Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Ekim 2017

Öykü

Atakan Boran • Nasılsın?

Atakan Boran

Paylaş

25

0


İyiyim oğlum nasıl olacağım, bildiğin gibi işte. Sağı solu toparladım biraz. Ev öyle dağınıktı ki toparlayana kadar canım çıktı. Biliyorsun baban hiç dikkat etmiyor, ev çöp ev olsa umurunda değil. Alışmış tabii rahata, arkasının toplanmasına. Bir çorabını salondaki kanepenin altında buldum bugün. Hizmetçiyim sanki ben, kirlilerini çamaşır sepetine at değil mi? Artık genç değilim ki yapayım, sürekli koşturayım, arkasını toplayayım.  Yorgunluktan kemiklerim sızlıyor. Dün gece ağrıdan uyuyamadım, baban yine televizyonun karşısında horlaya horlaya uyudu. Bir de kaldırıp yatağında yat mı diyeceğim? Sabah boynu tutulmuş, bana söyleniyor. Beyefendiyi, oradan kaldırmak benim görevim sanki… Her zamanki huysuzluğu işte,  kahvaltıda da menemeni tuzlu buldu, yemedi. Artık yaşlandık, yediğimize içtiğimize dikkat etmemiz gerekir, diyor. E benim zaten tansiyonum var, kolesterolüm var ben meraklı değilim menemene, ona buna tuz atmaya. Sırf o tuzsuz yemiyor diye tuz atıyorum ama onun yaptığına bak, beğenmiyor. Dikkat etmek gerekir tabii ama maşallah o turp gibi, bunca yıldır beni süründürdü, milyon tane hastalığım var, kalkmış bir de bana nutuk çekiyor. Zaten ne yaptım ki yarandım ona, dün akşam da halanlar geldi, baban bir havalara girdi ki sorma. Onu getir, bunu getir, meyve yok mu, kuruyemiş yok mu, tatlı yok mu; var da, sanki ben genç kızım, sürekli otur kalk hizmet edecek gücüm mü var. Eve birileri geldi mi iyice zıvanadan çıkıyor. Bir şey diyeceğim ama başkasının yanında kavga çıkmasın diye susuyorum işte. Alıştım ben oğlum sineye çekmeye. Onun yaptıklarını da sineye çekerim, halanın kraliçe gibi kanepeye yayılmasını da.  İkisi de kardeş değil mi, aynılar. Evleneli neredeyse yarım asır geçti, hâlâ bana görümcelik yapmanın peşinde. Bir oturdu, gidene kadar da yerinden kalkmadı. Aynı yaştayız, gelip bana yardım etse eline mi yapışır. Babana bunları söyleyince de abartıyor oluyorum, zaten onun gözünde ben her şeyi abartıyorum. Dünya üzerindeki en dırdırcı kadın benmişim, öyle söylüyor. Dırdır ediyorum da boşuna ediyorum sanki. Bugüne kadar yaptıklarımı hiç gördü mü, bir kere olsun bana hak ettiğim değeri verdi mi?  Tüm çocuklarımız evlendi gitti, evde bir başımıza kaldık hâlâ daha demiyor ki, hadi şuraya bir yere gezmeye gidelim, hadi bugün de yemeği dışarda yiyelim. Dört duvar arasında hapis hayatı yaşıyorum. Bir gün yemek yapmayayım kaşlarını çatıp oturuyor. O evde yokken bir komşuya gideyim, iki sohbet edip açılayım diyorum ondan da rahatsız oluyor. Geçen alt kata yeni taşınan komşuya gittim, kadın davet etti beni. Binadan birkaç komşuyu daha çağırmış. Oturduk pastamızı, böreğimizi yedik. Kadını da bir görsen, öyle bir hizmet etti ki şaşırdık kaldık. Sonra eve dönünce ne oldu, baban beş karış suratıyla bana ters ters bakıyor. Bir çıkıştım ki ona, ağzını açamadı. Bu yaştan sonra hâlâ susacağımı, onun kontrolünde yaşayacağımı sanıyor. Artık ben ona muhtaç değilim, o bana muhtaç, bunu kafasına koyması lazım. Birkaç saat komşuya gitmişim ne olmuş yani, karnın acıktıysa dolap ağzına kadar dolu, e elin ayağın da tutuyor, yap bir yemek, hem kendin ye hem de ben yiyeyim. Ama yok, illa ben evde olacağım, yemek yapıp önüne koyacağım... Hadi senin huysuzluğunu ben çekiyorum, el âlem artık çeker mi? Bir haftadır kahveye de gitmiyor, kavga etmiş birileriyle. Herkesi ben gibi sanıyor.  Başıma kaldı, evden dışarı adım atmıyor. Balkonda saatlerce oturup duruyor, içeri geçmesini söylüyorum ama dinleyen kim. Binanın önüne yabancı bir araba park etmesin diye kontrol ediyor güya. Sanki ona kalmış yani. Millete bağırıp çağırıyor balkondan,  arabalarını oradan alsınlar diye tehdit ediyor insanları. Senin neyine bu yaşında milleti tehdit etmek, bir sıkımlık canın var. Birisi bir gün bunu bir pataklayacak, görecek o zaman dünyanın kaç bucak olduğunu… Vallahi, eskiden ne güzeldi.  Sabahtan işe giderdi de ben de en azından akşama kadar kafamı dinlerdim. Yaptığım iş filan gözümde büyümezdi. Ama şimdi yedi gün yirmi dört saat mesaideyim. Yahu iznim yok, maaşım yok ama habire çalışmak zorundayım böyle iş mi olur? Katlan katlan bir yere kadar yani. Tek istediğim biraz huzur… Emeklilik ikramiyesini deniz kenarında bir yerde yazlık almak için kullansaydı arada oraya giderdik en azından hava değişimi olurdu. Ama o ne yaptı, gitti tüm parayı çorak bir araziye yatırdı. Neymiş efendim, ilerde oradan yol geçecekmiş oranın değeri üç beş katına çıkacakmış. Senelerdir bekliyoruz, ne yol geçti ne bir şey. Bari git başka birine sat deyince de köpürüyor, ilerde bana hepiniz teşekkür edecekseniz diyor. Ben öldükten sonra gider oranın turşusunu kurar artık. Bak yine bir fena oldum, elim ayağım titredi… Yok yok iyiyim, sen beni düşünme oğlum. Sakin olmaya çalışıyorum ama her şey o kadar birikmiş ki içimde, anlatmaya başlayınca önünü alamıyorum. Sen bunları düşünme oğlum, ben bir şekilde baş ediyorum. Hem sen nasılsın bakalım?
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

UNESCO: Türkiye, kitap okuma oranında ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

14 Mayıs 2026

Ankara’nın Meşhur Lezzetleri

Ankara, Türkiye’nin başkenti olmasının yanı sıra köklü mutfak kültürüyle de dikkat çeken şehirlerden biridir. İç Anadolu’nun geleneksel yemek kültürünü taşıyan Ankara mutfağı; et yemekleri, hamur işleri, çorbalar ve yöresel tatlılarla oldukça zengin bir çeşitlilik sunar. ..

Devamı..

Word'den PDF'e Dönüştürürken Dikkat Ed..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024