İtalyan yazar Antonia Murgo’nun kaleme aldığı Dicembre’nin Sıra Dışı Evi, 2022’nin en iyi çıkış yapan kitabı dalında, İtalya’nın saygın ödüllerinden Strega Ragazze e Ragazzi’yi almış bir eser. İlk Genç Timaş’ın Özgür Romanlar kitaplığında, 10 yaş ve üzeri okur için böylesi nitelikli bir eserin olması kazanç. Özellikle fantastik anlatının gün geçtikçe tüm dünyada bir trend hâline geldiği böylesi zamanlarda bu kitabın Türkçeye çevrilmesi önemli bir iş. Bu sefer sonda değil başta; proje editörü Yalçın Yaman’a, çevirmen Esma Fethiye Güçlü’ye teşekkür edelim.
Birbirine Düğümlenen Kelimelerin Haritası
Kurgu; Dicembre (15 yaşında, akrobat, ip cambazı), Corvin (11 yaşında, dahi çocuk), Bayan Malhoney (Aşçı, temizlikçi), Bay Moonro (Şehrin Öcü’sü ve Ay Klanı’nın bir üyesi), Ovest (Öcü’nün 16 yaşındaki büyük oğlu), Vespero (Tozkoparanların kurucusu ve lideri) ve Mezzodi (Vespero’nun adamı) etrafında şekilleniyor. Roman; “Dicembre ağzını açıp gözlerini ovuşturdu. Evin bacasında bir çocuk vardı.” cümlesinin esrarengiz havasıyla başlıyor. Bu giriş, size sıra dışı bir evde olduğunuzu en başından hatırlatıyor aslında.
Tam burada şunu belirtmem gerekiyor: Murgo’nun üslubu, genç okuru sıkmayan, onu anlatının içine alan, kısa chapter’larla akışı sürdüren bir rahatlıkta inşa edilmiş. Klişeye kaçmayan, okuyucuyu bezdirmeyen bir betimleme içinde sürüyor kurgu. Çünkü gerçekten birbirine düğümlenen kelimeler, bulanık düşünceler, muğlak hayatlar, sayfaları çevirdikçe netleşiyor, zihninizin arkasındaki tüm soruların cevabına kitap bittiğinde ulaşmış oluyorsunuz. 190 sayfalık bu kitap, sessiz evin kendine has gürültüsünü sokağın çok sesliliğini kapatan pencere dinginliğinde. Yazar, ‘teşekkürler’ kısmında karanlıkta kaldığında, hayal kuramadığında eşinin her zaman ışık olduğunu kaydediyor. İşte o ışıklı keyfiyet, okurun yönünü gösteren bir el feneri hüviyetinde.
Macera ve Gerilimin Kollarında
Macera ve gerilimin bir an durmadığı bir film seyrediyorsunuz sanki, Dicembre’nin Sıra Dışı Evi’nde. İşte bu kitap, tam da bu yüzden önem arz ediyor: Çocukların küçük yaşlarda edinmeleri gereken cesaretin, korkuların üstüne gitmekle ortaya çıkacağını, bir duygu olmadan öteki duygunun da olmayacağını söylüyor bize. Yine birbirinden farklı insanların zamanla ortak alanda buluşabileceklerini gösteriyor. Zor zamanlarda bir masa etrafında toplanıp, her konuda aynı düşünmesek de ortak hareketle içinden çıkılması müşkül şartların bertaraf edilebileceğini işliyor taze dimağlara. Fantastik bir romanların hayal gücünü besledikleri aşikâr, ama bu kurgu, ön yargıları ve tabuları da yıkan bir mimariye sahip.
Hayatın Kendisi de Gizemli…
“Bacada bir çocuk var!” diye fısıldadı endişeyle. “Başka nerede olacaktı ki?” diye cevap verdi kadın, önlüğündeki külleri temizleyerek. “Beni takip edin, Bay Moonro sizi bekliyor.” Böyle başlayan bu gizemli hikâye; “Dicembre’nin gözleri dolmaya başladı. Başına bir sürü şey gelmişti. Elleri yanmıştı, düşmüştü ve en sevdiği şapkasını kaybetmişti.” cümleleriyle sizi günün sonunda bambaşka bir duygu birlikteliğine götürüyor. Bu sırlarla dolu evin odalarını, insanlarını, hatıralarını ve geleceğini görüyorsunuz.
Son olarak kitabın hatırlattığı çok şey var ama birkaçını yazının sonuna ilave edeyim: Gençler; oyuncak trenleri sevin, hayallerini güçlü kılın ve korkularınızdan korkmayın. Çünkü bu hayatın bizatihi kendisi gizemli, onu sabırla, inatla ve el ele keşfedin.






