Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Aralık 2024

Tiyatro

Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi neden izlenmeli?

Erdinç Akkoyunlu

Paylaş

1

0


Dünyamız son yıllarda savaş gerçeği ile yeniden yüzleşmeye başladı. Aslında savaş, insanların çıkarlarının çatıştığı tarihin ilk gününden itibaren varlığını sürdürüyor. Ve hiçbir zaman tam olarak bitmiyor. 

Yeryüzünde 500 bin yıldır yaşadığımız düşünüldüğünde tarihin en eski kitlesel eyleminin savaşmak olduğu kaçınılmaz. Okullardaki resmi eğitim müfredatının tarih bölümü başarılı ve başarısız savaşlardan ibaret. Yıllar boyunca hangi toplum hangi nedenle, kimle neden savaşmış ve bu savaş neye yol açmış bunu öğreniyoruz. Sonra birbirimizi bundan sınava tabi tutuyoruz. Kültürel bir aktivite olarak müzeleri ziyaret edip sivri taş ve ahşap kullanılmış ilk savaş aletlerini izliyoruz. Eve gelip haber kanalında Ukrayna’da, Gazze’de, Suriye’de yaşanan savaşlara ilişkin haberleri seyrediyoruz. Sıkıldığımızda geleneksel veya dijital TV’yi açıp bir savaş filminin sahnelerine dalıp gidiyoruz. Tuttuğumuz takımın en iddialı maçına savaşa hazırlanır gibi motive oluyoruz. Aşk ilişkimiz bir süre sonra iki insan arasındaki duygusal savaşa dönüşüyor. Çalışırken, öğrenirken, eğlenirken hayatta kalmayı yaşam savaşı olarak nitelendiriyoruz. Aslında dünyanın tamamı kocaman bir savaş meydanı, biz de türlü cephelerde mücadele veriyoruz.

Hitler bir savaş çıkarır ve Polonya'ya girer

Savaş dünyanın hem en büyük gerçeği hem de kaçınılmaz sonucu. Çıkarlar çatıştığında savaşın da ilk fitili ateşlenmiş oluyor. Peki tarihteki en kanlı, en acımasız ve dünyayı en çok değiştiren savaş diye sorsak herkes kendi tarihinden pay biçer fakat kuşku yok ki İkinci Dünya Savaşı dünyayı en fazla şekillendiren ve günümüzü dönüştüren tarihsel eylem oldu. İkinci Dünya Savaşı’nın başrolünde su götürmez bir gerçek olarak Adolf Hitler bulunuyor. Peki kim bu Hitler? 1898 yılında Avusturya’da dünyaya geldi. Yoksul sayılabilecek bir gümrük memurunun oğluydu. Babası 13 yaşındayken öldü. 4 yıl sonra da annesini kaybetti. Ressam olmak istiyordu. Çizgileri çok iyi sayılmazdı. Viyana Üniversitesi tarafından reddedildi. Beş parasızdı, yardım isteyecek kimsesi yoktu. Ve herkes gibi bu yoksulluğundan Avrupa Yahudilerini sorumlu tutuyordu. Artan yabancı düşmanlığına göre Yahudiler en güzel evlere, işe, gelire sahipti ve tüm bunları Almanya ile Avusturya’nın imkanlarını sömürerek elde ediyorlardı. Hitler asker olarak savaşa gitti. Birinci Dünya Savaşı’nda cephede yer aldı. Ödüller kazandı. Artık askerdi ve aç değildi. Sonra Alman İşçi Partisi’ne katıldı. Ve orada iyi bir hatip olduğu gerçeği ile tanıştı. Uzun nutuklar atıyor, arkadaşları arasında en çok onun sözü dinleniyordu. Avusturya vatandaşlığını bıraktı. Alman vatandaşlığına geçti. Partinin ismi kısa sürede Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi oldu ve o tarihten sonra 3 seçimi kıl payı kaybetse de pes etmeyen Aldof Hitler sonunda hem seçimle Almanya’nın başına geçti hem de emperyalizm savaşlarında hakkının yenildiğini düşündüğü ülkesini yeni savaşa hazırladı. Alman ordularının yani Nazilerin girdiği ilk ülke ise Polonya oldu. 

İşgalle birlikte değişen hayatlar

7 Aralık’ta Üsküdar’daki İstanbul Şehir Tiyatroları Musahipzade Celal Sahnesi’nde izlediğim Nick Whıtby’in yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği ve Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği “Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi” isimli oyun, tam da bu tarihi süreci anlatıyor. Takvimler 1 Eylül 1939’u gösteriyor. Polonya’nın başkenti Varşova’nın ismini taşıyan Varşova Tiyatrosu oyuncuları Hitler üzerine bir oyun çalışırken, sansür kurulu bunu yapamayacaklarını bildiriyor.  Ve Almanya Polonya’yı işgal ediyor. Sansüre isyan eden Varşova Tiyatrosu’nun başrol oyuncusu Josef Tura, Shakespeare’in Hamlet oyununu sahnelemeyi öneriyor. Fazla da çaresi olmayan tiyatro öneriyi kabul ediyor. Hamlet oynanırken, Josef Tura’nın güzel eşi ve tiyatronun diğer başrol oyuncusu Maria Tura ile Avusturyalı Savaş Pilotu Lieutenant Stanislav Sobinski arasında her an alev almaya müsait bir aşk başlıyor. Ne var ki Naziler Varşova’yı bombalarken tiyatroyu da ihmal etmiyor. Bu arada tüm Varşovalıların evlerine el koyuyorlar. Bir yandan açlık, bir yandan yoksulluk, bir yandan da tutsaklık günlerinde yine de sahnelerini terk etmeyen Varşova Tiyatrosu oyuncuları olabildiğince dayanışma içindeyken, Sobniski, korkunç bir haberle geliyor. Londra’da tanıştığı ve kendisine dostane yaklaşan Professor Siletsky, aslında bir Nazi casusudur ve Avusturya Direniş Örgütü’nün üyelerinin ismini öğrenip, bu dosyayı Nazi Polisi Gestapo’ya getirmek üzere Varşova’ya doğru yola çıkmıştır. O esnada 1 yıldır sahneye çıkamayan ve bunun acısını hisseden Josef Tura’nın aklına dahiyane bir fikir gelir ve Professor Siletsky’i Varşova Tiyatrosu’nun Gestapo sorgu merkezi olduğuna ikna edip, elindeki listeyi alabileceğini söyler. Bunun için yapmaları gereken tek şey sansürden geçmeyen Nazi oyununun dekorunu ve kıyafetlerini kullanmaktır. Üstelik eşi Maria’nın da hayatı tehlikededir. Casusluk ve vatan sevgisi için tiyatrocuların rol yapmaya başlamasıyla birlikte Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi sorusu daha fazla sorulmaya başlar… Aslında her şey bir insanı daha savaşın elinden kurtarmak içindir. Varşova Tiyatrosu oyuncuları canlarını tehlikeye atarak önce birbirlerinin sonra da Varşova Direniş Örgütü’nün ardından tüm Varşova’nın hayatını kurtarmak için çalışırlar.  

Performans ayakta alkışlanıyor

İstanbul Şehir Tiyatroları’nın repertuarında her yıl birkaç klasik ve modern klasik metne rastlamak mümkün. 1942 yılında ABD’de “To Be Or Not To B”e ismiyle yayınlanan ve çok sevilen bir film olmanın ötesinde Hollywood’da yapılan İkinci Dünya Savaşı temalı filmlere de ilham veren ve birçok ülkede aynı anda çok sayıda tiyatro tarafından onlarca farklı yorumla sahnelere taşınan Yaşamak mı Yoksa ölmek mi isimli komedi-drama türündeki oyun, İBB ŞT’de unutulmaz bir performans ile karşımıza çıkıyor.

Tiyatroda müzik, kostüm, oyunculuk ve rejinin bütünleştiği oyunları izlemek en zevkli sahne sanatı eylemlerinin başında geliyor. İBB ŞT’de yılların usta tiyatro ve sinema oyuncusu Hüseyin Köroğlu’nun rejisi Gamze Kuş’un dekor tasarımı, Orçun Tekelioğlu’nun müzikleri, Senem Oluz’un koreografisi, Özcan Çelik’in ışık ve Kadir Arlı’nın efekt tasarımı ile bütünleşmiş durumda. Oyunun ilk saniyesinden itibaren izleyici kendini 1939 yılında Varşova Tiyatrosu’nun prova sahnesinde buluyor. Oyuncular Hüseyin Köroğlu, Şenay Saçbüker, Bahtiyar Engin, Deniz Yeşil Mavi, İrem Arslan, Emre Narcı, Ümit Bülent Dinçer, Emre Şen, Özge Kırdı, Rüzgar Aşıkoğlu, Erkan Akkoyunlu, Özgür Ali Kuruçay, Vildan Türkbaş ve Volkan Ayhan bu klasikleşmiş esere 2.30 saatlik oyun süresine rağmen 1 dakika bile düşmeyen tempo yaratarak üstün bir performans sergiliyor. 

Savaş karşıtı olmak

Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi isimli oyunu reji, kostüm, müzik, efekt ve tabii ki oyunculuk olarak bir bütün halinde alkışlamak gerekiyor. 2.30 saat üstelik de yüksek tempoda oynamak, karmaşık olay dizisini akıcı şekilde aktarmak, bunu yaparken hem tiyatral hem müzikal olmak hiç de kolay değil. Ama tüm ekip izleyiciye ‘Acaba şimdi ne olacak’ duygusunu yaşatmayı, koltuğundaki izleyiciyi biraz germeyi, güldürmeyi ve savaş karşıtlığı konusunda bolca düşündürmeyi başarıyor. 

Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi benim son yıllarda zevkle izlediğim ve bir kez daha izleyip, kaçırdığım yerler var mı diye dikkat kesilmek istediğim oyunlar arasına girdi. Oyunun mutlaka video kaydının da alınıp, İstanbul’a gelemeyen veya yer bulamayan izleyicilerle de paylaşılması gerektiğini düşünüyorum. 

Oyun sonunda kısa da olsa sohbet imkanı bulduğum oyunun yönetmeni ve Josef Tura karakterine hayat veren Hüseyin Köroğlu, savaşın açtığı yaralar karşısında tiyatronun gücünü tiyatro ile anlatma fırsatı veren bir oyun olduğu için Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi eserinin kendisi için ayrı bir yeri bulunduğunu söyledi. Kendisi aslen Kuzey Kıbrıslı olan Hüseyin Köroğlu, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında adada olan ve bugün oyunda ele aldığı atmosferi yaşayan bir sanatçı. Aynı zamanda bugün Ukrayna'da ve Gazze'de kanlı savaşların sürdüğünü hatırlatan, bunu oyun bitimindeki video gösteriminde de izleyiciyle paylaşan Köroğlu, pek çok filme ve hikayeye ilham veren bu klasiği yorumlamanın kendileri için ayrıca keyif verdiğini dile getirdi. 

Evet, İkinci Dünya Savaşı ve Hitler’e dair çok fazla film, hikaye, kitap, oyun söz konusu. Fakat ülkesi işgal edilen Polonyalıların Varşova Tiyatrosu üzerinden gösterdikleri duruşu, çabayı ve birlikteliğini görmek, tarihten yaşamsal dersler çıkartmak  için Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi İBB ŞT’de izlenmesi gereken eserler arasında yer alıyor. 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Her Nesne Bir Sanat Eserine Dönüşebili..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

16 Şubat 2025

Hayattan Notlar

HaikularSardunyalarınÜstü çiğ kaplı                         Yavru kuşlar uçuyor Bir çocuk içindekiTomurcuklarlaKaplanmış mezar Pire ne yiyorsun yeZıplayıp durmaUykum kaçıyor Pardon, birine benzettimDireksiyonu kavramıyor, kollarını ona teslim etmiş. Başı, omuzları, gövdesi arzın merke..

Devamı..

Sağlıklı Yaşam Endüstrisinin Tatsız Ta..

Andrzej Tokarski

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024