Apple, Facebook ve Google’ın Milyar Dolarlık Sarayları

Apple, Facebook ve Google’ın Milyar Dolarlık Sarayları


Twitter'da Paylaş
0

İtalyan Rönesansı’nın bankacıları, yirminci yüzyılın gökdelenleri, Viktorya döneminin demiryolu şirketleri neyse günümüzdeki teknoloji devleri de o, diyebiliriz.
Teknoloji devleri, sahip oldukları büyük gücün sembolü olarak Kaliforniya, Londra gibi büyükşehirlerde göz alıcı mimari yapıları inşa ediyor. İnternetin büyük bir oyun parkı olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Google’ın renkli harfleri, Twitter’ın kuşu, Facebook’un mavi tonlarıyla dolu kocaman bir park… Oyun parklarında, parkın sınırını çizen çitlerle karşılaşırız ve bunları geçmememiz gerektiğini biliriz. İnternet de yetişkinliklerin özgürlüklerine yeni kısıtlamalar getirir ya da mevcut olanları kaldırır. Apple, Facebook, Google gibi teknoloji devleri binlerce çalışanı için milyar dolarlık tesisler kurarlar. Bu tesislerde spor salonları, olimpik yüzme havuzları, basketbol sahaları yerine çalışanların gece gündüz fark etmeden bedenen ve ruhen dinlenip rahatlayacakları eğlence alanları da vardır. Aslında bu tesisler uzun bir süredir kullanılıyor ama değişmekte olan şey gittikçe büyüyen ölçüleri ve abartısı. Aslında İtalyan Rönesansı’nın bankacıları, yirminci yüzyılın gökdelenleri, Viktorya döneminin demiryolu şirketleri neyse günümüzdeki teknoloji devleri de o, diyebiliriz. Fakat günümüzdekilerin abartılı mimarisi ölçü ve refah bakımından eskilerden ne kadar farklı olduklarını gösteriyor. Bu şirketlerin hırsı, görevlendirilen mimarlar aracılığıyla bile görülebilir. Hepsi alanında ünlü, istediği her şeyi yapabilen tipler. Dünyadaki en büyük ve en pahalı işyerlerini inşa edebilir, şehirleri bile değiştirebilirler. “Mimari” kavramına yeni bir soluk getirebilirler. https://youtu.be/4E0X0nEhUcE Bu yeni yapıların çoğu Silikon Vadisi olarak bilinen bölgede inşa ediliyor. Örneğin Cupertino’daki bir Foster projesi olan Apple Park. Söylenene göre beş milyar dolara mal olan bu tesis uzaydan bile görülebiliyor. Bunun dışında Mountain View şehrinde inşa edilmesi planlanan Google genel merkezi de var. Bu proje, ünlü ikili Bjarke Ingels ve Thomas Heatherwick tarafından tasarlanıyor. Facebook ise kendi projesi için ünlü mimarlık şirketi OMA ile anlaştı. Jobs hayattayken bu projenin her ayrıntıyı düşünüyordu. Ölümünün ardından ise çalışma arkadaşları Jobs’un kafasındakileri gerçeğe dönüştürdü. Örneğin ahşap duvar aydınlatmalarının nasıl olacağı, yoga odasının nasıl tasarlanacağı gibi her ayrıntı Jobs’ın planladığı gibi yapıldı. Yoga odası, Jobs’ın Yosemite’deki en sevdiği oteldekine benzer şekilde dizayn edildi. Aslında bu tesisin asıl amacı çalışanlar arasındaki bağlantıyı ve işbirliğini kurmak, ayrıntılardaki mükemmelliği ve dikkati standart hale getirerek, işlerinde de aynısını uygulamalarına yardımcı olmak. Apple’ın CEO’su Tim Cook’a göre bu, “100 yıllık bir karar.” Modern teknolojideki büyük yatırımların çoğu ayrıntıya inmeden ama işe yarayacak şekilde yapılıyor. Pratiklik en önemli kriter. Apple, Google ve öbür şirketlerin ortaya çıktığı garajlar, ön odalar ve ödünç alınmış çalışma masaları da böyleydi. Bir şirket için Apple’ın işyerindeki ölçüsünü yakalamak neredeyse imkânsız. Bunun gibi büyük tesisler üzerinde çok düşünülmüş ve inşa edilmesi pahalı ve yavaş olan yapılar. Facebook-Gehry işbirliğinde ise Mark Zuckerberg mimarın ününden çekinmekteydi, mimar ise Zuckerberg’i yeteneği konusunda ikna etmek zorundaydı. Nihayetinde, Gehry’nin kurum içi yazılımı sonrasında öbür teknoloji devlerinin aksine daha ucuz ve işlevli bir tesis kuruldu. Zuckerberg iki bin sekiz yüz çalışanlı bu tesis için şunları diyor: “Bina hem çok basit hem de süslü değil. Bunu biz istedik. Kendi alanımızın hâlâ devam etmekte olan, henüz tamamlanmamış bir çalışma gibi hissettirmesini amaçladık. Binaya girdiğimizde dünyaya bağlanmak için daha ne kadar çalışmamız gerektiğini hissediyoruz. Daha işimiz var diyoruz.” OMA şirketi yetkilisi ise proje amacının toplumla birlik olmak ve talep ettiği şeyi sağlamak ve ikonik bir mimari değil, bölgesel ve toplumsal bir düşünme alanı yaratmak olduğunu belirtiyor. Google’ın isteği ise bambaşka. İkonik yapılardan korkmuyorlar. Birkaç mimarla görüştükten sonra Heatherwick be Bjarke Ingels’le anlaştılar. Bu aslında oldukça şaşırtıcı bir karardı çünkü ikisi de nispeten genç mimarlar. Fakat Google genel geçer kurallara uymayan bir şirket olduğundan pek de şaşırmamak gerekir. Bu tesiste gökyüzünü izleme köşesi, grup dersleri alabileceğiniz bir bölüm ve halka açık bir alan var. Eğer Apple Park’ı kendi halinde ve dünya dışı bir tesis olarak görürsek, her ne kadar halka açık alanları olsa da genel kanı bu yönde, Facebook ve Google ise daha çok sizinle iletişime geçmek isteyen sokak hokkabazları ya da pandomim sanatçıları olarak düşünebiliriz. Fakat bu tesisler arasında benzerlikler de var. Örneğin hepsi kendi isteklerine göre tasarlanmış. Ayrıca tesisler kendine yetebiliyor. Kendi bitki örtüsü, yiyeceği, mimarisi var. Kendi havalarını kendileri oluşturuyor.

Çeviren: Deniz Saldıran

(Guardian)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR