İhsan Bey, edebiyata yeniden dönmediği vurgusunu yapmaktan geri durmadı. Sadece eski, yarım kalmış bir kitabını yeniden ele aldığını söyledi.
Son olarak 2014 yılında Galiz Kahraman romanını raflardaki yerini alan Türk edebiyatının yaşayan en ‘değerli’ yazarlarından İhsan Oktay Anar’ın yedi yılın ardından yeni bir ‘kitap’ yayınlayacağı haberi gündeme bomba gibi düştü. Edebiyat okurları, haberin yayınlandığı 26 Aralık’ı adeta sosyal medyada edebiyat bayramı ilan etti. Sevinmekte haksız değiller. İhsan Oktay Anar, Türk edebiyatının ün, para ve sosyal statü için metinini popüler bir biçimde inşa etmemiş, doğal ve bildiği gibi metin üreten bir yazarı. Peki, ama Everest Yayınları’na geçen İhsan Oktay Anar, nasıl bir kitap yayınlayacak? Kendisiyle konuştum ve sorunun yanıtını Oggito okurları için aldım:
Haber Çok İyi Geldi
İhsan Bey ile uzaktan tanışıyoruz: Ara sıra e-posta ve telefonda yazışarak görüşüyoruz. Birçok kez kendisi ile röportaj yapma arzumu dile getirdim. Her seferinde, "Söyleyeceğim şeyler yeni olmayacak," diyerek, nazikçe bu mülakat talebimi geri çevirdi. Son olarak Ağustos ayında Notos Kitap tarafından yayımlanan Babamın Cinayet Defteri romanımı yollamak istediğimde kendisi satın almak istediğini ve İzmir’e gitmem halinde beni evinde ağırlamaktan mutlu olacağını dile getirdi. Yılbaşı nedeniyle kendisine iyi dileklerimi yazmaya hazırlanıyordum ki, yeni yayınevinin Everest olduğu ve bir kitabının daha yayınlanacağı haberini aldım. Tüm okurları gibi ben de hayli sevindim. İhsan Oktay Anar metinlerini tahlil etmeye çalışan ve yazmamasına yönelik üzüntümü beyan eden birkaç makale yayınladığım için, bu geri dönüşte bir damla da olsa payım olduğunu hissetmek bana bu kötü günlerde iyi geldi.
Fakat yayımlayacağı kitaba ilişkin bir bilgi yoktu haberde. Detay sormak yazarlığın yanında gazetecilik yapan benim için şart oldu. Önce telefonda haberi kendisine sordum.
"Haber doğru, size daha sonra detayları anlatacağım" yanıtını aldım.
Bu sonra sözü her gazeteciyi heyecanlandırır ve haberi atlama kuşkusu yaratır. O nedenle ret edeceğini ismim gibi bildiğim halde kendisine uzun bir soru seti yolladım.
Yazarlığa ara verdiğinde, geri dönmesi için okurlarından ne tür sözler duymuştu?
Yazarlığa yeniden dönüş kararını nasıl vermişti?
Hangi kitabı yazmıştı? Roman mıydı yoksa başka türde bir eser miydi?
Ve edebiyata dair başka birkaç soru daha…
İhsan Oktay Bey her zamanki nezaketi ile sorulara vereceği ‘Yeni bir yanıtın’ olmadığını dile getirdi. Ama çok önemli bir bilgiyi vermekten de geri durmadı.

Anar’a Göre Eski Bize Göre Yeni Eser
Edebiyat dünyasını çok heyecanlandıran kitabı aslında İhsan Oktay Anar’ın eski bir çalışmasıydı. Yayımlanmaya hazır haline son dokunuşları yapmaktan vazgeçtiği bir eseriydi.
Kitabın içeriğinden söz etmedi ama roman olma olasılığı hayli fazla. Öte yandan İhsan Bey, edebiyata yeniden dönmediği vurgusunu yapmaktan geri durmadı. Sadece eski, yarım kalmış bir kitabını yeniden ele aldığını söyledi.
Burada iki konu öne çıkıyor:
İhsan Oktay Anar, Galiz Kahraman romanında günümüz tarihine hayli yaklaşan bir dönemi ele almıştı. Eleştirmenler, onun 17’nci yüz yıl Osmanlı dünyasından çıkıp da günümüzde geçen metinler üretmesine sözleşmişler gibi sert yorumlarla karşı çıkmışlardı. O günlerde Star gazetesinde İhsan Bey’e haksızlık edildiği, kendisinin ün, para, çok satma, popüler olmaya dönük bir acımasız makineye dönüşen Türk edebiyatında bu unvanların hiçbirini istemeyen bir yazar olduğunu dile getirmiştim. Bunun üzerine hiçbir yazıya, yoruma ve hakkındaki üniversitelerde düzenlenen sempozyumlara bile dönüp bakmayan İhsan Oktay Anar, beni bulmaya çalışmış, yazı için tebrik etmek istemişti. Ne yazık ki seyahatte olduğum için bu gerçekleşmeyince, yerime telefona bakan gazeteci arkadaşım İhsan Bey’in artık yazmayacağına dair görüşünü alarak bunu kamuoyuna duyurmuştu.
Yeniden Yazma Fikrine Hala Kapalı
2021’in sonuna gelince İhsan Oktay Anar’ın İletişim Yayınları’ndan Everest Yayınları’na geçtiğini öğrendik. Bir gelenektir, bir yazar yayınevi değiştirdiğinde o yayınevi haklı olarak yazardan yeni bir eser talep eder. Fakat İhsan Oktay Anar gibi, yedi yıl önce ‘Artık yazmayacağını’ beyan eden ve sözünün eri bir yazardan yeni bir metin almak öyle kolay olmaz. Öte yandan yayınevinin de yaşaması gerekir. Kirası, kitap basım giderleri, çalışanları. Hele ki dövizin böyle arttığı ve yayıncılıkta her adımın dövizle atıldığı günlerde…
İhsan Bey, bana ilettiği mesajın özel bölümlerini çıkartarak aktardığım bilgiye ve düşüncelerime göre:
– Yeni bir kitap yazmamış ve böylece yazmama sözünü tutmuş,
– Kendisine göre eski ama yayınlanmadığı için bize göre yeni ve muhtemelen de tür olarak bir romanı tamamlamış,
– Bundan sonra da yeni kitaplar yazma fikrine hala kapalı,
– Çok satmaya ve hakkında çok satmaya dönük yarışın içinde olmaktan rahatsızlığı sürüyor,
Sözün özü, İhsan Oktay Anar’ı her ne kadar yüz yüze tanıma imkanım olmasa da iletişimimizden edindiğim izlenime göre ‘Yazmama’ fikrini bundan sonra da koruyacak gibi görünüyor. Bu romanı ise onun yazmama fikrini aşan bir anlam taşımıyor. Çünkü zaten yayına hazırladığı ama kendisinin açıklamadığı gerekçelerle vazgeçtiği bir metni okura sunacak. Temennim ise ilerleyen zamanda yazmamaya dair fikrini değiştirmesi ve daha çok metin üretmesi yönünde. Hem de edebiyat dışındaki fikirlerini de duyacağımız metinleri de öğrenmek arzusu ile…






