Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

19 Ekim 2024

Kitap

"Zavallı Şey"ler Nasıl Kurtulur?

Nagihan Kahraman

Paylaş

0

0


Bambaşka bir dünyaya doğmuş ve bakıldığında ailesi de olan, korunan, kollanan yani kimsesiz olmayan bir çocuk olsa da onun da ailesi ile sınavı başka türlüdür.

2019 yılında Garson adlı romanıyla tanıdığımız ve ardından 2021’de de Biz Beş Kişiyiz ile ikinci kitabını dilimizde okuduğumuz yazar Matias Faldbakken, birkaç yıl aradan sonra yeni bir romanı ile raflarda yerini aldı: Zavallı Şey. 2017 yılında The Hills orijinal adıyla yayımlanan ve 2018’de İngilizceye The Waiter olarak çevrilen Garson romanı, Hills adındaki tarihî bir restoranda geçmekte ve adını da buradan almaktadır. Bu restoranı kendine has bir evren olarak yaratıp bir denge kuran yazarın kurguladığı ana karakter de bir garson olduğu için de kitabın çeviri ismi de mânâlıdır. Asırlık bir Avrupa restoranı üzerinden tüm dünya düzenini artısıyla eksisiyle anlattığı için okurların epey ilgisini çekmişken 2021 yılında Biz Beş Kişiyiz ile Matias Faldbakken okurunu çok daha başka bir evrene sürüklemiştir. Bu defa yazar okurunu biraz daha grotesk ve gerilim unsurları içeren bir ortama sürüklemiştir. Okurun deneyimi bu iki kitapla sınırlı olduğundan dilimize çevrilen üçüncü romanı Zavallı Şey de ilgili çevrelerde oldukça merak uyandırmıştır.

zavallı şey matias faldbakkenFaldbakken, Danimarka doğumlu Norveçli bir yazar. Dolayısıyla Kuzey edebiyatının kendine has hemen her özelliğini onda görmek mümkün. Henrik Ibsen’in ünlü eseri Bir Bebek Evi’nin çağdaş bir uyarlaması olan ilk eseri Kaldt Produkt (Soğuk Ürün) 2006’da yayımlandıktan sonra Snort Stories adını taşıyan kısa öyküleri de okurla buluştu. Böylelikle adını edebiyat çevrelerine duyurmuş ve ardından gelen eserleriyle pek çok ödülün de sahibi olmuştu. The Norwegian Critics Prize for Literature Norway 2019, The Norwegian Radios Literary Award Norway 2019, The Nordic Council Literature Prize 2020 finalistliği ve The Oslo Award (Best Novel) Norway 2019 finalistliği bunlardan bazıları. 2022 yılında Stakkar orijinal adıyla yayımlanan romanı da bizde raflardaki yerini aldı. Timaş Yayınları etiketiyle okurlarla buluşan romanın çevirisi Dilruba Aydın’a; kapak tasarımı ise özgün çizimlerinden hemen kendini belli eder şekilde Barış Şehri’ye ait. Norveççede de direkt olarak “zavallı şey” anlamına gelen romanın ismi orijinaline sadık kalınarak aktarılmış.

Zavallı Şey, başlı başına travma hatta çocukluk travması kavramı etrafında dönen bir roman. Norveç’in kırsalında bir çiftlikte başlayan roman Oslo’nun ışıklı ve büyüleyici şehir hayatında sona eriyor. Oskar yıllar önce çiftliğe verilmiş/bırakılmış(?), on dokuz yaşında bir genç ve olayları onun bakışından izlemediğimiz için çiftliğe ne şekilde gelmiş ya da getirilmiş olduğuyla ilgili net bir bilgiye erişilemiyor. Ormanda dolaşırken tesadüfen karşılaştığı bir varlığı anlamaya ve yakalamaya çalışması ile başlayan çabası onun bile asla tahmin edemeyeceği noktalara varıyor. Bulduğu varlık nereden çıkıp geldiği belli olmayan, o ormana kaçarak mı geldi yoksa birileri tarafından mı bırakıldı veya terk edildi gibi sorulara asla cevap bulunamamasıyla devam ediyor. En başta garip bir eksiklik gibi gelen bu kopuklukların, sonradan romanın sonunda geçmişte yaşanmış ve tamamen silindiği için yok sayılan travmatik durumlara bağlandığı için aslında ne kadar düşünülmüş ve ince hesaplanmış detaylar olduğu anlaşılıyor. Bu açıdan aynı zamanda dışlanmanın, yalnızlığın, ailesizliğin ve yersiz yurtsuzluğun da romanı Zavallı Şey. Romanın daha en başında bizi karşılayan şu ifade devamına dair de ufak ipuçları taşıyor esasında: “Bir gün, öyle çok da zaman geçmedi üstünden, ormandan sürüne sürüne bir çocuk çıkageldi. Zavallı şey.” (s.9)

Tüm roman bu vahşi, yabani çocuğun Oskar aracılığıyla çiftlikte ve devamında süregelen yerlerde var olma hikâyesi esasında ancak ironik tarafları da var romanın çünkü bu romanda “zavallı” olan tek varlık bu çocuk değil. Halbuki merkeze bu çocuğu alarak kendisi de bir zavallı olan Oskar’ın onu kurtarmaya çalışması yer yer iç acıtıcı ve sarsıcı. Geçmişine dair hiçbir bilgi verilmeyen Oskar’ın bu pis, cılız ve berbat hâldeki çocuğu iyileştirmeye çalışması, ona bir nevi ebeveynlik yaparak onu kurtarmaya çalışması kendi yaralarını iyileştirmeye çalışmaktan ileri mi geliyor, diye çokça düşündüm romanı okurken. Çünkü ormandan bu çocuğu bulup çiftliğe getirene kadar çiftlikteki “önemli” kişiler tarafından pek de önemsenmeyen ve hatta daha da doğru bir ifadeyle “görülmeyen” biridir Oskar. Peki ormanda bulduğu anda bir hayvan mı yaratık mı belli olmayacak derecede yabani görünen bu varlığı kendisinin de yalnızca ayak işlerine baktığı çiftliğe getirmeye ve ehlileştirmeye nasıl karar vermiştir? Romanı okurken sorgulanacak pek çok şey var, dediğim gibi, zavallı olanın sadece bedbaht görünen olmadığı birçok örnekle gözler önüne seriliyor romanda. Bunlardan biri şehirde karşımıza çıkan çiftlik sahibinin oğlu. Bambaşka bir dünyaya doğmuş ve bakıldığında ailesi de olan, korunan, kollanan yani kimsesiz olmayan bir çocuk olsa da onun da ailesi ile sınavı başka türlüdür. Bu da ihmâlin bir başka türlüsü, diye farklı bir manzara çıkarmış yazar okurunun karşısına. Roman zaten baştan sona zıtlıklarla dolu olduğundan aynı meseleyi bir de karşı pencereden görmek şaşırtıcı değil; ufuk açıcı hatta. Bu yüzden, saydığım bu sebeplerden ötürü Zavallı Şey(ler) bile olabilirmiş romanın adı.

Romanda ele alınan derin meseleler dışında yazarın üslûbu da konuşulmaya değer. Yer yer rahatsız edecek kadar kurguya karışan ve adeta okurla konuşan bir dili var. Bu şüphesiz ki bilinçli tercih edilmiş yazar tarafından. Roman, ele aldığı ve sorgulattığı meseleler bakımından oldukça yenilikçi ve üzerinden düşünmeye değer nitelikte. Özellikle psikolojik meselelere kafa yoranların oldukça hoşuna gidecek bir roman, tavsiye ediyorum. İyi okumalar.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

2021'in ‘En İyi Tarihi Fotoğraf Ödülle..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İbrahim Sarıkaya

7 Haziran 2025

“Zamanı Geriye Doğru Akıtmak”

Yalın bir dili var Öndeş’in. Diyaloglar, araya dolgu malzemesi gerektirmeden birbirini tamamlıyor ve akıyor. Sömürgeci geçmişi, iç savaşları, katliamları, faili meçhulleri ile bu toprakların ‘geçmiş’i, ‘bugüne’ dair her anlatının iskeleti, hiç değilse bir alt akıntısı ol..

Devamı..

Sebastião Salgado: Görsel Antropolojid..

Nedim Dertli

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024