Sosyal Mesafe Ne Kadar
24 Mart 2020 Öykü

Sosyal Mesafe Ne Kadar


Twitter'da Paylaş
0

Dirayetli olmaya gayret eden, bize moral veren yetmiş dört yaşındaki annem bugün çok gergin. On gün kendi rızasıyla sakin sakin oturdu, apartmanın önüne bile çıkmadı. Ne var ki altmış beş yaş üstü kişilerin dışarıya çıkmaları resmen yasaklanınca durum değişti. Suratı asık, sesi tuhaf, dokunsalar patlayacak.  Sen içeriye geç anne, ben hallederim mutfağı.  Koridorda yürüdü biraz, adım ölçere baka baka. Adaçayının kokusu sarıyor evi. Demini alsın biraz. Bir sigara içsem mi? Haz etmez, dert eder şimdi. 

 Kanepede oturuyor, kasılmış.  Nadiren bacaklarını uzatır. Sol eliyle omzuna bastırdı, Sağ tarafım iki gündür niyeyse çok ağrıyor, dedi.  Ovalayayım dedim biraz, dokundum taş gibi. Kas gevşeticiyle masaj yaptım, nispeten yumuşuyor. Hava da tatsız. Ne açıyor ne yağıyor.  Bir haftadır elinde sürünen kitabı aldı sehpadan, Aman be, bu da sırf dert, sırf acı, dedi. Bitirmek zorunda değilsin.  Yok, başladım bir kere. Böyledir, yarım bırakmaz, ille bitirecek. Kitapla inatlaşma anne, hoşlanmadın madem. Yüzünü ekşitti, İnatçı değilim ben, dedi sert sert, ada çayından yudumladı. Of be kızım zehir gibi, zencefili fazla kaçırmışsın.  Akciğerler için detoks, diyecektim ki, bal, istersen azıcık koyayım, dedim. İstemiyor.  

Akşama doğru dışarı çıktım. Çamaşır suyu kokuyor merdivenler.  Haftada iki gün gelir Meryem Hanım, oflayıp pufluyor, maskeyi burnuma çektim. Kolay gelsin. Sağ olun. Gelmeyin isterseniz bir iki hafta. Vallahi eşim de gitme dedi ama kızın okulu, oğlanın kursu, nasıl olacak. Konuşurum komşularla, ücretten kesmeyiz. Çok sağ olun, haftada bir gelebilirim. Haberleşiriz, komşularla konuşup ararım sizi.  

Eczaneye uğradım ilkin. Bağışıklık sistemine iyi geldiği söylenen pahalı ilaçtan aldım, kredi kartıyla. Parayla temasınızı azaltın. Olur, bedava veriliyor ya her şey.  Atm’nin önündeyim. Bankada duracağına evde kalsın, ne olur ne olmaz, diye bir haftadır söylenmeseydi, çekmeyeceğim maaşını. Çırpı bacaklı genç, üzerine yapışmış kısa paçalı kot pantolon, beş dakikadır ne yapıyorsa? Abla yardımcı olur musun, kimlik için para yatıracağım da, diyor bozuk Türkçesiyle. Olamıyorum, çünkü menüde böyle bir seçenek yok.  Ellerimde eldiven tabii, maaşı çektim. Göz ucuyla bakıyorum paralara. Yeni, yıpranmamış, tam cebime koyuyordum ki, iki el silah sesi. Telaşlanacak bir durum yok, kimse Çevik Kuvvet’in kontrolündeki bir yerde soygun yapamaz.  Döndüm. Birkaç kişi başları soğuk binaya çevrili. Ağır, küçük adımlarla yürüyor beton bariyerlerin önünden. Burunları caddeye dönük kara panzerler. Yaklaşıyorum, iki el silah sesi daha. Durdum, arkamdan biri, Sıkıntı yok abla, yolu tıkama, dedi pişkin pişkin, sanki adım atmaya yer yok. Sakallı, genç, sigara paketini açıyor. Nerden biliyor? Bu caddede sivillerin çok olduğu söylenir. Bir kadın çığlığı, boğuk, fazla uzun değil. Sessizlik, ağzını bağladılar belki. Nedense nöbetçi kulübesi boş. Geçen Kurban Bayramı’nda babamın mezarının başındaydım. Biraz ilerde ipsiz bir ergen, ziyaretçilere dil döküp su satan küçük çocukları sıkıştırıyor, para istiyordu, bir de  küfrediyor. Şişşt, delikanlı ayıp olmuyor mu? Hay dilime eşek arısı soksaydı da konuşmasaydım. Terbiyesiz, yumdu gözünü açtı ağzını, gün yüzü görmemiş bir ton küfür. En çok ergenlerden çekinirim. Çekinmek de ne, düpedüz korkarım. Sağı solu belli olmuyor bunların, ya bıçağı çekip. Hızlı hızlı çıktım kararmış ağaçların arasından. Durumu şurada nöbet tutan genç polislerden birine bildirmiştim. Burası Terörle Mücadele hanımefendi, 155’i arayın, demişti. Çevik Kuvvet değil de ruhlar evi, kimseler yok. Kulak kabartıyorum, gözlerim pencerelerin birinden ötekine kayıyor. Tavana yayılan sarımsı ışık. Tekrar kurşun sesi, tek el. Cinnet mi geçiriyor biri.  Göğsümde sıcaklık, fenalaşmak üzereyim. Bekleme yapmayınız, diyor bir ses. Sahibini göremiyorum. Hızla iniyorum yokuşu, kafamda korkunç fikirler. Terörle Mücadele. Virüsle savaş. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Milyon kez süren tekrar. Uzaktan eğitim bugün mü başladı. Başlasın valla. Neydi o, boş sokakta,  devriye gezen, kamuflaj pantolonlu çocuklar. Nasıl da sahiciydi sırtlarındaki makineli tüfekleri. Sela okunuyor. Kim kaldıracak öleni. 

Marketin önünde manav reyonu. Portakallar. Bağışıklık.  Burnunu kararmış maskesinden çıkarmış çekik gözlü delikanlı. Afgan. Yerleri süpürüyor. Sosyal mesafe, uzaklaş. Bol sirkeli suda bekletmeli portakalları.  Kasiyer yine değişmiş. Başı kapalı, taş çatlasın on sekiz yaşında. Maskesiz, ellerinde ince plastik eldiven, parmak uçları neredeyse delinecek. Post makinesi arızalanıyor. Sibel baksana bi, ne oldu şuna? Sibel daha tecrübeli olsa gerek. Sabah raporu aldın mı? Yoo, ben geç geldim. Fişi takıp çıkarıyor, kağıt gözünü açıp kapıyor Sibel. Olmuyor, en iyisi Cengiz Bey’e sor. Yok ya, kızar şimdi. Kredi kartı hükümsüz. Gördün mü bak kadın haklı çıktı, az daha çekmeyecektin. Cebimdeki paradan uzatıyorum. Alıp ışığa tutuyor, filigranına bakıyor.   

Nefesim, Karadeniz’den esen nemli rüzgâr, burnum da akıyor. Maskeyi çıkarıp atmak geliyor içimden. Kimdi acaba bağıran?  Ana caddeye dik uzanan evin sokağına girdim. Biri yarı beline kadar çöp konteynırının içine gömülmüş. Aramızdaki mesafeye dikkat ederek yaklaştım. Yaşlı bir adam, ellerine poşet geçirmiş, sopayla çöpü karıştırıyor. Amca ne yapıyorsun, niçin dışarı çıktın? Geri çekildi, yakayı ele veren küçük bir çocuğun hırçınlığıyla baktı. Bak polis görürse emekli maaşını keser, dedim, belki korkar da evine gider diye. Sen işine bak hadi. Senin için söyledim amca, ne kızıyorsun. Yav git başımdan, emekli maaşım mı var ki kesinler, dedi tokat atar gibi. 

Gece haberleri: Akşam saatlerinde Terörle Mücadele Merkezi’nde cinnet geçiren polis memuru, meslektaşı  olan sevgilisini vurduktan sonra intihar etti.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR