Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

9 Haziran 2026

Kültür Sanat

Marjane Satrapi ve Oryantalizm Tartışması

Christin El-Kholy - Danny Postel

Paylaş

0

0


Persepolis’in yazarı Marjane Satrapi’nin 4 Haziran tarihinde hayatını kaybetmesiyle birlikte oryantalizm tartışmaları yeniden alevlendi. 

Dünyanın dört bir yanından taziye mesajları yağadursun, coşkulu övgülerin yanı sıra Satrapi’yi Oryantalizmle itham eden eleştirmenler de var. Bu eleştirmenlere göre Satrapi’nin eserleri, İran ve Müslüman kadınlar hakkındaki Batılı stereotiplerin pekiştirilmesine yardımcı oldu. Dolayısıyla gündemdeki tartışma bir yazarın mirasından çok daha fazlasına işaret ediyor. İlk kez Fransa’da, 2000 ve 2003 yılları arasında dört ciltlik bir seri olarak yayımlanan ve grafik roman alanında bir dönüm noktası olan Persepolis, neredeyse yirmi yılı aşkın bir süredir Batı dışındaki kültürlerin dünyaya nasıl anlatıldığının somut bir örneği.

1979 İran İslam Devrimi esnasında Tahran’da yaşayan Satrapi’nin kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı romanda, Marci isimli genç kahramanın, siyasi çalkantılarla dolu bir ülkede yolunu bulma çabası ve nihayetinde de sürgünü anlatılıyor. Romanın oldukça esprili bir dili var. Bu da okuru rehine krizi, nükleer tehdit ve sözde “Şer Ekseni” gibi gerçeklerden bir nebze olsun uzak tutuyor.

Persepolis yayımlanana kadar Batı dünyasındaki İranlı kadın tasviri, genellikle yüzü olmayan kurbanlardan ve kimi zaman ideolojik fanatiklerden ibaretti. Satrapi bütün bu yargıları alt üst etti ve İranlı kadınları, çoğu kadına göre siyasetle yakından ilgili, felsefi düşüncelere sahip, ince düşünceli, komik ama bir o kadar da kusurlu insanlar olarak yeniden resmetti. Nitekim Satrapi’nin kendi ebeveynleri de Devrim esnasında sol fraksiyondaydı ve çok sevdiğini söylediği amcası Enuş, komünist bağlantıları dolayısıyla idam cezasına çarptırılmıştı. Satrapi, ailesinin İran Cumhuriyeti’nin sert yönetimine dayanabilmek için sürekli nasıl şakalaştığını, akşamları farklı konularda nasıl tartışıldığını ama öte yandan sürekli yas halinde olduklarını anlatırdı. Zira romanının başarısı da tam olarak bundan, yani İranlıları ilkel bir ülkede yaşayan çağdışı varlıklar olarak değil, gerçek bir insan olarak tasvir edip okurun onlarla bağ kurabilmesini sağlamasından geliyordu. 

Fakat son yıllarda giderek daha fazla sayıda eleştirmen ve akademisyen Persepolis’in aslında neo-oryantalizm olarak adlandırılan akıma ait olduğunu savunuyor. Eleştirilerin temelinde şu var: Hem romanın hem de animasyon filmin Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da eriştiği popülerlik, Satrapi’nin kurgu dünyasının dayandığı politik bağlamdan ayrı düşünülemez. Bahse konu eleştirmenlere göre Persepolis zamanlama açısından Batı’nın “terörle mücadele” dönemine denk geldi ve ortaya çıktığı dönemle bağlantılı olarak Batı’daki yargılara ve otoriter İslam, geri kalmışlık, kadına yönelik baskı gibi varsayımlara uygun bir tablo çizdi. Hatta içlerinde Satrapi’yi, Afgan-Amerikalı romancı Khaled Hosseini’ye benzeten ve “muhbir yazar” olarak niteleyenler de var. Hosseini’nin romanı Uçurtma Avcısı, 11 Eylül olayları sonrası edebiyat kanonunun vazgeçilmez parçalarından biri haline gelmiş ve kimi eleştirmenlerce Afganistan’ı Batı gözünden resmettiği gerekçesiyle eleştirilmişti. Bu eleştirmenlere göre nasıl ki, George Orwell’in 1984’ü vakti zamanında CIA tarafından komünizm karşıtı propagandayı güçlendirmek maksadıyla yaygınlaştırıldıysa şimdi de Satrapi’nin çalışmalarının İran’da rejim değişikliğini hedefleyen dış müdahaleleri meşrulaştırmak için kullanılıyor. 

Ancak bu görüşe karşı çıkanlar da yok değil. 

Çoğu akademisyen Persepolis’in, iddia edilenin aksine tam tersini başardığını savunuyor. Roman, İran’ı Batı gözüyle çizilmiş basit bir karikatüre indirgemek yerine ülkedeki sınıf farklılıklarını, siyasi ve ideolojik çeşitliliği öne çıkararak varlığına ikna olunan İranlı prototipini alaşağı ediyor. 2019 yılında yayımlanan Whisper Tapes adlı kitabında, Amerikalı feminist yazar Kate Millett’in İran Devrimi’yle olan ilişkini ve bunun yol açtığı tartışmayı inceleyen kültür eleştirmeni  Negar Mottahedeh, Satrapi’nin yazmış olduğu anı kitabının (Persepolis) Şah rejimine karşı birleşmiş ancak sonrasında neyin nasıl olması gerektiği konusunda derinden bölünmüş bir toplumu tasvir ettiğini ve bunun da çoğu zaman tek tip olmaktan uzak aşırı bir bölünmeyi ve hizipleşmeyi yansıttığını belirtiyor. Yani Satrapi’nin anlatısı, aslında 1979 Devrimi’ni bütünüyle İslami harekete hasreden  standart Batı anlatısından ayrılıyor. 

Başka bir grup eleştirmense Satrapi’nin çalışmalarının odağındaki eleştirel unsurun İran kültürü değil, otoriter yapı olduğunu söylüyor. Üstelik Satrapi, Batı’yı yüceltmenin aksine çoğu zaman -Doğu’ya olan müdahaleleri dolayısıyla- Batı’yı eleştirdi. 2012 yılında yaptığı bir konuşmada Doğu ve Batı biçiminde yapılan standart ayrımın kültürle birlikte her şeyi basite indirgediğini savunarak bu kavramları reddettiğini ve dünya üzerindeki gerçek ayrımın ancak fanatiklerle kalan herkes arasında olabileceğini söyledi. 2022 yılında kendisine verilmek istenen Légion d’Honneur nişanını ise “ilkelerine ve doğduğu ülkeye olan bağlılığı” dolayısıyla ve Fransa’nın İran’a karşı iki yüzlü tutumunu gerekçe göstererek geri çevirdi. 

Nitekim Satrapi, çalışmalarında doksan milyonluk bir ülkeyi bütünüyle yansıtamayacağının farkındaydı ve bunu sürekli dile getiriyor, hedefinin çok daha ufak ve kişisel olduğunu belirtiyordu. Satrapi’ye göre kendine mal edebileceği yegâne başarı, Batı’daki İranlı algısını bir ölçüde değiştirebilmiş olmasıydı. İranlıları “terörist” ya da  “köktendinci” gibi soyut kategorilere oturtmaktansa onların da kendileri gibi birer insan olduğunun ayırdına varan her zihin kendisi için bir başarıydı. 

Soundtrack of the Revolution: The Politics of Music in Iran adlı kitabın yazarı Nahid Siamdoust, New Lines’a verdiği demeçte, Satrapi’nin kendi deneyimlerini aktardığını ancak bunun aynı zamanda yüzlerce İranlının da deneyimini temsil ettiğini belirtti.  Siamdoust’a göre asıl oryantalist olansa Satrapi’ye yöneltilen eleştirilerin kendisi çünkü bu eleştirilerdeki zihniyet, bir İranlı’nın asla Batılı bakış açısından sıyrılıp da kendi deneyimini aktarabileceğine ikna olmuyor. 

Çviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Gerçeği Aramak ve BulmakY. Y. Mert
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

19 Şubat 2026

Minimal Takı Sevenlere Özel Hediye Fik..

Minimal takı tasarımları, modern trendlere yön verdiği için daha çok tercih edilir. Sadelik ve zarafeti tek takıda buluşturan parçalar, minimal tarzı seven kişiler için en ideal hediye alternatifleridir. Sevgililer günü hediyesi olarak minimal bir takı seç..

Devamı..

Kötülük ve Suç Ortakları A. Ş.

Ömer Faruk

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024