklerden biridir kanımca. Güncede geçen erotik çağrışımları kast etmediğimi bilmenizi isterim, evet, bir yere kadar bu da önemli, ama burada çok daha fazlası var: Nin, Henry’nin zekâsına âşık olmuşken aynı zamanda Henry’nin karısı, yani June'a tutkuyla bağlanması ve kocası arasındaki ilişkideki tuhaflık… Belki de tuhaf olan benim bakışım. Karakterlerin çelişkileri ve gelgitli ruh halleri… Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi burada da kadını kitaplardan anlamaya ve tanımaya çalışanların karşılaştığı zorluklardan biridir: kadını kadından anlamak ve tanımak. Kadınları suçladığımdan değil, içinde yaşadığı kültür, inanç onlara bir tür oto sansür uygulatıyor, elbette çoğumuza da. Ama yine de erkekler erkek cinselliğini değil sadece, başka arzularını, şöyle kuyunun dibinde sıkışıp kalmış en canavarımsı yönlerini dahi kolayca ortaya çıkarırken (bu da ayrı bir konudur aslında), kadınlar bu dilden uzak durmayı tercih ediyor ya da belki de benim gözümden görünen bu. Kendi adıma söyleyebilirim ki, bu ülkenin kadın yazarları bana kadınları Anaïs kadar anlatmamıştır ya da anlatamamıştır, bunun için ona minnettarım. Bbiliyorum sanatçının cinsiyeti olmamalıdır, Shakespeare’i tekil bir cinsiyete mahkûm etmemeliyiz, bu kadar kalabalık ruhları saydamlaştırmayı başarmışken ya da Emily Bronte’yi; ama yine de kadınları bir erkek olarak kadınlardan öğrenmeyi, anlamayı arzulamadığımı inkâr edemem, hatta en büyük arzularımdan biri budur, bu da benim kusurum olsun. Erkek Tolstoy, kadın Anna Karenina gibi bir karakteri yaratarak edebiyat tarihine en karmaşık ya da belki de en sade ruhu hediye ederek bizleri mutlu etmiştir, bunun için Tolstoy’a da minnettarız. Bizler birer Tolstoy olamayız, böyle bir iddiam da yok, ama bu ülkenin kadın yazarlarından en azından Nin’inkine benzer saydam bir bakışı beklediğimi söylemeliyim, en azından bugün. Evet, ucundan kıyısından dokunanlar olduğunu kabul ediyorum; yine de elimde tuttuğum bir kurmacaysa bir şekilde bunun bir kurmaca olduğunu aklımın bir köşesinden çıkaramıyorum, kişisel olarak bugün Nin’in güncelerine sarılmamın bir nedeni de bundan. Bu ülkede güncelere gelince, belli başlı bir kıtlık içindeler maalesef, bu da ayrı bir konu. Nin’in bu güncesinde yazar, sanatçı, tutku ve kitaplar belki de en fazla göze çarpan yerleri. Muhakkak ki yazarın özel okuru ya da yazarların hayatlarını özellikle merak edenlerin çok şey bulabilmesinin dışında, her okurun özellikle kadınlar hakkında çok şey öğrenebileceği bir eser. Henry ve June, Amerikalı avangart yazar Henry Miller ile karısı June arasındaki ilişki-arkadaşlık merkez alınarak yazılmış bir kitap. Bu eserden yazar Miller ve Nin’in yazarlığı hakkında da çok önemli detaylar öğreniyoruz, bunların kesinliği tartışılabilir, yine de Nin’in bakış açısını da küçümsememeliyiz. Sonuç olarak Henry ve June sadece birkaç arkadaş arasındaki ilişkiyi anlatmıyor; kadın bakış açısının, Anaïs Nin'in merceğinden bakmış, kadının en saf haliyle gösterildiği tutku dolu kitaplardan biri.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR