Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

12 Mayıs 2021

Sanat

Anlatının Görselliği

Gamze Haklı Geray

Paylaş

4

0


Vincent Van Gogh, ağabeyi Theo'ya yazdığı en son mektubunda “İşte böyle, gerçek olan şu ki yalnızca resimlerimizi konuşturabiliriz” diye seslenir. Ferit Edgü ise Van Gogh isimli kitabında ünlü ressamın insanlar arası iletişimin yalnızca sözcüklerle sınırlı olmadığını daha o günlerde bilen biri olduğunu öne sürer.

Van Gogh tablolarıyla konuşur, Ferit Edgü kelimeleriyle elbette. Ama Edgü eserlerinde özgün anlatım tasarımını zamanda dondurulmuş fotoğraf kareleri gibi kurar. Biz onları zihnimizde birleştiririz. Orhan Pamuk’un Saf ve Düşünceli Romancı’da bahsettiği, yazacağı cümleyi resim gibi gözlerinin önünde canlandırmaya çalıştığı ve kelimeleri hayal etmeyi öğrendiği o bölüm akla gelir. Bir hikâyenin sinematografisini belleğimizde biçimlendirdiğimizde olayın içine bütünüyle dahil olabiliriz. Yalın bir dille anlatılana içtenlikle kulak kabartırız. Dersin şu ifadeyle başladığına hangimiz itiraz edebilir? Doğrudan tanımlamadan, isimlendirmeden, metni merkezi bir fikir, düşünce, imge veya duygu etrafında oluşturma tekniğine. Diğer deyişle, anlatma, öğretme, ders verme ama mutlaka göster bize. Göster ve inandır. Göster ve hissettir. Bir türlü içselleştiremediğimizden olsa gerek bu durum ünlü şaman öğretisindeki söz gibi sürekli önümüze çıkar ve “dersi öğrenene kadar tekrar etme” konusu gündemimizden düşmez.

Çocukluğumuzdan beri hayatımızda baskın olan didaktik yaşam biçiminin kurgumuza sıkı sıkı tutunuşudur bu. Ezberlemek, bir şeyi anlatırken açıklama gereksinimi duymak, durumu tek veya kısıtlı perspektiften görmek, özetlemek, öğretici bakış açısını önceliklendirmek, bilgi vermek birincil amaca dönüşmüş olabilir. Oysa göstermek, dramatize etmek, zihinde somut ve canlı ayrıntıları betimlemek değil midir? Okur yazarla birlikte yarattığı karakterlerin dünyasına, kurduğu atmosfere konuk olmak ister. Anlatmak bize gerçekleri verir. Göstermek ise okuru edilgen oyuncudan etken katılımcıya dönüştürür, duyguları uyandırır, onu hikâyenin biricik parçası kılar. Gerçekliği duygularımız uyanmadan hissedebilir miyiz? Hangi metafor, içine nüfuz ettiği metni yormadan, sırtına kambur olmadan ona en uyumlu şekilde eşlik edebilir? Hangi ifade yeterince gösterir ve hissettirirken aynı zamanda söylemek istediğini en doğal, en etkili biçimde dile getirebilir?

“Kapıyı arkasından hızla kapadı, odaya çok kızgın bir şekilde girdi. Herkes bunu fark etti.”

“Kapıyı vurdu, odada fırtına gibi esti. “Kahretsin ne bu hâliniz?” diye haykırdı.

Bu iki cümle arasındaki fark nasıl açıklanabilir? İkinci cümle eylemi tanımlamaya, onu diyalog yoluyla cisimleştirmeye ve duyguyu göstermeye dönüşebilmiş midir?

Çehov’un en sık alıntı yapılan sözlerinden biri “Bana ayın parladığını söyleme. Kırık camdaki ışığın parıltısını göster” ifadesidir.

“Annesinin cezalandırdığı çocuk zemin kattaki karanlık odada korkudan titriyordu” veya “çocuk odada bir köşeye büzüldü, annesinin kilit sesine karışan ayak seslerine kulak kabarttı. Karanlıkta cezasının sona ermesini bekledi.” Belki de duyguyu daha canlı imgelerle gösterebilir, korku deneyimini merkeze taşıyabilen, cümleyi bütünleyen bambaşka kelimeler bulabiliriz.

Elaine Scarry, imgenin bilinçte “inşa edilebilirliğini” gündeme getirir. Zihninde belli imgeleri canlandırma ve hareket ettirme deneylerini sıralarken edebî eserlerde, metin ve şiirlerde hayal kurabilmenin tekniklerini inceler.

İrlandalı öykücü ve romancı Claire Keegan ise okurun zekâsına güvenmeyi önerir. Anlatma ve göstermenin farkını, "Her iyi yazı bir öneridir, kötü yazı ise ifadedir” diye özetler. Keegan'ın yaratıcı yazarlık eğitimlerinde kendi novellası Foster'ın (Jaguar Kitap Emanet Çocuk başlığı ile yeni yayınladı, Nisan 2021) açılış cümlesini örnek verdiğini okumuştum. Bu cümlenin ortaya çıkardığı olgu, kahramanın babası tarafından bir daha eve götürülmeyeceği ve aynı zamanda annesinin kökenlerine gerçekleştirdiği yolculukla, uzağa ve bilinmeyene doğru yönlendirildiğinin göstergesi olabilir mi?

Keegan da çalıştay ve söyleşilerinde yazar adaylarına okur ile metin arasına girerken dikkatli olmalarını, kelimeleri tasarruflu kullanmalarını, ağır sıfatlar ve dramatik ifadeler olmadan sözlerle resim çizmelerini önerir. Kurgu sanatının fotoğraf çekme ile bağlantısına gönderme yapar, okurun zaten o resimleri kendiliğinden izleyeceğini anımsatır.

David Constantine’in şairliğini, öykülerinde imge ve betimleme anlarının tadına varınca hissederiz. Belki de o yüzden görüntülerin zihnine saplanıp kaldığını ifade eder Constantine. Morecambe’deki gerçek Midland Oteli’ni internette bulup fotoğraflarına bakmak istemez mi canımız? Onun anlatımı, karmaşık insan etkileşimlerine ve duygulara işaret eder. Geçmiş hikâyelerin parçaları günümüzle buluşur. Dilin, karakterlerin, eylemlerin, fikirlerin yarattığı sanatsal kalıbı ve anlamları sorgularız. Yüzeyde ne oldu? Derinlere daldığımızda hangi incilere ulaşabildik?

Metnin içinde boğulmadan metaforları ustaca kullanabildik mi?

Yaşar Kemal’in öykülerindeki betimlemeleri ve özgün dili, gözümüzde atmosferi canlandıran fotoğraf karelerini oluşturur. Örneğin Sarı Sıcak isimli kitabındaki "Yolda” öyküsünde “Başları önlerine sarkmış toza batmış yürüyen beygirleri ve arabacıyı” (s.131) betimler. Okuduğumuzda manzara nasıl da kolaylıkla gözümüzde canlanır. “Dükkâncı” öyküsünde “Köy, Çukurovanın sıcağında cehennem gibi yanar, dışarda sıcak yeri göğü kavururken onun kapkara, koyu gölgesinde insan terlemez bile” (s. 51) cümlesini okurken bölgenin ateş gibi sıcağını tenimizde hissederiz. Bilge Karasu’nun hikâyelerinde yazarın resim ve müziğe etkisi farkedilir. Kısmet Büfesi’nde edebiyatla resim arasında metin yoluyla benzersiz ilişkiler kurar. Roland Barthes, fotoğrafların zamanı ve mekânı somutlaştırdığını vurgulamıştır. Peki aynı zamanda Susan Sontag’ın vurguladığı gibi “fotoğraflar zaptedilmiş deneyimler" midir? Elbette kameranın deklanşörü serbest bırakıldığında o ân ölümsüzleştirilir, sonsuza uzanan bir görüntüye dönüşür. Fotoğraf aslında belirli bir yer ve zamanda yine belirli bir şeyin varlığının kanıtıdır. Portreyi dünyanın her yerinden boyayabilmek ama kişiyi sadece kameranın önünde fotoğraflayabilmek mümkündür. Bir fotoğraf yalnızca geçmişi gösterebilir ama onu şimdiki zamanda görünecek şekilde temsil eder. Barthes, bu paradoksun her fotoğrafa bir nostalji dokunuşu verdiğini anlatır. “Bulanık bir kavramın keskin görüntüsünden daha kötü bir şey olamaz,” Ansel Adams’a göre. Nasıl, ne zaman ve ne ölçüde imgelerden yararlanabileceğimizi, görüntüleri en doğal en rahat nasıl hikâyemize dahil edebileceğimizi ancak alıştırmalarla, yazı denemeleriyle, defalarca yaptığımız nitelikli ve yoğun metin okumalarıyla öğreneceğiz. İşin püf noktasının yazımızda doğru dengeyi sağlamak olduğunu yaza yaza kavrayacağız. En azından ben bunun için uğraşıyorum. Ömür boyu sürecek bir uğraşı.

Kaynakça

1.            Pamuk, Orhan Saf ve Düşünceli Romancı. Yapı Kredi Yayınları. 2019

2.            Edgü, Ferit. Van Gogh Yüz Yıl Sonra. Sel Yayınları. İkinci Baskı. 2011

3.           Constantine, David. Midland Otelinde Çay. Notos Kitap. 2016

4.           Keegan, Claire. Foster. Faber and Faber. 2010

5.            Kemal, Yaşar. Sarı Sıcak. Yapı Kredi Yayınları 14. Baskı. 2014

6.            Gerth Sandra. Show Don’t Tell. Ylva Publishing. 2016

7.            Scarry, Elaine. Kitapla Hayal Etmek. Metis Eleştiri. 2006

8.            Barthes, Roland. Camera Lucida. Hill and Wang. 1980

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Oggito’da William Faulkner Yazıları | ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Songül Türköz

31 Aralık 2024

Hayal Kırıklığı

Yumruğunu kapıya vuracak gibi yaptı ama vazgeçti. Eli ayağı titremeye başladı, kalp atışı hızlandı. Merdiven basamağına oturdu. Sağ eliyle yanağını tuttu. Boynu hâlâ sızlıyor. Çantasının üzerine başını koyarak uyuyakalmıştı. Demir kulpu ensesinde iz bırakmış. Kış olsaydı soğuktan dona..

Devamı..

Hangi Bohem?

Ferruh Tunç

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024