Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Mayıs 2020

Kitap

Ayakkabı Nasıl Bağlanır: Yugoslavya’nın Dağılması ve Baba Hasreti

Mehmet Aziz Seyrek

Paylaş

2

0


“Başından başlayarak ne istediğimizi bilmeliyiz, diye düşündüm, insanın ne istediği, neye sahip olmak istediği, neye sahip olması gerektiği daha çocukken kafasında belirmiş olmalı diye düşündüm.” – Bitik Adam, Thomas Bernhard

Nikola Petkovic’in Ayakkabı Nasıl Bağlanır adlı kitabının tümü yeniden basılmak yerine birbirine geçmiş okuma dosyalarından ve elektronik postalar şeklinde önümüze seriliyor. Kitap üç bölümden kısa anlatı parçalarından oluşuyor. Bu anlatıların tamamı, kahramanın sade diliyle yazılmış ve onun çocukluk ve gençlik dönemindeki yoksunluklarından bahsediyor. Salt bir baba hasretini ve kolektif bir yıkımı milim milim işliyor. Petkovic, baba sevgisinden yoksun ve arka fonda Yugoslavya'nın yıkılışındaki travmaları anlatıyor bize. Uzun bir süre ayrı kalıyor anavatanından. Daha sonra uzun yurtdışı eğitimini tamamlayıp iyi bir aile babası ve ülkesini temsil eden bir yayıncı olma yolculuğuna başlıyor. Bu yolculukta kendini en çok babasıyla karşılaştırarak ilerliyor. Bu geri dönüşte babasının hastalığı, ondan uzak kalışı ve ona yardım etmek istemesine rağmen yine de onu bunlardan uzak tutmayı seçmesi olayı hayli zorlaştırıyor. Normal bir baba-oğul öyküsü dışında, yaşadıkları ülkenin durumunu ve o dönemin yaşantısını da ele alıyor, bunu da şöyle anlatıyor bizlere:

“90’lı yılların başında ülkemizin adı değişti. Yugoslavya küçük parçalara dağıldı. Ondan kalan parçam artık Hırvatistan’a gitti. En sonunda ülkemize kavuşmuş, Sırplardan kurtulmuş ve kuralları değiştirmiştik: Yugoslavya’da yasak olan ne varsa artık serbest, serbest olan ne varsa artık yasaktı. Sonunda özgürdük.”

Dönemin yaşantısını ve travmalarını anlatırken ülkesinden uzak olduğu zamanlarda yaptıklarını ve özlemlerini göz önüne sürüyor sürekli olarak. Yolun tamamında babasının sevgisini kazanmaktan çok kendini tatmin etmek ve başarılarını insanların gözüne sokarak, “Bakın ben başardım,” demenin yollarını arıyor. Bütün bunlardan sonra muhtemel son gerçekleşiyor. Babasının mezarına gitmenin yollarını aramaya başlıyor. Her ne kadar zor olsa da bunu başarıyor ve hatta külleri başında ne kadar rahat olduğunu, yaşarken de bu kadar rahatlıkla ve sıklıkla ziyarette bulunmadığı için hayıflanıyor. Kendine sözler veriyor mezarın başında;

“Ne olursa olsun sallanacağım. Ve bu işte iyi olana kadar çalışacağım. Sallanma uzmanı olacağım. Ve iki ayağım yere sağlam basarken sallanacağım. Ve kimse ayakkabı bağcıklarımı çözemeyecek.”

Baba öldükten sonra da şiirler yazmaya devam ediyor, bir ritim tutturuyor ve o ritmi kendine ev belliyor. Şiirlerini geçmişin gölgesinde rutin halinde babasının mezarı başında okumaya devam ediyor. Yaşamak nasıl ağır aksak güzelse bu metinler de benim için bütün ağırlığına rağmen güzel ve çarpıcı. Geçmişin ve şimdinin gölgesinde kaldığımız sürece neler olacağını ya da olabileceğini görmüş oluyor insan ve daha çok tutunuyor ihmal ettiklerine ve ihmalin bütün dillerde ve kültürlerde aynı anlama geldiğini göstermiş oluyor bize. Bir yerden sonra bildiği kelimeleri bir yere bırakıp yeni kelimeler üretmeye başlıyor. Kelimeleri parçalara ayırıyor, tıpkı ailesine ait korku dolu anların evcilleştirilmiş, ehlileştirilmiş ve ilk başta günlük ev hayatında ortaya çıkan, sonrasında neredeyse bir gecede babanızın oğlu olmak yerine, birinin babası olduğunuz ailenin temeline kadar inen korkuyla dolu anların parçalandığı gibi. Evet, bu korku, zamanla babanızın değil sizin pantolon giydiğiniz, ayakkabı bağlamayı öğrettiğiniz ailenize sıçrayabilir. Çok geç yazılmış şiirler, kirli havada bir otoban kenarında nefes nefese bir rüzgâr gibi sarabilir etrafımızı. Kaderin nasıl tecelli ettiğini ararken kaybolmamanız dileğiyle.

Baba bu olumlu geç kalınmış hayatın ve sevginin ritmini kabullenmeye hazır vaziyette. El uzatıyor. Ve ben o eli tutmaya hazırım. İyi okumalar.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Leonardo Da Vinci'nin Gizemi • Belgese..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Serkan Parlak

25 Aralık 2024

Gönül Ocak: "Öykülerin yazan kişide sa..

Öykülerim, bireyin iç dünyasıyla evrensel sorunlar arasındaki bağlantıyı keşfetmeyi amaçlıyor.Gönül Ocak ile Metinlerarası Kitap tarafından yayımlanan ilk öykü kitabı Dünün Geleceği Yok hakkında konuştuk.Serkan..

Devamı..

Mağriplinin Son İç Çekişi

Erhan Sunar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024