Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

3 Kasım 2020

Öykü

Yabancı

Feyza Yılmaz

Paylaş

1

2


Evin önüne arabayı park edip apartmanda lambaları yanan dairelere baktım. Birileriyle merdivenlerde karşılaşabilir, yıllardır gözlerinde okuduğum yalnızlığıma ve tuhaflığıma dair şüphelerini bu gece giderebilirim umuduyla, dairemin olduğu beşinci kata kadar ne yazık ki bir komşuma bile rastlamadan çıktık. Yalnız yaşayan bir erkek için fazla düzenli bulduğunu sonradan öğrendiğim daireye girdiğimizde hemen banyoya gitti. Geri döndüğünde çok yorgun olduğunu ve hemen uyumak istediğini söyledi. Yatağını gösterdim. Pijamalarımdan birinin altıyla bir tişörtümü verdim. Gitti ve uyudu. Nereden mi biliyorum? Sabaha kadar, bir haftada içebileceğimden daha fazla sigarayı içerken, merakımın ipleriyle kapısını aralayıp onu izlediğim için biliyorum, uyuyordu. Banyoya gidip sırı yer yer bozulmuş aynada yüzüme baktım. Bu adamdan kötülük gelmez mi diyordu bana bakar bakmaz? Bir erkektim, yalnız, bekâr, kırklı yaşlarında. Bu özellikler bir insanı tehlikeli yapmaz mıydı az da olsa? Belki de yeni bir ayna alma zamanı gelmişti. Bunu hafızasıyla beraber bir eskiciye vermeliydim. Tekrar odasının kapısını açtım. Bu sefer daha da korkusuzca izledim onu. Hatta odanın içine doğru iki adım attı. Üzerindeki örtü vücudunun tüm hatlarını ortaya çıkararak bedenini sarmıştı. En sevdiğim örtümdü. Benim tenime değmişti, şimdiyse onunkine. Ucu yıllardır sökük olan örtüyü kıskandığımı hissettim; söküğü biraz daha mı büyümüştü? İtiraf etmekten ve düşünmekten utandığım tüm düşüncelerimi serbest bıraktım. O güzeldi, gerçekten güzel. Düzgün dudakları, iri kahverengi gözleri, uzun açık kahve saçları, zayıf ama yuvarlak hatlı vücuduyla çekici bir kadındı. Kıyafetleri ve konuşma tarzı, akşamın o saatinde otostopçulardan başka kimsenin durmayacağı o tekinsiz karayolunda olmamasını gerektiriyordu ama oradaydı ve karşıma çıkmıştı. Tanımadığı bir adamın evinde uyumak zorunda kalmasının nedeni ne kadar kötüydü ki bu güvensiz ortam bile ona güvenli gelmişti, uyuyordu.

Hafta içleri içmezdim genellikle ama bu akşam bir istisnaydı. Sigara ve viski eşliğinde, içerde yatan kadının başına gelenlerle ilgili, sabaha kadar kaç senaryo ürettim kim bilir. Doğan güneş penceren yüzüme vurunca uyuyakaldığım koltukta uyanmak zorunda kalmış ve gerçek dünyaya geri dönmüştüm.

Hazırlanıp işe gitmeden önce mutfak masasının üzerine biraz para, evin yedek anahtarını ve ofisin telefonunu bırakıp yola çıktım. Tüm gün telefonun çalmasını beklemekten dikkatimi işe veremedim. Hiç çalmadı. Ahizeyi sayısız kez elime alıp tekrar bıraktım. Evi arayabilirdim, aramadım. Açan kimse olmaması halinde ne yapacağımı bilmiyordum. Yıllardan beri ilk defa izin isteyip işten erken çıktım. Arabayı sürerken onu evde bulamazsam ne yaparım diye kalbim sıkışıyordu. Artık nefes alamıyordum. Bir panik atak krizinin eşiğindeydim. Eve kadar dayanmalıyım telkinleriyle apartmanın önüne park ettim arabayı.

Koşarak merdivenleri çıktım, nefes nefese kapının önünde dikiliyordum. Zili mi çalmalıydım, anahtarımla kapıyı mı açmalıydım? Derken kapı açıldı. Arkasında ışık, kapının önünde o, üzerinde başka bir eşofman altım ve tişörtümle gülümsüyordu.

İçeri girişim, elimdekileri alışı…

“Gitmemişsin.”

“Dediğim gibi, gidecek yerim yok. Senin de beklediğin biri yok gibi. Evin anahtarını da bırakınca, gitmemi istemediğini düşündüm.”

“İstediğin kadar kalabilirsin. “

İlk defa aynı evde birisiyle huzursuz olmadan yaşayabiliyordum. Artık işten eve gelmek için saatleri sayıyor, akşamları planlar yapıyordum. Geçmişini sormuyordum, o da anlatmıyordu. Olsun, o ne kadar isterse, o kadar tanımaya razıydım onu, fazlasına gerek yoktu. Sonra sonra hiç konuşmaz oldu. Hep ben anlatıyordum, o dinliyordu. Dışarı çıkmayı da sevmiyordu. Her akşam evde yemek yiyip ardından televizyonun karşısına geçiyorduk.

Israrlarıma rağmen kıyafet almaya gitmemişti. Ben de ona birkaç elbise aldım. Artık beraber yatmamıza izin veriyordu. Geceleri uyuduktan sonra teninde parmaklarımı gezdirirken daha fazla ileriye gitmemek için kendimi zor tutuyordum. O ise durumdan hiç etkilenmeden kıpırtısız yatıyordu. Saçlarının anneminkilere çok benzediğini söylediğimde mutlu olmuş ve taramama izin vermişti. Kıyafetlerini giydirmem de artık hoşuna gidiyordu. Her gün yeni aldığım başka bir elbiseyi giydiriyordum.

Bu kadar mutluyken, komşular da artık birisiyle birlikte olduğumu anlamış olacaklar ki her akşam kapımın zili çalmaya başlamıştı. Türlü türlü bahanelerle geliyorlar, içeri girmek için fırsat kolluyorlardı ama, onun tanınmak istemediğini bildiğimden içeri almıyordum.

Sonra bir akşam polisler geldi.

Onu evde yapayalnız bıraktım. Arkamdan onu da getirirler diye bekledim ama gelmedi. Polis arabasında beklerken kapının önündeki ambulansa birisini taşıyordu görevliler. Üzerinde bembeyaz örtü, komşulardan birisi ölmüş olmalıydı. Bir an sedyenin kenarından elbisenin kumaşı sarktı, onun elbisesinin aynısını almış kıskanç komşumuz.

YORUMLAR

Ceren Gökkuş

Sevdim..

4 Kasım 2020

Nazan Çinko

Beklenmedik. Çok beğendim.

6 Kasım 2020

Öne Çıkanlar

Ruhun Kuytusunda: Bir DeğiniErhan Sunar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Elisabeth Braw

31 Ağustos 2025

Rusya Svalbard'a Dönüyor

Svalbard’ı yirmi beş yıl önce terk eden Ruslar, Sovyet Döneminin ihtişamını geri getirebilmek için Norveç takımadalarına döndüler.  Neil Armstrong Ay’a ayak bastığında yaptığı ilk şey Amerikan bayrağını dikmekti. Ülkeler bir arazinin kendilerine ait olduğunu belirtmek için o ..

Devamı..

Yaz Sıcağıyla Baş Edebilmek İçin Orta ..

James Clark

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024