Soru Kitapçığı’nı Okuma Kılavuzu
6 Temmuz 2018 Edebiyat Roman

Soru Kitapçığı’nı Okuma Kılavuzu


Twitter'da Paylaş
0

Büyülü Gerçekçilik’in destansı ve fantastik anlatımından ayrılan, modern olduğu ölçüde sembolik ve etnik anlatım özelliklerini de koruyan yeni bir Latin Amerika edebiyatı var karşımızda. Katmanlı, okurun yaratıcılığını talep eden yeni kuşak Latin yazarlar dünyada olduğu gibi ülkemizde de edebiyata yeni bir soluk, farklı bir bakış getiriyor. Alejandro Zambra, Latin Amerika edebiyatının modern, özgün ve yaratıcı genç kalemlerinden. Daha önce Bonzai, Ağaçların Özel Hayatı, Eve Gitmenin Yolları adlı romanları ve Belgelerim adlı kısa öykü kitabı yayımlanan yazarın yeni kitabı Soru Kitapçığı Notos Kitap etiketiyle Mayıs 2018’de yayımlandı.

Soru Kitapçığı bilindik yazınsal türlerin çoklu kalıplarına sığmayan, sınırları aşan ve her sayfada okurun düşünsel yaratıcı katılımını tetikleyen bir kitap. Denilebilir ki yarının edebiyatına dair özgün ve cesur bir adım, farklı nefes, yaratıcı bakış. Aklın olduğu kadar sezginin, sözcüklerin olduğu kadar susmanın, yazılmayanların, derinde yatan anlamın, ayın karanlık yüzünün anlatısı. Okurun yaratıcı evrenini, bilinçaltını, deneyimlerini, hayal gücünü ele geçiren bir okuma. O zaman bu farklı anlatıya farklı bir yorumla, Soru Kitapçığı’na bir okuma kılavuzuyla bakabiliriz.

Genel Kurallar

⏏Bu kılavuz, kitaba başlamadan önce gerekli okuma-anlama tekniklerini açıklamak üzere hazırlanmıştır. Soru Kitapçığı’nı roman, öykü, deneme ve benzeri edebiyat türleriyle karıştırmamanız, özgün biçemine odaklanmanız metnin anlamını kuvvetlendirecektir.

⏏Kılavuzun amacı sizi kitapçıkta yer alan sorulara hazırlamak ve eğitim-öğretim döneminizde öğrendiğiniz çoktan seçmeli tarzın hayatınızdaki yerini değerlendirmektir. Kitapçık, seçenek verilmediği zaman soru cevaplayamayan, anlamı sadece şıkların arasından seçebilen bir nesli ilgilendirmektedir. Bu nesil, öğretilerin dışına çıkarak yeni yollar keşfedebilme, farklı bakabilme eğitimlerinden geçmemiştir. Öğretilen cevapları vermek yerine yeni sorular sorarak derine inme konusunda çalışma ve alıştırma yapmamış olduğu gibi soru sormayı bilgisizlik şıkkına eşleştirmeye meyillidir. Kendine ait fikirler üretme, sorgulama ve öz eleştiri yapma becerileri test edilip ölçülmemiştir. Bu nedenle sınırları çoklu seçeneklerin bittiği yeri aşamayan, hayat yolunu çizmek yerine verili yolu yürümeyi tercih eden bir nesilden bahsedildiğini vurgulamak gerekir.

⏏Alışkın olmadığınız bir okuma kapısından girmek üzere olduğunuz konusunda sizi uyarmak bu kılavuzun başlıca işlevlerindendir. Bir yaşam ve anlayış değişikliği gerektiren bu dokunuş, sözün arkasındaki özü, kelimelerin gerisindeki anlamı, susularak söylenenleri, bakışın yakalayamadığı görüntüyü yakalamak üzerinedir ki Alejandro Zambra zaten görüneni tekrar işaret eden değil, anlatım aynaları yaratarak anlamı çoğaltan bir yazar. Bu nedenle her soru dikkatli bir şekilde, acele etmeden, ön yargılardan arınarak ve farklı bir bakış açısıyla okunmalıdır. Her seçenek çoklu anlamlar taşıyabilir, tek bir kelimeyle uzun bir hikâye yazılabilir. Sorular, aynı hayat gibi, şaşırtmacalı olabilir. Şıklar hep aynı, hep aynı olabilir. Çok sayıda gibi gösterilen tek bir seçenek bulunabilir. Doğrular tartışmalı olabilir. Doğru cevabın ne olduğu zamana, mekâna, nefes aldığınız coğrafyaya, o coğrafyanın yönetim şekline, kişisel çıkarlara, hava ve yol durumuna bağlı olarak, gene aynı hayatta olduğu üzere, sıkça değişebilir. Tek bir doğru olmayabileceği gibi hiçbir doğru şık da bulunmayabilir. 

