Olabilir miydim? Öyle miydim gerçekten? Bilmiyordum ve canımı sıkan buydu.
Yemeği dışarda yemek istediğimi söyleyip çıktım. İçeride daha fazla durmamak için uydurmuştum bu yalanı. Kapıda durup bir sigara yaktım. Bütün esnaf yerli yerindeydi. Kapının önüne ısrarla tezgâh açmaya çalışan ve sonunda başaran tespihçi de oradaydı. Sırtı bana dönük olduğundan sokağın sağına bakarken arada bir gözlerini arkaya deviriyor, bana bakıyordu. Çantasını, içindeki baba yadigârı silahının yarısını açıkta bırakacak şekilde kapatmıştı yine. Sigaram bitmeden yürümeye başladım. Ne zaman başladı bu, diye geçirdim içimden. Her şey ve herkes dün ya da ondan önceki gün bırakılmış gibiydi. Ya da çok daha öncesinden bırakılmış gibi. Onların ne düşündüğünü düşünmekten alıkoyamıyordum kendimi. Masa başında oturup sakalını kırıştıran adamdan dükkânının önünde tespih sallayan adama, sigara içenine, telefonda konuşanına kadar hepsinin düşüncelerinde nerede durduklarına bakmak istiyordum. Yemek yediğim kalabalık caddeye ne zaman çıksam oradaki ilgisiz kalabalığın karşısında şaşkınlığımı gizleyemem. İçinden çıktığım küçük sokağın sonunda bir iki saniye durup etrafı izlerim hep. Bakkal çıraklarıydı başladığı yer, diye düşündüm sigarayı söndürürken. İnsanlara bakmadan çabuk hareketlerle eşyaları poşete yerleştiren ve para üstünü de yine aynı şekilde insanların yüzüne bakmadan veren bakkal çıraklarıyla başladı nefretim. Yüzleri ifadesizdi çoğu zaman. Ya da daha önceden kalan birtakım geçmiş gülümsemeler. Babamı da unutmamıştım. Onunla her şeyi konuşmamak gerektiği duygusuna kapıldıktan hemen sonraki ruh halimi yine iliklerime kadar hissetim.
Bozuk bir televizyon sesiyle irkildim. Servis yapan garsonlardan biri istifini bozmadan duruma el attı. Kumandayla bazı ayarlar yaptıktan sonra sokak röportajlarının yapıldığı bir program açtı. Kamera önünde konuşanlardan ve konuşulanlardan çok onların arkasında kalan, çoğu zaman bankta oturmuş, etrafı izleyen insanlara bakıyordum. İlgisiz insanlara karşı ilgi duyuyordum. Dışarıda daha dikkatliydim. Çünkü farkına vardıklarında ilgisiz hallerini bırakıp beni incelemeye başlıyorlardı. Restoranlarda yemeklerini yalnız yiyenler her zaman izleme listemdeydi. Yemek yerken nereye baktıklarına, hızlı mı yoksa yavaş mı yediklerine dikkat ediyordum. Beni fark ettiklerinde gizli bir heyecan duyuyor, daha çok izleme isteği duyuyordum. Şimdi burada yalnız yiyen sadece ben vardım. Televizyon reklama girdiğinde kalktım ve yine aynı yolu, içi insan davranışlarıyla dolu düşüncelerle yürüyerek kapı önüne geldim.
İçerde konuşulanları hatırlayınca yine tedirgin oldum. İçimde büyüyen öfkeyi bastırmaya yönelik arzum gittikçe azalıyordu. Tespihçi çay almak için yandaki kahvehaneye girmiş, çantasını ve tezgâhını boşta bırakmıştı. Çantasına doğru yürüdüm ve baba yadigârı silahını aldım. Doluydu. Zili çaldım, ardından otomatik demir kapının makine sesi duyuldu.