Yazmak uğraşında bazen öyle zamanlar yaşanır ki o anlarda hislerin kılavuzluğuna güvenmek ve hayallerin egemenliğine teslim olmaktan başka çareniz kalmaz.
Sezgilerinizden gelebilecek en küçük bir işareti, büyük bir sabrın erdemiyle beklemek zorunda kalırsınız. Daha fazla duygulanabilmenin, içinizdeki coşkuyu olabildiğince artırabilmenin derdine düşersiniz. Çekingen bir taleple vardığınız yalnızlık bahçelerinde solmayacak renklerin, bitmeyecek baharların izlerini sürersiniz. Var olduğuna inandığınız ama henüz dışında bulunduğunuz saklı bir dünyanın kapısını aralayabilmenin yollarını ararsınız. Kaynağını bilemediğiniz bir çağrının büyüsüne kapılıp, hissedilir olmaktan başka belirginliği olmayan sırların keşfine çıkarsınız.
Bu zorlu ve bir o kadar yıpratıcı çabaların sonunda gerçekliğin dünyasına girmeye, ilhamınız ne denli gönüllüyse, başarınız da o ölçüde söz konusu olabilecektir. Yani, yazabilme olanağınız, yazılacak olanın size kendini açabildiği orandadır. Bu aşamada üstleneceğiniz ilk sorumluluk, ispatı gereken bir bağlılığın zorlu imtihanıdır. Kırılan hayallere karşın, vazgeçmemek dirayetiyle sınanan bir direniş halidir. Dostluğunun bedelini çok yüksek tutan, ama vefadan yana hiç de güvenilir olmayan o düşsel bilinmezliğin kaprislerine dayanma gücüdür sahip olmanız gereken.
Bütün bu güçlükleri göğüsledikleri halde, yazma serüveninin daha başlarındayken cesaret kırıcı sürprizler yaşayan yazarlar olmuştur. Ama olumsuz şartlara boyun eğip de, işi oluruna bırakmamışlar. Çaresizliğe teslim olmanın, o vakte kadarki emeklerine ve yazarlık ideallerine bağışlanamaz bir ihanet olacağına inanmışlar. Yüzlerine kapanan kapılar karşısında, vazgeçme seçeneğini yürürlükten kaldırmışlar; bu talihsiz başlangıcı, değerli bir kariyere dönüştürebilmişlerdir. Sadece hevesin büyük bir gayeyi kavrayamayacağını, harcında tutku olan samimi çalışmaların kararlılığıyla, dönüş köprülerini yıkmakta tereddüt etmemek gerektiğini göstermişlerdir.
Yazar ve şair Murathan Mungan, kendisiyle yapılan bir söyleşide, bu konuyu da dile getirmiş. İşte, oradan bir soru ve verdiği cevap.
— Bugünden yazarlığınızın ilk günlerine baktığınızda ne görüyorsunuz?
— Şimdi insanların belki hayal etmekte zorlanacakları bir şey söyleyeyim. Benim Son İstanbul kitabım birçok yayınevinden geri döndü, basılmadı. Cenk Hikâyeleri'ni bitirdim, o da basılmadı. Bugün baktığınızda çekmeceye kilitlenmiş o kitaplarla aynı evde yaşamanın 20’li yaşlarındaki bir insan için nasıl bir cehennem olabileceğini hayal edebilirsiniz. Böyle bir zamanda bir tek şeye inandım: Sizi yazar yapan şeyden vazgeçmeyeceksiniz.
Ve hemen peşinden, yine Mungan’ın şu cümlelerini sizlerle paylaşmak yararlı olacaktır.
Üniversite yıllarımda oyunlarımı okuttuğum bir dramaturg, eleştirmen bana "Senden yazar olmaz," demişti. İyi ki lafını dinlememişim!
Yine, bu çizgiden sapmadan devam ettiğimizde, değerli yazarlarımızdan Selim İleri, "Ülküm Yazar Olmaktı" başlıklı yazısıyla katkı yapıyor gündemimize. Bizlerle paylaştığı şu cümleleri, çok anlamlı değil mi sizce de?
Gazetelere götürüyordum romanlarımı. Kimselere beğendiremedim. Remzi Kitabevi’nden, Varlık Yayınları’ndan geri çevrildim. Boyuna geri çevriliyordum. Ama umudum asla kırılmıyordu.
Bu kırılmayan umut için, Selim bey, ipucu vermekten alıkoyamıyor kendini ve yazmak eylemi için “Bir Ülküydü” nitelemesini yaparak, şöyle devam ediyor;
"O ülküde yapayalnız yol alınıyor. Yazmak isteği, yazmak dürtüsü zaten durdurulamıyor."
Selim bey, söylemine sahip çıkıyor ve çileli edebiyat yolculuğunda, özgün eserleriyle var olmaya devam ediyor.
Son olarak, Elif Şafak’ın "Basılmamış Kitaplar" isimli bir yazısından alıntı yaparak sözü bağlayalım dilerseniz.
"Ve ne olur, reddedilmekten, terslenmekten korkmayın. Edebiyat tarihi, vaktiyle kıymeti bilinmeyip de sonradan alkışlanarak basılan, ancak sonradan ün kazanan eserlerle dolu. Bugün tüm dünyada milyonlarca satan Anne Frank’ın Hatıra Defteri, 15 yayıncı tarafından reddedilmişti peş peşe. Keza, George Orwell’in klasik addedilen Hayvan Çiftliği adlı kitabının yayıncılar tarafından topa tutulduğunu ve “Amerikada kimse hayvanlar hakkında hikâye okumak istemez” diye reddedildiğini biliyor muydunuz? Anais Nin, Sylvia Plath, Jack Kerouc gibi, edebiyat eleştirmenlerinin bugün yerlere göklere sığdıramadıkları isimler hep, vaktiyle yayıncılar tarafından reddedilmişlerdi. Tabii Nabokov ve Virginia Woolf’u da eklemeli bu uzunca listeye."





