Sylvia Plath: Susturulamayan Bir Ses

Sylvia Plath: Susturulamayan Bir Ses


Twitter'da Paylaş
0

“Plath ve Hughes’un hikâyesine sembolik özellik katan, bir bakıma bu mektupların değişen cinsiyet politikalarına paratoner olması.”

Syliva Plath’in yeni ortaya çıkan son mektupları, Ted Hughes ile çalkantılı evliliğine ve bu evliliğin şiirini nasıl etkilediğine yeni bir ışık tutuyor. Sylvia Plath, 1956 yılının başlarında âşık olduğunu düşündüğü bir adama uzun ve alakasız bir mektup yazar. Bu mektupta, kendi gençlik hayallerini dalgaya alarak alaycı bir şekilde şu sorunun cevabını arıyordu: “Ne kadar sembolik olabiliriz?” Birkaç hafta içinde şair Ted Hughes ile tanışır. Dünya çapından birçok okur, bu iki şairin aşk hikâyesini ve hikâyenin trajik akıbetini kendi hayatlarıyla eşleştirecek ve tüm hikâyenin ne kadar sembolik bir hal alabileceğine şaşıracaktı. Altı yıllık bir evlilik, iki çocuk ve bir düşükten sonra, Plath Ted Hughes’un bir ilişki yaşadığını öğrenir. Plath, ağır bir ayrılığın eşiğindeyken “Burning the Letters” ("Mektupları Yakmak") isimli şiirini kaleme alır: “I made a fire” (Bir ateş yaktım) der, “being tired/ Of the white fists of old / Letters and their death rattle” (bıkıp usanmışken / Beyaz yumruklarından eski / mektupların ve ölüm çıngıraklarının). Bu mektupların onunla alay ettiğini ima ediyordu: “Bilmediğimi mi sanıyorlardı?” Tüm bu olaylardan 55 yıl sonra bugün, bu mektupların ölüm çıngıraklarını bir kez daha duyuyoruz. Plath’in, hayatının sonuna yaklaşırken, arkadaşı ve doktoru olan Ruth Barnhouse’a yazdığı mektuplar bize Plath ve Hughes hakkında birçok şeyi açıklıyor. Plath ve Hughes’un hikâyesine sembolik özellik katan, bir bakıma bu mektupların değişen cinsiyet politikalarına paratoner olması. Bu mektuplar, Plath ve Hughes hikâyesinde birbirlerine ve birbirleri hakkında yazdıkları şiirler kadar önemli. Feminizm, evlilik, akıl hastalıkları, intihar ve aile içi şiddet hakkındaki değişen düşüncelerimiz, Plath ve Hughes’a olan tutumumuzu da etkiliyor. [

sylvia plath

Sempatimiz iki şair arasında ilmek dokuyor. Hughes’un yakın zamanda yayımlanan şiirleri ise Plath’in intiharının nedeninin aslında Barnhouse olduğunu gösteriyor. Barnhouse, Plath’in 20’li yaşlarının başında yaşadığı sinirsel çöküntü ve intihar girişiminin ardından ilk kez 1953’te hastaneye yatırılmasından itibaren Plath’in psikiyatrı olur. Hastanedeki tecrübeleri Plath’in Sırça Fanus romanına ilham verir. Daha sonraları, Barnhouse Plath’in Boston hayatı boyunca terapistliğini üstlenmişti ve İngiltere’ye taşındığında da arkadaşlıkları devam etmişti. Barnhouse, Plath ile birbirlerine gönderdikleri mektupları yaktığını açıklar, fakat Hughes Barnhouse’tan gelen yıllarca ortaya çıkmayacak o mektupları Smith College’daki Plath arşivinde saklar. Yakın zamanda, Plath’in hayatının son birkaç ayında Barnhouse’a gönderdiği mektuplar açığa çıktı. İlişkilerindeki samimiyet ve dürüstlüğün ışığında ve Plath’in son zamanlarında yazdığı günlüklerin kaybolmasıyla (Hughes tarafından ortadan kaldırıldığı söyleniyor) Plath’in son günlerindeki düşüncelerine ulaşmamızı sağlayacak tek kaynak olarak bu mektuplar kalmıştı.

sylvia plath

Öyle görünüyor ki, Plath Barnhouse’a Hughes’un oldukça saldırgan olduğunu ve ikinci çocuğunun düşmesine neden olduğunu söylemiş. Bu travmatik ilişki, Plath’in birçok şiirinde yer alsa da, bu noktada, bu suçlama yeni bir bilgi olarak karşımıza çıkıyor. İki şairin de yazıları şiddet içeren imgelerle dolu. Herhalde mektup yapmak bunların en masumu. Hem Plath hem Hughes okumalarını duygu patlamalarıyla gerçekleştiriyordu. Plath, evlilik ve doğurganlığı mitolojik bir kimliğe büründürmüş ve ilham kaynağı olarak kullanmıştı; Hughes da avcılığın ilkel dürtülerini ve sanatı aynı vücutta bir araya getirmişti. Efsane, Plath ve Hughes bu efsaneyi kendi elleriyle oluşturmuştu ve şiddeti –sembolik demek yetersiz kalır– merkezine koymuştu. Plath’ın ölümü tüm bunları açığa kavuşturdu.

(Guardian)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR