Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Nisan 2020

Felsefe

Zaman Öldürmek

James Duesterberg

Paylaş

2

0


Son yıllarda gelişen mobil bağlantılar, bizi özgürlük ve üretkenlik sözü veren sanal bir gerçekliğin içine çekti. Bu gerçeklikte, fiziksel mekân önemini kaybetti ve zaman sınırsız bir şimdiye indirgendi.

Ölü ya da canlı olmayan virüsler, karşısında durması güç bir düşman. Siyasetçiler sürekli “Savaştayız” diyor. Ancak siyasi bir rakibin aksine virüs, sürgün edilebilecek ya da öldürülebilecek, tam olarak hakkından gelinebilecek bir düşman değil. Virüs sadece güçlenebilecek ya da yavaşlatılabilecek bir güç.

Öyleyse, virüsün yol açtığı salgının siyasetle nasıl bir bağlantısı olabilir? Birkaç hafta önce 2020 ABD başkanlık seçimleriyle ilgili manzarayı inceleyecek köşe yazıları yazmayı kabul etmiştim. Ama Joe Biden ya da Bernie Sanders artık gazetelerde eskisi kadar yer bulamıyor, Donald Trump ise artık bir siyasetçi olarak değil, bazen gizli bazen bariz, imparator olarak karşımıza çıkıyor. Seçimler, fikirler, geleceğe dair çarpışan öngörüler hakkındaki tüm tartışmalar sona erdi. Şimdi bir tek çan eğrisini yassılaştırmaktan ve topluma bağışıklık kazandırmaktan bahsediliyor.

Bu salgın, savaş sonrasında başlayan enternasyonalizmin çöküşünü, sınırların önem kazanmasını, besinini korkudan sağlayan eski politikaların geri dönüşünü hızlandıracak gibi görünüyor. Karantina şu ana kadar bunlar yerine kullanılan bir kelime işlevi gördü. Ama belki de yaşanan krizin en dramatik etkisi, zamanın yok edilmesi ve günlük hayatımızı devam ettirdiğimiz ritimlerin baş aşağı olmasıydı. Birkaç hafta öncesini hatırlamaya çalışınca her şey kayıp gidiyor.

Belki bir gün bir yarasa kanatlarını çırptı, bir karıncayiyen hapşırdı ve Çin’de bir kişiyi hasta etti ama esas mesele bu değil. Esas mesele, o anla bugün arasında verilen milyarlarca kararın birbirine eklenmesiyle krizin artık mücadele sınırlarını aşacak kadar büyümesi. Ve hangi kararın ne zaman verildiğini (ya da verilmediğini) hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Bu krizin en kafa karıştırıcı yanı fiziksel kısıtlanma değil, doğrusal zaman akışının kaybolması. Gönüllü karantina esnasında günler neye benziyor? Uyanıyor ve hemen rakamlara, tablolara, abartılı açıklamalara dalıyoruz. “Sosyal mesafelenme”, online olmak anlamın geliyor. Tüm gün atıştırıyor, evcilik oynuyor, ev arkadaşınıza sinirleniyoruz: Rutin sonsuz ve gerçek dışı hissettiriyor.

Birçok kişi içinse kriz aksama anlamına gelmiyor, eskiden olduğu gibi hatta daha kötü koşullarda çalışmak demek oluyor. Eğer yirmi birinci yüzyılın büyüyen sektörlerinden birinde çalışıyorsanız (yemek teslimatı, Uber şoförlüğü, Amazon siparişlerini paketleme, hasta bakımı gibi) eskisinden çok daha fazla baskıyla birlikte yeni bir tehlike altındasınız. Başlangıçlar veya bitişler yok, hayat sonsuz, homojen bir ana dönüştü. Bu şekilde çalışmak, bugüne kadar istisnaiydi. Şimdi her şeyin acil durum olduğu bu dünyada istisna kural haline geldi.

Günlerin bu şekilde kaybolmaya başladığı zamanı ararken bunun, virüsün yarattığı panikle başladığını söyleyemiyorum. Salgının yarattığı toplumsal etki gerçekten de radikal bir değişiklik mi, yoksa sadece radikal bir hızlanma mı? İnternet gibi esnek ekonomi de hem iş yerinde hem günlük hayatta bizi özgürleştirmeliydi. Ama son yıllarda gelişen mobil bağlantılar, bizi özgürlük ve üretkenlik sözü veren sanal bir gerçekliğin içine çekti. Bu gerçeklikte, fiziksel mekân önemini kaybetti ve zaman sınırsız bir şimdiye indirgendi.

Bazı düşünürler ölüm korkusuna yenik düştüğümüzü ve daha yüksek, daha doğru mertebedeki hayatı karantina sebebiyle harcadığımızı öne sürdü. Ama bence önemli bir noktayı kaçırıyorlar. Oyun uzun zaman önce bitmişti, biz oyunu kapatmaktansa içine saklandık. Dışarı çıkmak istiyorsak, normale dönmekten çok daha fazlasını yapmamız gerekiyor.

Point Mag'deki yazıdan kısaltarak çeviren: Ata T.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

2020 Oscar Ödüllerini Kazananlar Belli..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Apolline Guillot

27 Ekim 2025

Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Politikalar..

Amerikalı düşünür Susan Neiman: “Her kültür kendisini başka kültürlerden aldığı etkilerle inşa eder ve bu da, aslında kültürün ölümüne yol açan kültürel öykünme korkusundan kurtulmamız gerektiği anlamına gelir. ”Lib..

Devamı..

Petrol ve Gökkuşağı: Çölde Piknik’te Ç..

Şevval Tufan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024