Öteorman, duygusal açıdan yer yer okuması zor çünkü aileden birinci dereceden bir yakının kaybıyla baş edememe hâli devam ediyor, acı hâlâ taze.
Çöpçüler adlı ilk romanı ile tanışmıştık Darren Simpson'la. Bu eseriyle büyük ses getirmiş ve okurların dikkatini çekmeyi başarmıştı. UNESCO tarafından Birleşmiş Milletler'in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni yansıtan kitaplar arasında yer almayı başarmış ve Hindistan'da da yine sürdürülebilirlik konulu bir oturumda "Değişim İçin Okuma" programını başlatan kitap olmuştu. Bunlarla birlikte Reading Agency'nin Yaz Okumaları listesi ve 2021 yılında da #ReadForEmphaty Lab Organizasyonu tarafından Kuzey İrlanda Kitap Ödülleri listesine alınmıştı. Bu kadar ses getiren bir kitabın ardından yazar Anı Hırsızları adlı ikinci kitabıyla da yine Dünya Kitap Günü Yaz Okumaları listesinde yerini almıştı. 2022 yılında yazarın üçüncü kitabı Öteorman okurlara ulaştı. 2023'ün ilk aylarında bizler de bu kitapla buluştuk. Yine Genç Timaş etiketiyle ve yine diğer iki kitapta olduğu gibi Esma Fethiye Güçlü çevirisiyle Türkçeye kazandırıldı.
Bren, kısa bir zaman önce çok sevdiği ablasını trafik kazasında kaybetmiştir. O ve ailesi bu süreci çok zor atlatmış hatta yas sürecinden tam olarak çıkamamışlardır. Annesi kendini devamlı yoğun iş hayatına vererek babası da neredeyse evden hiç çıkmayarak baş etmeye çalışırlar henüz on üç yaşında kaybettikleri kızlarının acısıyla. Arada geriye kalan çocuk Bren ise normalde okulda başarılı bir öğrenci olmasına rağmen bu süreçte derslerine pek odaklanamaz. Zaten okulda mücadele etmek zorunda kaldığı başka şeyler de vardır. Shaun adlı arkadaşının ve çevresindekilerinin zorbalığına maruz kalır devamlı. Çinli olduğu için, bu durumundan ötürü ve fiziksel özellikleri sebebiyle şiddete maruz kalır. Bundan da kimseye söylemeyerek, sadece geçmesini bekleyerek kurtulmayı umar. Aslında kaçar; hem gerçek anlamda Shaun ve arkadaşlarından hem de duygusal anlamda bu sorunla baş etmekten. Bu sebeple de gerçek dünyadaki sorunlarla karşılaşmayacağı bir yer inşa eder zihninde: Öteorman. Ablası Evie ile rahatça buluştuğu ve kimseden zarar görmeden eskisi gibi birlikte oldukları bir yerdir burası. Burada yükselen ağaçların tepesinde yeşil, kristal yapraklar vardır. Ablası o kazayı geçirmeden önce, Paskalya için ailece gittikleri Peak Districk'teki kamp alanında, keşfe çıktıklarında bu sessiz alanı bulmuş ve birlikte Öteorman'ı kurmayı planlamışlardır. Kökleriyle büyük bir oyuğu çevreleyen bir ağacın dibi onların kitap okuma yeriydi. Hatta ablası bu çok sevdikleri ağaca "tünel ağacı" adını vermişti. Ablasının ardından durumu kabullenmek yerine hayallerini tek başına gerçekleştirmiştir. Aslında orası, onun gerçek dünyadaki sorunlarından kaçış alanıdır. Ancak bir noktadan sonra Bren bu iki dünya arasında bir denge tutturamadığını fark etmiş ve okula yeni gelen Cary adında bir çocuk sayesinde hayatta sorunlara saplanıp kalmamamız, sorunu çözmek için başka bakış açıları bulmamız ve ne olursa olsun kendimiz olabilmek için korkularımızla yüzleşmemiz gerektiğini öğrenir. Bu, biraz sancılı olur elbette. Çünkü kolay değildir ancak imkansız da değildir.
Öteorman, Bren'in korkularından kaçmak için yarattığı bir evren olmakla birlikte kendindeki cesareti açığa çıkarmaktan da kaçtığı alternatif bir dünya. Burası rahat çünkü Shaun ve diğerleri yok. Ancak her dünyanın canavarı farklıdır; kısa süre sonra burada da Featherly rahat bırakmaz peşini. Aslında kendisinden, korkularının yansımasından başka bir şey değildir. Kaçış yoktur, insan karanlık taraflarıyla savaşmak ve onu alt etmek zorundadır. Zorbalıklar hayatta devamlı olur, bunu engelleyemeyiz belki ama ailemizle, çevremizde bize yardımı dokunacak kişilerle iletişime geçerek en azından durumu kolaylaştırabiliriz. Sıkı bir dostluk belki de böyle zamanlarda en güzel şeylerden biridir. Tıpkı Cary'nin Bren'e dediği gibi umudumuzu yitirmemeli ve mücadele etmeliyiz: "Zorbalar hayvanlar gibidir. Korkunun kokusunu alırlar. Bu yüzden korkunu gizlemelisin. Benim yaptığımı yap. Dik durup biraz ses çıkar. Havlayan köpek ısırmaz derler ya, sen de sadece biraz gürültü yap işte. Böylece zorbaları başından defedebilirsin. Korkunu gerçekten yenene kadar numara yap." (s.235)
Öteorman, duygusal açıdan yer yer okuması zor çünkü aileden birinci dereceden bir yakının kaybıyla baş edememe hâli devam ediyor, acı hâlâ taze. Bu sebeple tetikleyici olabilecek kısımlar mevcut. Ancak bununla birlikte güçlü olmanın, kendine güvenmenin önemini çok iyi işleyen de bir roman. Ayrıca kurduğu fantastik dünya ile okurun ilgisini ve dikkatini devamlı yüksek tutan da bir yönü var. Öte yandan akran zorbalığı okullarda ne yazık ki sıkça yaşanan bir durum ve bu romanda olduğu gibi kimi zaman fiziksel özellikler kimi zaman da ırkçılık gibi rencide edici meseleler üzerinden olabiliyor. Buna göz yummamayı öğreten de bir eser olmuş Öteorman. Betonlaşmış gerçek dünya karşısında kurduğu yemyeşil, henüz mekanikleşmemiş bu orman evreni, yazarın bir noktada ekolojiye de göz kırptığı bir yer aslında. Bu, ayrı bir yazıyı hak eden mesele. Genç okurlara ama özellikle de yetişkinlere yazarın üç kitabıyla birlikte Öteorman'ı mutlaka tavsiye ediyorum.






