Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

29 Ağustos 2023

Söyleşi

Aras Gençtürk: “Beni okuyanlara Aras Gençtürk iyi Gizem yazar, dedirtmek en büyük hedefim.”

Melih Günaydın

Paylaş

0

0


Melih Günaydın: Yazma serüvenin nasıl başladı?

Aras Gençtürk: Zaten yazabilen biriydim. Okul hayatımda da kendimi yazılı ödev alarak kurtardığım çok oldu. Basit demeyelim de içimden geldiği için kolay kıvırabildiğim bir şeydi hep yazmak. Kurgu yazmak tabii ki bambaşka bir konu. Onu da hayal gücüme yorabiliriz. Çocukluğumdan beri bir şeyleri yaratmayı, düşünmeyi, kafada senaryolar kurmayı çok severim. Türker İnanoğlu Vakfı Sinema ve Televizyon Okulu’nda (TÜRVAK) okurken fantastik fikirlerimden birini senaryo hocamız Haluk Özenç’e açmıştım. ‘’Bundan güzel kitap olur, öyle yaz sen,’’ demişti. Doğru söylüyordu. Benim de içime sinmişti bu fikir. Planladım, ettim ama bir türlü başlayamadım. Fırsat pandemi zamanı doğdu. Bolca zamanım vardı. Oturup ilk dosyamı Covid zamanı hazırlamış oldum yani. Fantastik serimin ilk üçlemesini yazdım.

MG: Polisiye yazarak başlamadın o zaman?

AG: Hayır. Yaklaşık 270 bin kelimelik bir fantastik üçleme çıkardım ortaya. Tabii kalemim şimdiki gibi değildi o dönem, bunu geriye bakınca fark ediyorum; ama yine de ilk göz ağrılarım onlar. Bende yerleri farklı.

MG: Polisiye yazmaya nasıl başladın peki?

AG: Koray Sarıdoğan’ın bir paylaşımını gördüm. İstanbul Kara Hafta Öykü Yarışması’ndan bahsediyordu. Paylaşımı okurken şöyle bir durup düşündüğümü hatırlıyorum, acaba becerebilir miyim diye. Yapabileceğime inandım ve başvuru tarihini kontrol edip ilk öyküm Delilik’i yazdım. Dereceye girdim ve tabiri caizse dişime kan orada değdi.

MG: Yapabileceğini anladığın için mi polisiyeyle devam ettin?

AG: Bu da bir sebep tabii ama asıl neden çok sevmem. Ve bir şekilde gerçekten yazmak istediğim şeylerin polisiye çatısı altında bulunması. Gizem, beni en çok cezbeden unsur. Bizde bu kitaplar Polisiye/Gerilim kategorisinde yayınlanıyor; İngilizcedeki gibi bir ‘Mystery’ yani ‘Gizem’ başlığı yok. Ben işin o gizem kısmını başarmak, iyi bir gizem yazarı olmak istiyorum. Okuyan merak etsin, benim aylarca emek verdiğim dosyayı okuyucu bir çırpıda bitirsin. Bu beni çok sevindiriyor.

MG: İlk romanın Kâbus geçen sene Poyabir tarafından Teşvik Kategorisinde Kristal Kelepçe ile ödüllendirildi. Bu sene de Tuzak raflardaki yerini aldı. İkisi arasında bir değerlendirme yapman gerekirse, neler söylemek istersin?

AG: İki kitap birbirinden çok farklı aslında. Kâbus’ta ana karakterimiz eski bir gazeteci. Bir gün bir elektronik posta alıyor ve başına gelmeyen kalmıyor. İşin içine polis sonradan dahil oluyor ve hikâye git gide karmaşıklaşıyor.

Tuzak daha aksiyonlu sanırım. Ana karakterimiz diyeceğim yine (ama pek değil gibi de) Ulaş, bir tercüman. İş için gittiği otelde kendini oldukça zor bir durumun içinde buluyor. Beraber çalıştığı arkadaşı bir anda sırra kadem basıyor ve açıklamalar onu rahatlatan cinsten olmuyor. Etrafındaki her şeyden ve herkesten şüphe etmeye başlıyor. Bir de Doruk var tabii, polis. Onun yolu da Ulaş’ın kaldığı otele çıkıyor ama bambaşka sebeplerle. Yolları kesişiyor yani.

MG: Neden Ulaş ana karakter değil?

AG: İşin teknik kısmına pek hâkim değilim, bu yüzden. Değerlendirmeler ve çözümlemeler yapılırken bir protagonist olur ana kahraman denilen, setting olur (onu tam nasıl çevireceğimi bilemedim) ve daha nice başlık. Ben yazarken karakterlerimi oturtuyorum ve konuyu olabildiğince belirlemeye çalışıyorum ama iş ne zaman yön değiştirecek, kim ne yapacak tam bilemiyorum… Tam anlatabildim mi emin değilim ama sanırım yazanlar beni anlayacaktır. Bir nevi gerçek hayat gibi. Bazen yan karakter diye araya soktuğum birinin rolü hikâye geliştikçe bambaşka yerlere evrilebiliyor. Birinin öylesine söylediği bir söz hikâyenin yönünü değiştirebiliyor. Bunu çok seviyorum. Dikkat ettiğim tek şey tutarlılık. Bunun dışında ne kendime ana karakter belirliyorum ne de başka bir şey yapıyorum. Hikâye gerçekten bir ana karaktere sahipse ne ala. Değilse de benim açımdan sorun yok. Mesela bence Tuzak’ın en önemli karakterlerinden biri Dilek. Teknik açıdan ana kahraman olmasa da bence sonuna kadar hak ediyor; ama bazıları onu amacını aşmış bir yan karakter olarak değerlendirebilir.

Şöyle söyleyebilirim. “Ansambl kadrolu” filmler gibi benim dosyalarım. Genelde öyle oluyorlar. İleride istisnalar da olabilir tabii, neden olmasın.

MG: Nasıl bir yazma ve yaratım sürecin var?

AG: Bir hikâye tahtası oluşturmayı ve yazmaya başlamadan önce kafamdaki hikâyeyi orada başlıklandırmayı seviyorum. Gerçekten beyaz bir tahtam var ve onu ona, on ikiye böldüğüm oluyor. Bunun güzel tarafı ne yazacağınızı bilmek ve disiplinli bir şekilde kendinize yön vermek. Kötü yanıysa tıkandığınız yerlerde kendinizi illa ki belirlediğiniz başlığı yazmaya çalışırken bulmak. O zamanlarda da ‘aman yazayım, illa ki bir şey çıkacaktır’ dediğim oluyor ve gerçekten de beni tatmin eden şeyler çıkıyor. Bu sorunuzun cevabı oldukça karışık yani. Ama sanırım açık görüşlü olmak ve kendini bir prensibe sınırlandırmamak en iyisi. Biraz inatçıyımdır, ‘hayır ille de böyle yazacağım’ diye kendimle kavga ettiğim dönemler de oldu ama bunun bana faydası olmadığını çabuk gördüm.

MG: İlerideki projelerinden bahsetmek ister misin?

AG: Bir dosya daha bitirdim. Şu an aklım fikrim onda. Bir de askerlik görevimi yaparken geceleri tuşlu telefonun fenerinde not defterine çiziktirdiğim bir hikâye var ama onun daha zamanı var sanırım. Önce bilgisayara geçirmem sonra da gerçekten sağlıklı bir şeye başlamış mıyım onu görmem gerek. Ardı meçhul. Sağlıklı olursam yazmaya, üretmeye devam etmek istiyorum. Beni okuyanlara “Aras Gençtürk iyi ‘Gizem’ yazar,” dedirtmek en büyük hedefim.

  

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Oscar 2022: En Çok Dalda Aday Gösteril..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çetin Devran

10 Mart 2025

Gerçeklerden Kaçarken Kendimize Söyled..

Eğer hayatınızdaki bazı kalıpları kırmak, geçmişte yaptığınız hatalardan ders almak ve gerçekten daha bilinçli bir şekilde yaşamak istiyorsanız, bu kitap size çok şey katacak.Bazı kitaplar vardır, okuduğunuzda sizi rahatsız eder. Çünkü size, aslın..

Devamı..

Kısa Kısa Roma İmparatorluğu

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024