"Neşelen, dedim / Git ve hatırla beni / Biliyorsun seni ne kadar sevdiğimi."
Güçlü bir ses antik çağlardan yükseliyor, kadınların uzun süre susturulmasına son veriyor, Antik Yunan’ın kahramanları ve savaşları ele alan destanlarını yarıda kesiyor ve son derece samimi bir dille kendi aşk hayatı ve hayal kırıklığını dillendiriyor. Onuncu ilham perisi olarak adlandırılan Sappho (MÖ 630-MÖ 570) kadınların yaratıcılığını ifade etme ve istediği kişiyi sevme hakkının ilk büyük sembolü olarak varlığını sürdürüyor. Walt Whitman ve Emily Dickinson'ın aksine Sappho, aynı cinsiyetten âşıklarının doğasını gizlemek için şiirlerinin cinsiyet zamirlerini değiştirmedi. Öyle bir etkiye sahipti ki Midilli Adası modern dünyanın baskın dillerindeki eşcinsel aşkın etimolojisine kendini işlemiştir.
Yine de Sappho günümüze bir fısıltı olarak ulaşmayı başarıyor çünkü İskenderiye Kütüphanesi’yle birlikte dokuz ciltlik eseri yandı. Bazı kaynaklara göre çalışmalarının geri kalanı, iki kadının aşkını açık açık anlattığı gerekçesiyle Bizans İmparatorluğu’ndaki dogmatik Hıristiyanlar tarafından yakıldı. Ancak hayatta kalan şiirleri etrafına öyle bir ışık yaydı ki Mary Wollstonecraft, Oscar Wilde, Allen Ginsburg ve Judy Chicago gibi birçok farklı düşünür ve sanatçıya en büyük ilham oldu.
Sappho, en şaşırtıcı şiirlerinden birinde en evrensel insan deneyimlerinden birini ele alıyor: Aşkın sonunda karşılaşılan kalp kırıklığı. Çağdaş şair ve filozof David Whyte’ın sözleriyle kalp kırıklığı “bizden vazgeçmemiz istenildiğinde ve biz bunu başaramadığımızda başlıyor.” Nöropsikoloji araştırmalarına göre bu, uyuşturucu yoksunluğuyla aynı etkileri gösteriyor. Sappho şiirini yazdıktan yüzyıllar sonra şiir, New York City'nin çok sesli kültürel topluluğu Constellation Chor'un unutulmaz koro çalışmasıyla seslendirildi.
Gerçekten ölmek istedim
Ağlayarak bırakıp giderken o beni.
Şöyle dedi gözyaşlarının arasından:
Sonumuz kötü bitti.
Sappho, yemin ederim ki seni terk etmek istemedim.
Neşelen, dedim
Git ve hatırla beni.
Biliyorsun seni ne kadar sevdiğimi.
Bilmiyorsan eğer
Sana hatırlatmama izin ver
Birlikte geçirdiğimiz güzel günleri.
Yanıma dizdiğin menekşe
Ve gül taçlarını
Narin boynuna takışını.
Süründüğün pahalı kokuları,
Özlemini bıraktığın
Yumuşak yatağı.
Bahçeler, danslar, sesler.
Bulunduğumuz hiçbir yer
Kutsallıktan yoksun değildi.
Çeviren: Aslı İdil Kaynar
(Brainpickings)






