Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

6 Temmuz 2023

Kitap

Süngünün Ucunda Açan Kızıl Çiçek

Emine Peker Şansal

Paylaş

0

0


Garşin, acılarını savaşın acımasızlığında sağaltarak okura sunuyor.

Bir savaş, bir nehir, iki cephe…

93 harbi, Tuna Nehri, Türk-Rus askerlerinin amansız savaşı…

Nehrin öbür ucundan sesleniyor bize Garşin ve diyor ki, “Onu öldürdüm, onun suçu ne? Onu öldürdüysem benim suçum ne?”

Çehov’un öncülü olarak kabul edilen Ukrayna asıllı Vsevolod Mihayloviç Garşin bir subay çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Parçalanmış bir ailenin bireyi olarak hayatına devam eden Garşin yaşadığı psikolojik sıkıntılar neticesinde henüz otuz üç yaşındayken kendini merdiven boşluğuna bırakarak hayatına son vermiş. Bunda pasifizm yanlısı olmasına rağmen 1877 Türk-Rus savaşına katılmasının ve bu savaşta yaralanmasının da payı büyük. Akabinde savaş karşıtı düşünceleri filizlenen yazar bu konuda kendini ve yaşananları sorgulama yoluna gider. Savaş ve Barış romanının sahibi ve Pasifizmin babası olarak kabul edilen Tolstoy ile Tula şehrinde savaş üzerine sohbet eden yazar aynı parantez içinde, insan ruhunun dipsiz kuyularında yankılanan savaş, şiddet ve ölüm kavramlarının peşine düşmeye başlayacaktır.

Yazarın kısacık ömrünün, mutsuz çocukluğunun ve sancılı askeri hayatının izlerini taşıyan, hepi topu on yedi öyküsünden dokuzu Kızıl Çiçek eserinde yer alıyor. Ruhsal olarak eksilerek hayata devam eden Garşin, acılarını savaşın acımasızlığında sağaltarak okura sunuyor. Eleştirel realizmin tekinsiz sularında dingin kulaçlarla ilerleyen yazar Rus edebiyatının semalarında erken sönen bir yıldız.

“Her bir harf, bir damla kanıma mal olmuştur” diyen yazar, kalemini acıya katık ettiği mürekkebe batırarak, savaş alanını ve savaşın gölgesinde yaşamlarını idame etmeye çalışan biçare hayatları, beyaz kâğıtlara kanla aktararak zamanın ötesinde bir metne imza atmıştır.

“Garşin edebi geleneklerden ayrılmadan, dünyadaki kötülüğe karşı yalnız bir asker üzerinde durarak, tüm dünyaya karşı çıkarak gerçeğin şok ettiği bir insan bilincinin yıkıcı uyanışını canlandıran trajik kahramanlığı şiirselleştirir”  deniyor kitabın önsözünde. Yazarın ruh halinin izleklerini taşıyan eser, şiddetin yürekte açtığı kâğıt kesiklerini zamanın ve mekânın ötesine taşıyor.  Savaşın birey üzerinde bıraktığı tahribatı, bilinci muğlaklaşan bir asker üzerinden okuyucuya sunan yazarın bunu en iyi “Dört Gün” öyküsünde yaptığı belirtilebilir.

Bacağından yaralanan bir askerin, öldürdüğü düşman askerinin biraz uzağında savaş ve ölüm kavramlarını sorgulaması ve ölümü arzulaması ile geçen dört günü o kadar net ve keskin dile getiriyor ki Garşin, öykü bitince boğazınıza oturmuş bir yumru ile kalakalıyorsunuz. Bir savaş meydanının geride bıraktığı enkazda kurtarılmayı beklerken baş başa kaldığı askerin dirhem dirhem çürüdüğüne tanık olan asker, kendisinin de üniformasının altındaki bedeninin değil, bedeninin içindeki insanlığının çürüdüğünü hissetmiştir.

Pasifizmin şemsiyesi altında yazılan, birbirinden kıymetli on öykünün bulunduğu Kızıl Çiçek okuru savaş, vicdan, adalet ve ölüm kavramlarının derin dehlizlerinde ağulu bir yolculuğa çıkarıyor.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kafka Olmanın OlanaksızlığıDerya Önel
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Adalet Çavdar

14 Temmuz 2025

Kelimelerin Gücü ve Labirentin Sırları

Kitabın temel temaları, aidiyet, cesaret, dostluk ve kelimelerin gücü.Benim ilk okuduğum kitap Samad Behrengi’nin Küçük Kara Balık’ı idi. Akıntıya karşı yüzen o minik balığın cesaretine hayran kalmamak mümkün değildi. Bir gün yolculuğa çıkabileceğime beni ilk ik..

Devamı..

Vizesiz Tatil Yapabileceğiniz Yerler

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024