Edebiyatla içlidışlı, artık yaşamayan edebiyatçılarımızla sıkıfıkı bir arkadaşım birkaç ay önce, “Dikkat ettim, ‘bazan’ yazıyorsun sen, ‘bazen’ değil. Neden?” diye sormuştu.
“Kulağım da elim de ‘bazan’a yatkın” diye cevap vermiştim. “Hem eski büyük yazarlarımız da ‘bazan’ diyor: Falih Rıfkı, Yahya Kemal, Ataç, Tanpınar, Sait Faik, Halil İnalcık…” Latin alfabesine doğan Cemal Süreya gibi yazarlarımız/şairlerimiz de var ‘bazan’ diyen. Bu yazarlarınki değil de benim bazan’larım çekmişti arkadaşımın dikkatini.
Geçenlerde benim dikkatimi de şu çekti: Ataç ölümünden 65 yıl sonra fikir değiştirmiş, ‘bazen‘ yazıyor! E bunda şaşacak ne var, kendini değiştirmeye hevesli, hatta önce yazdıklarıyla çelişmeyi neredeyse erdem sayan Ataç, yenilikleri ve yenileri desteklemeye düşkün Ataç şu rezil dünyaya hortlamayı bile göze alabilir bunlar için!
Bu bazan-bazen değişikliği için Ataç’ı Bay Mehmet Can Doğan hortlatmış; yayına hazırladığı Ne Yalan Söyleyeyim kitabında Ataç ‘bazen‘ deyip duruyor. Bu kitap Ataç’ın salon dergilerindeki yazılarından oluşuyormuş (Yapı Kredi Yayınları, 2022).
Ataç’ın kitaplarının ilk baskılarına baktım önce. Evet, ‘bazan’ yazıyor Ataç. Yine Yapı Kredi Yayınları’nın bastığı, ama editörlüğünü Elif Gökteke’nin yaptığı Karalama Defteri – Ararken‘de ‘bazan‘lar, Ataç’ın kaleminden çıktığı gibi ‘bazan’; ‘bazen’ olmamışlar. (Karalama Defteri ve Ararken iki ayrı kitap olarak basılmıştı ilk.) Ama emin olmak için şu sorunun da cevabını bilmem lazımdı: Acaba bazan-bazen değişikliği Bay Mehmet Can Doğan’ın marifeti miydi, yoksa Ataç salon dergilerine ‘bazen’ diye mi yazıyordu ya da o salon dergilerinin editörleri miydi Ataç’ın ‘bazan’larını ‘bazen’e çeviren?
Taksim’deki Atatürk Kitaplığı’na gittim. Kitaptaki yazıların ilk yayınlandığı bütün dergileri elden geçirmedim, bütün yazıları da karşılaştırmadım, ama üç dergiden bazı örneklere baktım: Yedigün, Aydabir, Yarım Ay. Ataç bu dergilerde de ‘bazan’ yazmıştı. Zaten hangi editör, üstelik Ataç’a danışmadan, onayını almadan onun kelimelerini değiştirebilirdi ki? Bunu ancak bugünün editörleri yapabilir!
Peki, Bay Mehmet Can Doğan niçin yapıyor böyle bir değişikliği? Dili Ataç’tan daha iyi mi biliyor? Yoksa Ataç’ı mı Ataç’tan daha iyi biliyor? ‘Bazan‘ı yanlış sanıyor olmalı.
Eski yazı öğreten, Osmanlıcayı iyi bilen Yücel Demirel’e sordum bu bazan – bazen itişmesini. “Osmanlıcası bazan, Türkçesi bazen” dedi hemen. Sonra açıkladı: “Arapça bir kelime bu, kalın ayın harfiyle yazıldığı için ‘bazan’ okunur. Ama İstanbul Türkçesinde ‘bazen’ olmuş, ses uyumuna aykırı olsa da artık ‘bazen’ yerleşti.”
Türkçenin Grameri‘ni (TDK, 1990) yazarı Tahsin Banguoğlu da ‘bazan‘ diyor, ama ne bileyim, başka dilbilimciler de ‘bazen‘i tercih ediyordur belki. Dilbilgisi kitabı okumak, benim için, çok zor, çok tatsız, zaten kafam da pek almıyor. Banguoğlu’nunkine bir gözatmıştım bir ara.
Dil değişir, İstanbul Türkçesi de değişir tabii, ama ben ‘Aziz İstanbul‘ şairi gibi ‘bazan’demekte/yazmakta ısrarlıyım. Israrlıyım da neye yarar, bazan editör arkadaşlar ‘bazen’e çevirir onları, başka kelimelerimi, deyiş biçimlerimi de kendilerince ‘düzeltirler’. Ataç’a bunu yapan bana neler yapmaz ki!
Hele eski metinlerle, eski yazarlarla uğraşıyorsanız onların yazımlarına sadık kalmalısınız, itiraz imkanları olmadığı için. Bu yazım biçimlerinde bir yazarın tavrını da, bir dönemin dilini de görürüz hem. Okuru bundan yoksun bırakmak, bütün zamanların tek bir dili, tek bir yazısı varmış, herkes aynı yazarmış izlenimi yaratmak yanlıştır.
Bay Mehmet Can Doğan ‘bazan‘la yetinmemiş, çok daha büyük bir densizlik etmiş, Ataç’a cümlesini şöyle kurdurtmuş:
“Tanıdıklarımdan biri, “Ben yazımı Eflatun’a, Voltaire’e hitap ediyormuşum gibi yazarım.” derdi.” (Ne Yalan Söyleyeyim, s. 78)
Aynı cümle bu yazının alındığı dergide şöyle:
Tanıdıklarımdan biri: “Ben yazımı Eflatun’a, Voltaire’e hitap ediyormuşum gibi yazarım” derdi. (Yedigün, 30 İkinci Kânun 1935, s. 13)
Mustafa Alp Dağıstanlı'nın yazısı
Başlıktaki fotoğraf: Ryan Wallace






