1 Modern Japon edebiyatının köklerini nerede aramalı?
Japonya, Tokugawa Dönemi’nde 250 yıllık bir kopuş yaşadı, kendi içine kapandı. Bu dönemde edebiyat, yaratıcı kaynaklarından uzaklaştı, sıradan dedikodular, çapkınlık hikâyeleri ve varlıklı karakterlerin serüvenleri öne çıktı. 1868’de yönetimin genç İmparator Meici’ye geçmesiyle modernleşme süreci ivmelendi, Batı’nın kurumları ve güçlü edebiyatı okurla buluştu. Yaşanan çarpışma ve hayranlık öylesine sarsıcıydı ki, bu dönemde Japoncanın yerine İngilizce, yerli inancın yerine Hıristiyanlık geçsin, diyenler oldu.
2 Japonya ve Türkiye modernleşmeleri sıkça karşılaştırılır. Ya edebiyatları?
Batılı modernleşme projesi, her iki ülkede de benzer kırılmalar, düzleşmeler, hayal kırıklıkları ve heyecanlar yarattı. Gelenek ile modernite arasındaki bitmek bilmeyen gerilimler edebiyata yön verdi. Tanpınar’ın eserlerini, Soseki ya da Ogai’nin kitaplarıyla birlikte bu çerçevede okumak ilginç olabilir. Yine de Japonya ve Türkiye –sanılanın aksine– toplumsal, kültürel ve tarihsel açıdan iki benzemezdir.
3 Okurun edebiyatla ilişkisi ne durumda?
Samuray sınıfının çabaları ve tapınaklarda kurulan okullar sayesinde Japonya, 1800’lerin ortasında toplumun, yarısından fazlası okuryazar olan yalnızca birkaç ülkeden biri oldu. 1900’lerin başında kız ve oğlan çocuklarında okullaşma oranı yüzde 100’e ulaştı. Türkiye’nin bugün ulaşmayı hedeflediği ideal bu. Soruyu yanıtlamaya gerek var mı?
4 “Genci’nin Hikâyesi bilinen en eski romandır” diyenler var.
Evet, var. Ama bu iddianın arkasında milliyetçiliğin alameti farikası “bütün ilkleri kendi tarihine kaydetme” eğilimi de var. Roman derken Batı’nın düşünce tarihi içinde şekillenmiş, o kültürel birikime referansta bulunan edebi türden söz ediyorsak, Murasaki Şikibu’nun bin yıl önce yazdığı metinleri bu sınıfa yerleştirmekte zorlanabiliriz.
5 Japoncadan Türkçeye çeviriler?
Artıyor ama çok yetersiz… Yetersiz ama artıyor. Bu iki dil (ve Osmanlıca) arasındaki akrabalıklar çeviri açısından eşsiz olanaklar sunuyor. İngilizce çevirisinden Türkçeye kazandırılan Japonca eserler, ne yazık ki aynı lezzeti veremiyor.
6 Modern Japon edebiyatı ile manga arasında nasıl bir ilişki var?
Manga ile hayata dair her şey –ve edebiyat– arasında sahici bir ilişki vardır. Çünkü manga yalnızca bir tür değil, sürekli devinen bir
bunka’dır (kültürdür). Sinemadan edebiyata, resimden performansa bütün dışavurum biçimleriyle etkileşim halindedir. Sınırları Japonya’yı çoktan aşan bu fantastik gezegenin kendi kuralları, değerleri, kahramanları ve arkasında dev bir endüstrisi vardır.
7 Murakami? Hangisi?
Haruki Murakami çağdaş Japon edebiyatının en popüler ismi. Öykülerinde kentli ve yalnız bireyin dünyasına, o dünyadaki sıradan mucizelere tanıklık eder. Kurduğu
tuhaf atmosfer ve kendi dünyasında yankılanan sesler, modern bir coğrafyanın ürünüdür. Yine de yazarlığında haiku’ya özgü bir minimalizm, ritim ve disiplin sezilir. Ryu Murakami ise edebiyatçı kimliği kadar politik ve eleştirel kimliğiyle de öne çıkan bir yazar, yönetmen ve aktivist. Türkçeye de çevrilen
Emanet Dolabı Bebekleri 2008 yılında sinemaya uyarlandı.
8 Orwell’in 1984’ü mü, Murakami’nin 1Q84’ü mü?
Her ikisi de.
1Q84, Japonca aslından Türkçeye çevrilen ender kitaplardandır. Geniş ve uykusuz zamanlarda, yeşil çay eşliğinde yudumlanmalıdır.
9 Karlar Ülkesi (Yukiguni) romanının yazarı kimdir?
Kavabata Yasunari. Japonya’nın ilk Nobel ödüllü yazarı. Romanı yazmaya 1934’te başlar, son noktayı 1947’de koyar. Roman, “Tren sınırdaki tüneli aşınca, karlar ülkesi beliriverdi” tümcesiyle açılır. Bir kar yağışı kadar yalın, bir o kadar gösterişlidir.
10 Raşōmon, usta yönetmen Kurosawa’nın filmi değil miydi?
Öyleydi. Ama ondan önce Akutagava Ryunosuke’nin en bilinen öyküsüdür.
Notos’un ilk sayısı elinizin altında mı? Öykünün Japoncadan çevirisini orada bulabilirsiniz.