İSMET BEY VE SELVİ HANIM...VEDA
“Kahvenin kokusunu severim, içimi, midemi rahatsız eder diye hep yakınırsın,” dedi İsmet bey, yaşlılık lekelerinin koyulaştırdığı titreyen elleri ile Selvi hanımın önüne kahvesini koyarken. “Ama hep de içersin, bilirim benim elimden kahve içmeyi pek seversin,” diye devam etti.
İsmet bey ve Selvi hanım doğma büyüme İstanbulluydu. Çocuklukları, gençlikleri Şişli’de geçmiş, evlendikten sonra da yaşamlarına tanık olmuş bu semti terketmemişlerdi. En büyük zevkleri tanıdıkları gençlere yaşadıkları büyük aşkı anlatmaktı. İsmet beyin şiirsel anlatımına Selvi hanım nazlı gülümsemeleri ile eşlik ederdi. Bazen, “Aman İsmet bey sıkma çocukları,” diye küçük itirazlarda bulunsa bile, o da bu şiirsel anlatımdan çok zevk alırdı.
Bu sabah bir başkaydı İsmet bey için. İçine hayatını sığdırdığı, bavulu her an yola çıkmak üzere kapının önünde İsmet beyi bekliyordu. İki hayat arkadaşı, yıllardır mahalleyi seyrettikleri pencere önü berjerlerinde oturmuş sohbet ediyorlardı.
“Ben gidiyorum Selvi hanım,” dedi İsmet bey, “kız gelecek alacak birazdan. Damadın doktor arkadaşı varmış. Ona gideriz dedi Şebnem. İyi edemediği yokmuş bu doktorun. Nerem iyi olacaksa artık? Yaş belli, her tarafım ağrıyor. Soğuk havalar da yaramıyor hiç, Üşüdün mü sen,” diyerek Selvi hanımın ellerini tutmak istedi. Boşta kaldı İsmet beyin elleri.Camı kapatmak için ağır hareketler ile ayağa kalktı. Kahverengi hırkasının önünü ilikledi. Selvi hanımın omuzlarını gri yeleğiyle örttü.
“Bana gönül koyma gözümün nuru, kaçırma ellerini öyle, sen gelmezsin biliyorum,” dedi. Kısık sesi ciğerlerinde yankılanıyordu. Sesine güç vermek için öksürdü. “O yüzden ısrarım yok sana. Ben de zaten iki ay kalacağım, sonra yanındayım nasipse. Havası da iyiymiş oranın. Ağrılarına iyi gelir baba dedi, Şebnem. Seni de çok istiyor ama, gelmezsin sen, o da biliyor. Eve yalnızlık siner dersin ya hep. Ondan ısrar edemiyor kız sana. Sensiz zor olacak ama Selvi hanım, dedi derin bir iç çekerek. Sen de zorlanacaksın biliyorum. Ama iki ay , iki ay sonra vallaha yanındayım. Gene keyif yaparız seninle köşemizde. Yaktı mı mideni kahve Selvi? İçemedin bak gene. Sütle mi yapsaydım acaba? Darıldın mı yoksa bana gidiyorum diye? Her gün ararım ben seni.Merak etme gözümün nuru.”
Gözleri nemlendi İsmet bey’in. Kırışmış elleriyle gözyaşlarını sildi. Anahtar sesiyle Şebnem’in geldiğini anladı. Daralan vakitte tembihlerine devam etti.
“Sabahları yumurtanı ihmal etme, süt iç, sıcak çayla uğraşma ellerin titriyor koyamazsın kendine. Ben gelince yaparım sana bol bol. Gece için yün yorgan çıkardım. Onu al üzerine. Kitapların başucunda. Zaten karşıda Müşerref hanım var. O sana arkadaşlık edecek konuştum ben.”
“Hazır mısın baba,” diye içeri girdi Şebnem. “Annenle konuşuyorum kızım,” dedi İsmet bey, “sütünü, yumurtasını hazır ettim dolaba,” diye ekledi.
“Annem burada mı baba,” diye sordu Şebnem sesi titreyerek.
“Burada ya kızım bak köşesinde oturuyor işte. Sana bakıyor gülerek.”
Şebnem camın önünde duran, nice sohbetle yüklü boş berjer koltuğa baktı. “Tamam baba,” dedi buğulanmış sesiyle. “İlaçlarını da aldıysan hadi gidelim.”
Ağır ağır ayağa kalktı İsmet bey,
“Son bir şiir okumadan gideceğimi mi sandın Selvi hanım,” dedi.
Seninki huysuz bir acı,
Oysa benim de yüzüm kara;
Sevgin köklüydü, eksiksizdi senin,
Benimki güneşe doğru büyüyen
Tutkusuydu çiçeğin.
Beni araştırıp tanıyacak güçteydin,
Tomurcuklarımı bir bir açacak
Çektin uykulardan aldın ruhumu,
Acıyı duyar ettin—
O zaman tökezledim?
Koyun koyuna sevemedim seni,
Sevmeyi istediysem de.
Öpüştük, belki de öpüşmemeliydik.
Boyun eğdin, kendimizi son bir denedik,
Beceremedik.
Sen yalnız dayandın, böylece
Çökerttin usta direncimi.
Okşamamla titremedi hiç tenin;
Bu yüzden gereken son ince acıyı da
Sana çektiremedim.
Son satırlarda sesi hıçkırıklara boğuldu İsmet beyin. Baba kız el ele yöneldiler sokak kapısına. İsmet bey son kez dönüp baktı boş berjer koltuğa. “İki ay,” dedi, “iki ay sonra yanındayım nur yüzlüm.” O gün bir han kapısı ağırlığında kapandı İsmet bey ve Selvi hanımların evinin kapısı. Sesiyle tüm İstanbul çınladı.
Bir sabah Müşerref hanım gazete sayfalarından aldı haberi. Babamız İsmet Öztürk’ü kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz... İsmet bey gideli iki ay olmuştu.