⏏Bu kitapçık eğitim-öğretim süresi boyunca karşılaştığınız, aşina olduğunuz, kanıksadığınız, özümsediğiniz soru-cevap tarzında hazırlanmıştır, yani çoktan seçmelidir. Amaç, giriş kısmında da belirtildiği gibi, çoktan seçmeli programlanma (eğitim-öğretim) döneminizin hayatla eşleştirilme durumunu belirlemektir. Sadece verili şıklar ölçüsünde seçim yapma hakkınız olduğu öğrenilmişliğinizi her cevap öncesi tekrarlamayı unutmayınız.

⏏Dünyanın yuvarlak olduğu fikrini öğrenmiş, kabullenmiş olabilirsiniz. Hatta bu durum kanıtlanabilir bir gerçekliği de yansıtıyor olabilir. Ancak farklı bir açıdan ele alınca dünyanın katlanabilir bir sayfa gibi düz olduğu da gerçektir ve buna haritasal doğruluk teoremi adı verilebilir. Bu teoreme göre dünya tarihsel kat yerlerinden katlanınca Orta Doğu’nun üzerine Latin Amerika rast gelir. Işık arkadan vurunca oluşan gölgeleri aynıdır mesela: alacalı, asker postalları ve ölü bedenleri desenli, koyu, korkusuzca korku dolu. Renkleri, kokuları, kaygıları, arzuları aynıdır hatta; kana susamış toprakların savaş naralarına alışmış, ölümü yaşamın içine almış, sessizlik haykıran çocukları. Bu toprakların evlatları her nefeslerinde bir iz olarak taşırlar bilincin dehlizlerinde yatan yaralarını. Bu nedenle Latin Amerika’nın anlatıları tanıdıktır bize. Orada yaşananlara aşinayızdır. Aynı iç savaşların, cuntaların, işgallerin, kurban ayinlerinin masallarıyla büyümüşüzdür. Bu topraklar kan içer, çocuklarını kurban eder. Bu nedenle zamanın ve mekânın izleri anlatılarda yer alır. Bu metinler kalpten çıkmamış bir bıçağın izini, acısını taşır. Alt satırlarda vatan, özgürlük, ihanet ve fedakarlık okunur. Soru Kitapçığı’nın her sayfası, her kelimesi ve hatta her harfi yaşadığı coğrafyanın derin yaralarını, diktatörlüğün izlerini taşır. Bu nedenle her şık kişisel okunabileceği gibi coğrafi, siyasi, demagojik, pedagojik olarak da ele alınmalıdır.

⏏Kişisel tarih ve bireysel yenilgiler de dünya tarihi kadar önemlidir. Hayat savaşı, tarihin yazdığı tüm savaşlardan daha ölümcül ve kanlı olabilir. Bir insan defalarca ölebilir. Hatalarından ders alan kişi aynı hataları defalarca tekrarlayabilir ki bunun adına aptallık yerine bu sefer farklı olacağına dair masum ve çocuksu bir umut da denebilir. Bir bedendeki çillerin sayısı defalarca hatırlanabilir örneğin, Zambra’nın hatırladığı gibi, ya da eski mesajlar defalarca okunabilir. Bir insanı unutmaya çalışırken, aksine her saniye hatırlanabilir. Ne onunla ne de onsuz yaşanabilir ki bu durumda şıklar ne olursa olsun doğru cevap diye bir seçenek yoktur. Kırılan, tuz buz olan, rengi atan kişisel tarih ne atılabilir, ne satılabilir, ne vaz geçilir ne de tekrarlanabilir bir ölü bedendir. Akrabalar, ebeveynler, anneler, babalar, oğullar ama en çok babalar ve oğullar ve belki de sadece babalar ve oğullar da bu tanımlara tabidir. Hatta insanın içindeki benlerle nam-ı diğer kendi kendisiyle olan ilişkisi tüm bunların kerteriz noktası olarak ele alınabilir.

Alejandro Zmabra, Soru Kitapçığı, edebiyat, roman

İçerik

Soru Kitapçığı beş bölümden oluşmaktadır.

Birinci bölüm, ilgisiz olan seçeneği bulmak üzerinedir. Tuzakları fark etmeniz ve doğru olanı değil farklı olanı algılayabilmeniz istenmektedir. Zira, eğitim sisteminin bize verdiği yetkiyle ve alışkanlıkla cevabı doğruluğu üzerinden değil, benzer olanlar üzerinden veriyoruz. Her şeyi sınıflıyor, sıralıyor, kategorize ediyoruz. Şıkları elerken yaptığımız gibi farklı olanı fark edip onu dışlıyor, seçeneklerin içinde çoğunluğa uymayanı işaretliyor, eksiltiyor, çıkarıyor, yok ediyoruz. Öteki yapıyoruz çoğulun içinde kaybolup gitmeyeni, kendine ait rengi olanı, sesi koroya karışmayanı. Anlamın değil uyumun peşindeyiz. Doğruluğun değil puan kazandıranın ardında oluşumuz gibi... Zambra’nın sorularından ilham alarak söylersek, tuzak sorulara kanıtlar sunarak programlanıyoruz. Bunun sonucunda tektipleştirilmiş, fikirlerinden arındırılmış, sorgusuz sualsiz düzene uyan, kendine verilen seçeneklerle yetinen iyi vatandaşlar olarak eğitiliyor, ehlileştiriliyoruz.

İkinci bölüm, anlamlı bir paragraf oluşturmak üzerine verilen cümleleri doğru sıralama becerinizi ölçmektedir. Öncelik ve sonralık önemlidir. Hayatta birebir karşılığı mevcuttur, bir şeyi ilk yapan her zaman öndedir. İlk şikayet eden, ilk taşı atan, ilk terk eden, ilk mağdur, ilk haklı... Bu durumu değiştirebilecek tek şeyse son sözü söylemektir. Hayat bir taktik oyunu, bir tür tuzaklardan kaçma yarışıdır. Hayat doğru olanların değil doğru zamanda doğru yerde olanların kazandığı bir yarıştır. Ama bazen can alıcı darbe sona, başa, ortaya, kalbine, savunmasızlığına, rüyana ya da gerçeğin kaburgalarına gelmiş olsa da fark etmez, yeri fark etmez, can alıcı darbe her yerde canını alır. Böyle durumlarda sıralama yapılamaz.

Soru Kitapçığı’ndaki Örnek Soru: (s. 41)

                        1.Rüyanda oğlunu kaybettiğini görüyorsun.

                        2. Uyanıyorsun.

                        3. Ağlıyorsun.

                        4. Oğlunu kaybediyorsun.

                        5. Ağlıyorsun. 

Kılavuzda Oluşturulabilecek Benzer Soru:

                        1. Terk ediliyorsun.

                        2. Sevilmediğini anlıyorsun.

                        3. Ağlıyorsun.

                        4. Aldatılıyorsun.

                        5. Ağlıyorsun.

Üçüncü bölüm, verilen cümlelerdeki boşlukları uygun sözcüklerle tamamlama üzerinedir.

Bazı boşluklar tek seçenek dışında hiçbir şeyi kabul etmez. Bazı boşlukları doldurmayaysa kimsenin, hiçbir kelimenin gücü yetmez.

O boşluğa konacak tek kişinin varlığı dünyadaki diğer tüm insanları değersizleştirebilir ya da tek kişinin yokluğu tüm hayatın anlamını silebilir.

Tüm boşluklara kişisel ve coğrafi acıların nefesi sızar.

Bazen bir kelime tüm anlamı değiştirebilir. Tek hata tüm doğruları götürebilir. Bir boşluğu yanlış kelimeyle tamamlamak tüm hayatın anlamını yok edebilir.

Soru Kitapçığı’ndaki Örnek Soru: (s. 60)

                        İnsanlar ............... imkânı yok, Tanrı .................. her şey mümkün.

                        A. için              içinse

                        B. için              içinse

                        C. için              içinse

                        D. için             içinse

                        E. için              içinse 

Dördüncü bölüm, anlam bütünlüğünü bozan cümleyi bulmak üzerinedir. Bu bölüm, yorumlama çabalarını aşan bir anlam/anlamsızlık zemini üzerinde oturur ki hayatın ve varoluşun temeli tam da burada, anlam arayışının ama  anlamsızlığı buluşun içinde yer alır.

