Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

16 Kasım 2023

Edebiyat

Milan Kundera: Avrupa Nostaljisinin Yazarı

Agnes Poirier

Paylaş

1

0


Kendi anadilinden Fransızcaya göç eden büyük Çek yazar, Avrupa’nın ağır ağır çökmekte olan illüzyonlarını nesnel bir gözle aktardı.

“Fransa romanlarımın ülkesi; benim tek yaptığım onları orada takip etmekti,” demişti Milan Kundera – hiç kimse olarak değil, sadece bir romancı olarak tanınmak isteyen adam. Aslında kendi romanlarının ardından kaybolabilmeyi dilemişti. Sık sık Flaubert’den alıntı yapar, “Sanatçı asla var olmadığına inandırmalıdır,” derdi. Ayrıca Maupassant’ın, “İnsan yaşamı halka ait değildir,” sözlerine yürekten katılırdı. 1986 yılında yazdığı Roman Sanatı’ndan bir diyalog: “Komünist misiniz?” “Hayır, ben romancıyım.” “Muhalif misiniz?” “Hayır, bir romancıyım.” “Sağcı mısınız yoksa solcu mu?” “İkisi de değil, ben bir romancıyım.”

Kundera, insanın kendisini herhangi bir kimlik üzerinden tanımlamasına karşıydı ve düşüncesizliği en büyük günahlardan biri olarak görürdü. Oto-kurmaca fikrini ise korkunç bulurdu çünkü ona göre bu, kişinin kendi benliğini ötekilere dayatması demekti. Biyografik olan her şeye karşı öylesine tepkiliydi ki, 1985 yılında yayımlanan Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği’nin dünya çapındaki başarısından sonra kesin olarak halkın gözleri önünden çekildi ve bütün söyleşi tekliflerini geri çevirdi. Muhtemelen Fransa’yı onun için çekici kılan da buydu, yani diğer Avrupa ülkelerine nazaran röntgencilik ve magazin kültüründen uzak oluşu. Orada anonim kalabilir, tıpkı Samuel Beckett gibi sokaklarda dolaşabilir ve rahatsız edilmeden yazmaya devam ederken aynı esnada arkadaşlarıyla görüşebilirdi. Mahremiyet Fransız toplumu için önemliydi ve o da buna minnettardı.

Milan Kundera 1 Nisan 1929’da Çekoslovak olarak doğdu ve 11 Temmuz 2023’te Fransız olarak öldü, diye yazdı günlük Libération gazetesi. Fakat her zamanki gibi Kundera söz konusu olduğunda aslolan daha muğlaktı. Her şeyden önce kendi doğumundan sadece on bir yıl önce ortaya çıkan ve asla olgunlaşamadığını düşündüğü Çekoslovakya anlayışı hiçbir zaman içine sinmedi. Her ne kadar çoğu romanı doğmuş olduğu ülkede geçse de, bu kelimeyi hiç kullanmadı. Daha ziyade Bohemya demeyi tercih ederdi. Coğrafi bakımdan doğru değildi belki ama onun perspektifinden şiirsel olarak doğruydu. 

milan kundera

Peki niçin Fransa’yı seçti? Bana kalırsa onu seçen Fransa’ydı. Yazdığı ilk öyküler Sartre tarafından Les Temps Modernes’de ve Aragon tarafından Les Lettres Françaises’de yayınlanmıştı. Yani Fransa onun çalışmalarına destek olanlar arasında ilkti. Gözetimin giderek daha sıkı bir hal aldığı kendi ülkesinden eşi Vera ile birlikte ayrılmaya karar verdiğinde Fransa’daki dostları ona önce Rennes’de ardında Paris’te bir üniversitede öğretim üyeliği teklif ederek bunu mümkün kıldılar. Kendisini hiçbir zaman muhalif olarak tanımlamayan Kundera, Çekoslovakya’yı yasal yollardan, gelen davetler üzerine terk etti. Ve kendi ülkesine dönmeyeceği ancak dört yıl sonra, 1979 yılında ortaya çıktı. Belle-Île-En-Mer’de yazdığı Gülüşün ve Unutuşun Kitabı Çekoslovakya’daki komünist rejimi öfkelendirmiş ve rejim, onu vatansız bırakarak cezalandırma yolunu seçmişti. 1981 yılında cumhurbaşkanı olan François Mitterrand, seçilir seçilmez Kundera’ya vatandaşlık verdi ve Kundera da Fransa’ya olan saygısını, onun dilini benimseyerek gösterdi.

Aslında her şey Fransız bir arkadaşının, Şaka’da kullandığı lirik üslupla sonraki romanlarına hâkim olan sakin üslup arasındaki tezattan etkilendiğini söylemesiyle başladı. Arkadaşının neyden bahsettiğini anlamayan Kundera meraklandı ve kitaplarının Fransızca çevirilerini incelemeye koyuldu. Çeviriler öylesine kötüydü ki, anlam tamamen kaybolmuştu. Her birini tek tek, bu durum onun için bir takıntı halini alana kadar gözden geçirdi ve nihayetinde Fransızca yazmaya karar verdi. Fransızca yazdığı ilk kitap, 1995 yılında yayımlanan Yavaşlık’tı. Eleştirmenler tereddütte kaldılar; Kundera’nın kendine özgü sesi ve üslubu yoktu. Çünkü dilinizi değiştirmek, kişiliğinizi değiştirmek anlamına gelir. Zaman da değişiyordu. Berlin Duvarı yıkılmış, “kitsch” Batı’yı istila etmeye başlamış ve Soğuk Savaş’ı birebir yaşayan Kundera,  Ariane Chemin’in Le Monde’da yazdığı gibi, Avrupa’nın ağır ağır çökmekte olan illüzyonlarına nesnel bir bakış açısıyla eşlik etmişti.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Çocuk Kitaplarındaki İnsanlar Ahlaki G..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Gökhan Güvener

18 Haziran 2025

Demans

Sosyal etkileşimin bilişsel olarak koruyucu olduğuna dair teorilerden biri, esnek düşünmeyi teşvik ediyor oluşudur.Demansı önlemeye ve olabildiğince geciktirmeye dair bir kısmı kanıta, bir kısmı ise varsayımlara dayalı öneriler var. Beslenme, egzersiz, sosyal anlamda aktif olmak dışında bütün ..

Devamı..

Yusuf ile Züleyhâ

S. E. Breitegger

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024