Aydınlanmaya Giden Yol: Yürüyüş Yazarları Nasıl Esinlendiriyor
16 Mayıs 2018 Edebiyat Kültür Sanat

Aydınlanmaya Giden Yol: Yürüyüş Yazarları Nasıl Esinlendiriyor


Twitter'da Paylaş
0

Bir Rousseau veya bir William Wordsworth için doğada yürümek, doğayla ilgili değildi ne de olsa. Bu yürüyüşler sayesinde kendi iç dünyalarına adım atıyorlardı aslında.
Billy Mills Rosroe’daki rıhtımın yanında, yolun sonunda, Killary Limanı’nın ağzında, Connemara’nın sınırında, çok sıradan görünen bir ev var. Bu evi en son gördüğümde kapısında artık bir gençlik hosteli olmadığına dair bir yazı asılıydı. Oysa 40 yıl önce aynı yaz Connemara’nın tamamını yürüdükten sonra keşfettiğim bu hostel, nasıl da güzel görünmüştü gözüme. Pansiyona dönüşmeden önce burası şair Richard Murphy’nin eviydi, öncesindeyse filozof Ludwig Wittgenstein’ın. Wittgenstein, kendi kendine “yalnızca karanlıkta net düşünebildiğini” ve Rosroe’da Avrupa’nın “son karanlık havuzunu bulduğunu” söylediği için burada uzun süre kalmıştı. Bugünlerde, yakınlara yapılmış olan yeni hostel, eskisinin yerini alarak benim yıllar önce yürüdüğüm rotanın aynısını kapsayan 16. Connemara yürüyüş maratonunun başlangıç noktası olacak. Tesadüfen gerçekleşen bir olaylar zinciri sayesinde bir süredir bu ev hakkında çok düşünüyorum. Bunlardan ilki, besteci David Bremner ile bu yıl Dublin’de yapılacak olan Béal Festivali için yaptığımız çalışmalardan sonuncusunun tamamlanması oldu. “Loop Walks” isimli bu koro eseri, Connemara’daki yürüyüşleri akla getirecek şekilde bestelendi. İkincisi, Murphy’nin 2002’de kaleme aldığı “The Kick” isimli anı kitabını okumamdı. Üçüncüsüyse ilk ikisi bittikten birkaç gün sonra Merlin Coverley’nin “The Art of Wandering” kitabının elime geçmesiydi. Şu anda yaşadığım ev yerine on yıl önce yaşadığım eve gönderilmiş olan bu kitap, uygundur ki elime profesyonel bir gezgin aracılığıyla, yani postacımız aracılığıyla geçti.
Yürür-yazarlar, romantik bireyciler olarak tanımlanabilir.
Coverley, ilginç bir şekilde yürüyüşün ve yazı yazmanın tek bir faaliyet olduğunu iddia ediyor. Bu fikri desteklemek için, kısa bir süre göçebe yazarlardan bahsettikten sonra çeşitli yürür-yazarları inceliyor. Jean-Jacques Rousseau’dan tutun da, günümüz psikocoğrafyacılarından Iain Sinclair’e uzanan, John Clare, William Blake, İngiliz ve Amerikan romantik şairler, Parisli aylaklar, Rudolf Hess ve Durumcu Enternasyonel’lerden oluşan bir grup insana değiniyor. Yürür-yazarlar, romantik bireyciler olarak tanımlanabilir. Bir Rousseau veya bir William Wordsworth için doğada yürümek, doğayla ilgili değildi ne de olsa. Bu yürüyüşler sayesinde kendi iç dünyalarına adım atıyorlardı aslında. Rousseau’nun doğduğu şehre sırtını döndüğü günden itibaren, bu gezgin yazar-düşünürler dışlanmış bir bireyselliğe ulaşmaya kararlıydı. Coverley’nin yürürleri ise topluma yabancılaşmakta uzmanlaşmış kişiler, yani öngörülü seyyah hayalperestler. Connemara ise, değişik bir gezgin yazar türü yetiştirmiş gibi görünüyor. Yürüyüşünün ortasında durup bastonuyla çamura semboller çizmesiyle tanınan Wittgenstein, onu Tractatus’un soyutlanmış acımasızlığından uzaklaştırıp, ölümünden sonra tanınacak olan felsefi araştırmalarının simgesi haline gelen günlük konuşma mantığına götürecek bir yürüyüşe çıkmıştı. Murphy’nin Rosroe’da ve daha uzun süre evi olmuş olan Cleggan’da yaptığı yürüyüşler, gizemli bir sona ulaşmaktansa marketlere ya da komşularına yaptığı ziyaretlerle sonuçlanırdı genelde. Cleggan bir liman olduğu ve şairler bile henüz suda yürüme yeteneğini geliştiremediği için, Murphy de yelken yapmakla yetinirdi. Hatta Galway’in geleneksel balıkçı gemisini kurtarmak için herkesten daha çok uğraşıp, teknelerini ekonomisi çökmüş bu kasabaya ziyaretçi ve para çekmek için kullandı. Kısacası gezintilerini, halkın bütünlüğüne katkıda bulunmak için yapardı. Sıradan olana ve içinde bulundukları halka duydukları ilgi sayesinde, filozof da şair de kendilerinden önce benzer bir sebep uğruna aynı yerleri gezmiş olan bir İngiliz edebiyatı yazarının adımlarını takip ediyordu aslında. 1905 yazında JM Synge, Jack Yeats eşliğinde Connemara’yı hem yürüyerek, hem atlı arabalarla, hem de balıkçı tekneleriyle gezmişti. Manchester Guardian gazetesinin verdiği bir görev için gelmişlerdi Connemara’ya; gazete için on iki makale yazmış ve 1911’de Yeats tarafından resmedilen bir kitap basmışlardı. Ancak Synge ve Yeats, yalnızca Guardian okuyucularını eğlendirmek için çıkmamıştı bu arayışa. Synge, halkı mahveden fakirliğin sebebini anlayabilmek için gelmişti batıya. Gazete, Synge’in tasvirlerini bağış toplayıp halkın durumuna yardımcı olabilmek için kullandı. Connemara’da halkla bütünleşebilmek için gezme modasının hedefi, sonunda bu küçük toplumu kendi içinde köklü bir dünya olarak görebilmekti.
Bu yürüyüşe katılanların çoğunun, güzergah ile ilgili öğrendiklerinin büyük bir kısmını Robinson’un kitaplarından öğrendiğini ve ellerinde referans olarak onun haritasını taşıdıklarını hayal ediyorum ister istemez.
Synge’in gerçek varisi, şüphesiz Connemara’nın açıklarındaki Aran Adaları’nın seyyar tarihçisi, haritacı Tim Robinson. Buralardaki gezintilerini anlatan beş cildin en başında Robinson, ritminin ana biriminin “iyi adım” kavramı olduğunu söyler. Bu, yürümenin bizi içine kattığı insani, doğal, maddi ve manevi her ekolojiye duyarlı olacak şekilde, bir ayağını ötekinin önüne daha yumuşak bir şekilde atma fikridir. Tıpkı bu bölgeye ait İngiliz ve İrlandalı başka yazarların da etkileri gibi Synge, Murphy ve Wittgenstein’ı andıran öğeler de (Connemara üçlemesinin ikinci cildinin ismi Son Karanlık Havuzu’dur), Robinson’un Ezra Pound tarzıyla yazdığı eserlerinde bulunabilir. Dil, yazarın iyileştirmek istediği ekolojilerden biridir. Bu yürüyüşe katılanların çoğunun, güzergah ile ilgili öğrendiklerinin büyük bir kısmını Robinson’un kitaplarından öğrendiğini ve ellerinde referans olarak onun haritasını taşıdıklarını hayal ediyorum ister istemez. Connemara’yı bir vizyon arayışında olanlardansa keskin görüşlü yazar-gezerlere daha uygun yapan şey belki bataklıklı, taşlı, sulu toprağının kestirilemez doğası, belki de yürüyenlerinin etrafını çevreleyen ufacık rotasıdır. Sebebi ne olursa olsun, bence Coverley’nin sayfalarını dolduran şamanımsı insanları tamamlayan değişik nedenler hepsi. Bir grup gezgin yazar ruhsal bir amaca ulaşabilmek için yürürken, öteki grup ise yolun kendisine hizmet etmek için yürüyordu. Hem birer okuyucu, hem de birer insan olarak bence bu iki çeşit yazara da sahip olduğumuz için çok şanslıyız. Yukarıdaki resim: William Wordsworth

Çeviren: Zeynep Kazmaz

(Guardian)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR