Yüksel Arslan'ın Sıra Dışı Sanatını Anlamak

Yüksel Arslan'ın Sıra Dışı Sanatını Anlamak


Twitter'da Paylaş
0

Her yıl bir iki Picasso sergisi açılıyor: erotik-Picasso, koleksiyoncu Picasso, Picasso ve Ingres, fotoğrafçı-Picasso, basındaki çizimleriyle Picasso, Picasso da Picasso… “1960 yılında Friedrich Nietzsche dönemi başlamıştır. Bu dönemi takiben 1967’de büyük başarı sağlayacağı Karl Marx dönemine girer.  Yaptığı elliye yakın artürünü Kapital sergisinde izleyiciye sunan Yüksel Arslan büyük başarı kazandı.” Yüksel Arslan, sanatının sıra dışılığıyla ön planda olan bir ressam. Tarih öncesi çağlara büyük ilgisi olan ressam toprak, bal, yumurta akı, yağ, kemik iliği, kömür gibi malzemeleri kullanarak resim dilinde ve üslubunda değişime gitmişti. Kendi malzemesini kendi yapan Yüksel Arslan, eserlerine isim vermek yerine onları numaralandırdı. Hatta eserlerini resim olarak değil “artür” olarak niteledi.  Artür, sanat anlamına gelen “art” ile resim anlamındaki “penture” sözcüklerinin birleşimi.  Zamanının çoğunu okumakla geçiren Yüksel Arslan, altı yılını Das Kapital’i okuyup resimlemekle geçirdi. 1960 yılında Friedrich Nietzsche dönemi başladı. Bu dönemi takiben 1967’de büyük başarı sağlayacağı Karl Marx dönemine girdi.  Yaptığı elliye yakın artürünü Kapital sergisinde izleyiciye sunan Yüksel Arslan, büyük yaratıcılığıyla ilgi gördü. 1980’den sonra sanatçılar, şairler, düşünürler, yazarlar, müzisyenler dönemi başladı.  Çocukluğunda ve gençliğinde kendini etkileyen yazarların artürünü yaptı. 1986’dan 2000 yılına kadar devam eden  İnsan dizisinde, insanın sinirsel yönlerini, hastalıklarını ele alan artürler yaptı. 2000 yılından sonra yoğun okumalarına devam eden Yüksel Arslan, Yeni Etkiler adını verdiği artür dizisine başladı. Ferit Edgü’ye yazdığı mektupta artür dizisinden şöyle söz ediyor: “Başka bir dizi üstünde çalışmaya başladım, ama başlığını bulmuş değilim. Evet, hep İnsan vardı, ama genel anlamıyla değil. Bu kez, bir şairle, Eski Yunan’dan, 19. ya da 20. yüzyıldan bir düşünürle ilgileniyordum. Bu nedenle, 2000-2005 yılları arasında gerçekleştirdiğim bu ‘arture’ dizisine Nouvelles Influences (Yeni Etkiler) adını verdim.” Yeni Etkiler adını verdiği artür dizisinde şairler, düşünürler, müzisyenler yer alıyor. Ancak ressamlara yer vermeyen Yüksel Arslan bunu yine Ferit Edgü’ye yazdığı mektupta şöyle dillendiriyor: “Sevgili F…, şöyle söyleyeyim: Al sana lüzumsuz bir soru! Kendin kadar iyi tanırsın beni! Yok olup giden sanatlar vardır; meslek hayatımın daha en başında, resmi (resim-resim) ölü bir sanat kabul ettim! Ve onu seneler önce tarihin çöplüğüne attım! Burada, Paris’te, örneğin, eleştirmenlerin, özellikle de müzecilerin beyin kıvrımlarında bir tek Picasso’nun, bir tek Matisse’in adı dolanıyor. Her yıl bir iki Picasso sergisi açılıyor: erotik-Picasso, koleksiyoncu Picasso, Picasso ve Ingres, fotoğrafçı-Picasso, basındaki çizimleriyle Picasso, Picasso da Picasso…” Yeni Etkiler artür dizisini oluşturduğu süreçte Ferit Edgü’ye yazdığı mektuplar, çalışmalarını, okumalarını, esinlendiği sanatçıları ve onları yorumlamalarını da içerir. Sel Yayıncılık’ın yayımladığı Yeni Etkiler kitabında yer alan bu mektuplardan çok ilgi çekici bazı bölümleri aldık:

yeni-etkiler-gorsel-0001

Diyojen / Kinikler Diyojen’in adını duymayan yoktur, Atina sokaklarında yaşayan bu ilginç adam, barınak niyetine bir fıçıda yaşar; güpegündüz elinde bir fenerle, İnsanı arar! Ama Sinoplu Diyojen’in yazdıklarını bilmeyiz hiç. Derlemeciler sayesinde, yalnızca anekdotlarla söylentiler ulaşmıştır bize; özellikle de, yaklaşık on sekiz yüzyıl önce Ünlü Filozofların Hayatları ve Öğretileri başlıklı bir kitap yazmış Diyojen Laertios sayesinde! Bugün artık küçük bir kitap var elimizde, Diyojen ile Krates’in Mektupları, ama gerçek mektuplar değil bunlar.

 yeni-etkiler-gorsel-0003

Samuel Beckett Yaklaşık yarım yüzyıl önce, bir arkadaşımın ısmarladığı biletle izlemiştim Godot’yu Beklerken’i. Sonunda bu oyunu, ve elbette Beckett’in yapıtının tamamını okudum, elli yıl sonra. Sevgili F…, böylesine nadir rastlanan, böyle olağanüstü bir yazarı atladığım için çok utandım! Ama sen bilirsin, meslek hayatım boyunca, yazı ya da düşünce aleminden başka devlerle uğraştım, şu sefil hayatımda onlar yıl meşgul ettiler beni! yeni-etkiler-gorsel-0004 Franz Kafka Bu eski dostu ne vakit okusam tekrar tekrar şaşırtıyor beni! Dahası, Kafka üstüne okumadığım birkaç kitap buldum: P. Klossowski’nin Günce’si (1945), W. Wagenbach’ıın F.K., gençlik yılları, Marthe Robert vb. Doğal olarak, Kafka için biraz da Ortadoğudakilere benzeyecek bir mezartaşı yapma fikri beni harekete geçirdi.

 yeni-etkiler-gorsel-0005

yeni-etkiler-gorsel-0006

Stéphane Mallarmé Bazı eleştirmenlerin Mallarmé’yi J. Joyce’la karşılaştırdığını biliyorsundur mutlaka. İyi fikir, belki de kötü; burada birileriyle polemiğe, lüzumsuz gevezeliklere girişmeye hiç mi hiç niyetim yok. Her şey bir yana, J. Joyce şöyle demiyor muydu: “Bir yapıtı tamamlamamı sağlayan tek uyaran, Blake’i aklımın köşesinde tutmaktır: Deli deliliğinde diretseydi, bilgeliğe erişirdi. Joyce gibi, bizim atalarımız da söylememiş mi: “Ayağını sıcak tut, başını serin, Kendine bir iş bul, düşünme derin” [caption id="attachment_10331" align="aligncenter" width="700"]yüksel arslan dünyanın sindirim sistemi Dünyanın Sindirim Sistemi.[/caption]

Kaynak: Yüksel Arslan, Yeni Etkiler, Sel Yayıncılık, Aralık 2015.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR