Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

29 Nisan 2020

Öykü

Tepedeki Köyün En Büyük Evi

Havanur Taflan

Paylaş

4

1


Ağaçların arasında iki katlı ahşap ev... Yıllar önce çocukluğumda uğradığım bu mekân babamı getirdi aklıma, Giriş katında mutfak, yemeklerin odun ateşiyle pişirildiği ocak, sedirler, dolaplar hepsini hatırlıyorum. Ama en önemli hatıram merdiven… Çıkışta sağ tarafta geniş bir oda… her ince ayrıntı gözümün önünde. Kocaman bir yatak sandık dolaplar…. O kadar doluydu ki her taraf. Bu büyük evin en gösterişli odasıydı burası. Bayram sabahı tüm torunlar ve çocuklar odanın kapısından sırayla girerler, yatağa oturmuş yaşlı kadının ardından, adamın elinden öperlerdi. Bu merasim büyükten küçüğe doğru sıralanırdı. Kadın yan tarafında bulunan masaya uzanıp çikolata şeker ne varsa çocuklara verirdi.

Düşünüyorum da hiç sevgi hissetmezdim bu öpüşlerde. Yıllar sonra durup dururken tepedeki köyün, en büyük evinin bu büyük odasına neden daldım şimdi. Nerden aklıma düştü bilmiyorum. Bu köy yolculuklarında hiçbir zaman istekli olmadım. Kardeşlerim gitmek isterlerdi, ben ilçedeki teyzemde kalmayı tercih ederdim. Bazen hasta numarası bile yapardım gitmemek için. O yüzden midir bilmiyorum doğayla aramda bir mesafe vardır hep. Babam kardeşlerinin en küçüğüydü. Köy ortamında yetişmişti ama kardeşler içerisinde okuma şansını elde eden de tek kişiydi. Buna nasıl izin verdi dedem bilmiyorum. Gerçi babamda liseyi bitirememişti ama o dönemde ortaokul diplomasının gücü düşünülürse iyi bir başarıydı bu. Bu eğitimi sayesinde kente inebilmişti zaten. Bu sırada görmüş galiba annemi. İyi zamanlarında ne güzel anlatırdı. Çiçekler gönderirmiş anneme. On sekiz yaşında, ikisi de..

Dedem, oğul topraktır derdi hep. Dört erkek evlada sahip bir köy ağası olarak gururlanırdı. Tam bir güç abidesiydi. Babam ve amcamlar çocuklarını onun yanında sevemezlerdi hiç. Çünkü saygısızlıktı bu. Babamın çok gücüne giderdi bu durum hissederdim ama onunla bu konuyu konuşamadım hiçbir zaman. Çok okurdu babam, ondan bana kalan tek şey okuma sevgim galiba. Onun gibi okumuş adam bunun yanlış olduğunu bildiği halde neden karşı çıkmazdı. Çıkamaz mıydı yoksa.  Yüksek yerde otururdu dedem her zaman. Kimse onunla aynı seviyede olmazdı. Tam bir köy ağasıydı.

Hatırlıyorum da çocukluğumda bize gelmişti bir gün. Babamın yere oturduğunu onunla konuşamadığına tanık olmuştum o gün. Çocuk aklımla ne tuhaf gelmişti acımıştım babama. Sesini çıkaramazdı babam. Sesinin tınısı öyle az çıkardı ki onunla konuşurken. Hep kızardım dedeme.

Yıllar sonra babama da kızdım o da yanlış olduğunu bile bile istediğim gibi sevmedi beni. Hayatımız boyunca konuşmamamızın nedeni de bu olsa gerek diye düşünüyorum şimdi. Hep korkunun yumru gibi olduğu bir yürek vardı onunla aramızda. Sözcükler hiç sese dönüşemezdi dönüştüğünde de sevgiden bir eser taşımazlardı hiç. Lisedeyim mektup yazdım babama gizlice koydum cebine.

Yıllar sonra bir otobüs yolculuğu sırasında kaybettim babamı. Ölünce cebindeydi mektubum, hiç çıkarmamıştı o geçen uzun yıllar boyunca hep cüzdanında saklamıştı.

Şimdi kızmıyorum ona, öğrendiğini yaptı diyorum. Artık istesem de kızamıyorum zaten. Birbirlerine göstermedikleri, yüreklerinden taşıp bir türlü yol bulamayan sevgilerini toprağa sunan coğrafyanın çocuğuydu o. Babasından görmediği hissetmediği göstermeyi bilmediği sevgiyi esirgedi benden. Biliyorum toprakla uğraşırken, toprağa verdikleri emek kadar birbirlerini sevemeyen bu insanların bağrında, ne çok yarım kalmış hikâye var. Toplumun geleneklerinde boğulan, yitip giden canlarda saklı sevginin dil bulmadığı hikâyeler bunlar. Keşke konuşabilselerdi toprakla konuştukları gibi birbirleriyle. Keşke keşke sevebilselerdi çekinmeden. O zaman ne çok hikâye kalırdı hafızalarda, sevgiyle anılan. Benim de belleğimde babamla ilgili.

YORUMLAR

Murat Gökhan Gökdemir

Tebrik ederim

29 Nisan 2020

Öne Çıkanlar

Anlam ve AnlamakKardelen Ayhan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Christine Estima

20 Eylül 2025

Kafka’nın İlk Çevirmeni: Milena Jesenská

“Henüz var olmayan bir şeyi, ancak ona tutkuyla inanırsak yaratabiliriz."1920’li yılların Viyana’sı günümüzün kozmopolit Viyana’sı gibi değildi. I. Dünya Savaşı sona ermiş, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökmüş,  bu acımasız savaşın yarım bıraktığı işi 191..

Devamı..

Sapanca’da Doğa Yürüyüşü Yapılabilecek..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024