Soru Kitapçığı’ndaki Örnek Soru (Sayfa 41):

Anlamı bozan cümleyi çıkarınız

                        1. Sokağa çıkma yasağı, belli bir bölgenin sokaklarında serbestçe dolaşmanın yasaklanmasıdır.

                        2. Genellikle savaş zamanlarında ya da halk ayaklanması sırasında ilan edilir.

                        3. Şili’de diktatörlük bu yasağı 11 Eylül 1973’ten 2 Ocak 1987’ye kadar uyguladı.

                        4. Bir yaz gecesi babam öylesine yürüyüşe çıkmıştı. Geç oldu, bir arkadaşının evinde kalması gerekti.

                        5. Seviştiler, kadın hamile kaldı, ben doğdum. 

                        A. Hiçbiri

                        B. 5

                        C. 1, 2 ve 3

                        D. 4 ve 5

                        E. 2 

Beşinci bölüm, okuduğunu anlama üzerinedir. Sınavlara ve hayata dair en zor bölüm olduğu söylenebilir. Dikkati, sabrı, çabayı talep eder. İçselleştirmeyi, düşünmeyi ve yorum katmayı gerektirir. Çoktan seçmeli hayat için en aykırı soru tipidir, verili alanların dışına çıkmanın ve fikir üretmenin sorumluluğuyla yüzleştirir. Çünkü anlam, yazılı olanın çok ötesindedir, metnin boşluklarında, söylenmeyen kelimelerde, susulanlarda gizlidir. Bir metin, yazarın niyetini aşarak onu okuyanda farklı anlamlara doğru yol alabilir. Hatta mutlaka yol almalıdır da denebilir. Aksi takdirde dikte ettirilen ve ezberletilen bir öğretiden öteye gidemez, anlam kazanamaz. Bir cümle ikinci kişi için asla tamamen aynı anlama gelmez, der Mihail Bahtin. Dinleyen ya da okuyan kişi o cümleye kendi yaşanmışlıklarını, yargılarını, düşüncelerini, duygularını katarak anlar. Bu nedenle söylenenle anlaşılan hiçbir zaman birebir aynı olamaz. Aradaki farktan da soru işaretleri doğar. Bu soru işaretleri ilk cümleyi bir adım öteye taşır ve geliştirir. Açmazlarını, köşelerini, hatalarını ortaya koyar. Buna diyaloji adını verir Bahtin ki bu durum diyaloğun bir adım ötesidir. Anlam arayışıdır.

İyi yazarlar anlatmaz, gösterir. Daha iyi yazarlar üç boyutlu bir evren yaratır ve sen gözünde canlandırırsın, içine girersin, yaşarsın. En iyi yazarlarsa senin içindeki evrene dokunur, seni sana anlatır. O evrende kendinle karşılaşır, susarak konuşur, yaralarına tuz basarsın.  Öğretici gerçekten akıllıysa, sizleri kendi aklının evine sokmaya değil, fakat kendi aklınızın eşiğine doğru yürütmeye çalışır, dediği gibi Halil Cibran’ın.

Alejandro Zambra, Soru Kitapçığı, edebiyat romanZambra bizi bizimle karşılaştırıyor, içimizdeki çocukla, bıçağı içinde acılarımızla, kanayan yaralarımızla. Hatta unutulmaz anılarımızla, sevinçlerimizle, sevgimizle, en çocuk masumiyetimiz ve en vahşi karanlığımızla yüzleşiyoruz sorulara verdiğimiz cevaplarla. Bize hayatı gösteriyor. Anlamı, anlamsızlığı, kelimelerin derininde yatanı, hikâyelerin soluk alışını. Bir evren yaratıyor ve biz de sorularla, cevaplarla ama bazen de yanıtsız suskunluğumuzla dahil oluyoruz. Tanıtım yazısında dediği gibi, Soru Kitapçığı, Öğretmek yerine idman yaptırmaya dayalı eğitim sistemini, diktatörlük altında şekillenen hayatları, aile bağlarını sorguluyor, bazen yanıtsız kalıyor, bazen de şıkların ardında daha büyük gerçekleri keşfediyoruz.

Keşke yanlışları bulabildiğim gibi doğruları da kolayca kanıtlayabilsem, der Cicero. İşte Soru Kitapçığı doğruyla yanlışı kanıtlamanın yollarını değilse bile bunları ayırt etmemizi engelleyen çoktan seçmeli düşünme/yaşama şeklimizi sorgulatıyor.

* Alejandro Zambra, Soru Kitapçığı, İspanyolcadan çeviren: Çiğdem Öztürk, Notos Kitap, Mayıs 2018, 151 s.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR