Yanlış Saatte Yaşamak
17 Mayıs 2019 Öykü

Yanlış Saatte Yaşamak


Twitter'da Paylaş
0

Saat 05.12, şiddetli bir mide ağrısıyla uyandım. Hava yeni yeni ışıyordu. Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım. Havluyla kurulanırken gözüm aynaya takıldı. Dağınık saçlarım, üç haftalık sakalım, morarmış göz altlarım. Psikolog randevuma daha dört saat vardı. Sendeleyerek mutfağa doğru yürüdüm. Dolaptan süt ile mısır gevreği çıkarttım. Telefonuma gelen bildirimleri okumadan silip, Spotify’dan rastgele bir playlist açtım. Ve evet, fena değilim işte. Hem zaten gecenin en karanlık anı, güneşin doğması… Nasıldı o söz? “Siktir et,” dedim kendi kendime. Müziği kapadım. Kenarda birikmiş, okumadığım dergilerden birini alıp üçlü koltuğa uzandım. Bir ya da birkaç saat geçti. “Başlarım böyle hayata, yeter lan yeter. Ölüyorum laaan.” Ağlamaya başladım. Bir ya da birkaç saat sonra geçti. Üstümü değiştirdim. Hangi ceketi giysem diye düşündüm bir an için. Fark etmezdi ama ben düşünmeyi seviyordum. Lacivert olanı giydim. Evden çıktım, kapıyı kilitledim. Geri döndüm, kilidi kontrol ettim. Tekrar dışarı çıktım. Psikoloğun yeri dört kilometre kadar uzaktaydı. Toplu taşımadan nefret ettiğim için yürümeyi tercih ettim. Hava serindi. Yol boyu, mutlu insanlara bakmamaya çalışarak (özeniyordum, o yüzden) ağır adımlarla ilerledim. Köprüden aşağı baktım. Yerden gökyüzüne baktım. Muayenehaneye geldim. “Hoş geldiniz,” dedi sekreter. “Burcu Hanım, sizi birazdan alacak.” Biraz bekledikten sonra içeri girdim. Bugün daha iyi olup olmadığımı sordu. İyi olmadığımı söyledim. Konuştuk. Terk edilmemden konuştuk, ölümlerden konuştuk, işsiz kalmamdan konuştuk. Ağladım. Sonra geçti. Sekreter bir sonraki randevuyu verdikten sonra, kapıya kadar eşlik etti. Dışarı çıktım. Mutlu insanlara bakmamaya çalışarak yürüdüm. Köprüden aşağı baktım. Kendimi köprüden aşağı bıraktım.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR