Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

10 Nisan 2021

Öykü

Aydınlığa Kavuşmak

Erdi Haruni

Paylaş

8

1


Bir yürüyüşteyim. Uzun ve karanlık bir yürüyüşteyim. Boynum bükük bir şekilde hedef ‘aydınlığa doğru’ diye içimden konuşuyorum. Daha doğrusu hissediyorum. Karanlık bir boşluğun içindeyim, beni içine çeken bir güçte bir boşluk. Bir dala tutunmak istiyorum ama etrafımda bir dal göremiyorum. Daha doğrusu hissedemiyorum. Bir insan, bir bülbül şakırdaması duymak istiyorum ama duyamıyorum. Daha doğrusu hissedemiyorum. Birinin beni dinlemesini, sadece ama sadece birinin beni dinlemesini istiyorum. Ama etrafımda beni dinleyebilecek kimse yok. Doğanın varlığını, kutsallığını, yüceliğini ve bir o kadar da güzelliğini görmek istiyorum. Ama etrafımda ne yeşillik ne doğa var, sadece karanlık. Rüzgârın beni her yerimden okşamasını ve sevgisini bekliyorum. Ama yine o hissiyata kavuşamıyorum. Hâlâ o boşluk beni dibine çekiyor veya bana öyle bir hissiyat veriyordu. Ya da düşüyordum ama nereye bilmiyorum bunun bir sonu olur mu? Çimenlerin üzerine yatıp çocuk gibi bulutların hangi şekle benzediğini saymak istiyorum. Ama yine etrafımda ne bir çimen ne bir bulut vardı, yine karanlık. Sadece bir yudum su içmek istiyorum. Ama boğazımdan geçmiyor o su. Elimde bir espresso ile kitap okumak istiyorum. Ama ne okuyabiliyorum ne içebiliyorum. Her ne kadar ihtiyaçlarımı saysam da neden burada olduğumu hiç düşünemedim. Belki de düşünmeli miyim? Bilmiyorum ama etrafa bakarsak ne düşünebileceğimi aklım almıyor. Neredeyim, nasıl buraya geldim, neden ben gibi aklımda birçok sorular geçiyordu. Aklımdan geçen her soru cevaplanamayan sorular oluyor. Rüyada mıydım acaba? Rüyalar kapkaranlık bir yerde gerçekleşebilir mi ki? Eğer bu bir rüya olsaydı bunu ben mi istemiş olurdum? O zaman bu rüyayı ben istemiş olsaydım kâbuslarımı da ben istemiş olmaz mıydım? Bu sorular fazlasıyla başımı ağrıtırıyordu. Şu acayip sorularla bir viski ile onlara baş kaldırabilirdim ama o da yok işte. Bu gidişle aklımı kaçıracağım ne bu kâbus ne bu şiddetli ağrılar. Kendimi kaybediyordum, artık birkaç dakika önceki halimle şimdiki halimi hiçbiriniz bir tutamaz. Gözlerim kapanıp duruyor, bilincimi yavaş yavaş kaybediyordum. Ama buna izin veremezdim, sadece bir ışık istiyorum. Sadece yaşadığıma dair bir belirti istiyorum. Çok mu şey istiyorum, bilmiyorum ama artık bilincim kapanmak üzere. En azından ben böyle his-s-e-d-e-b-i-l-i-yordum. İçim geçmiş, önceden de belli oluyordu. Saat kaç? Ortam karanlık ve sessizdi, sadece istediğim aydınlığa kavuşmak. Ben neden buradayım, neden ben? Neresi boyutlar arası yolculuk mu? Çığlık atmaya başlamıştım, aklımı yitiriyordum. İşkenceden farksızdı. Ama sessiz ve haince bir işkenceydi bu. Güneşin sıcaklığına, ışığına muhtacım. Bir yudum suya muhtacım. Sizlere yalvarıyorum, aydınlığa kavuşturun, hatta hayatta olduğumun bir kanıtını gösterin bana. Yeter ki! Her kimse beni dinlemiyor, umursamıyordu. Aklımdan kime neler yaptıklarım geldi. Düşünüyorum ama yok öyle biri ya da ben görmezden geliyorum. Sorunumuz bence yaşamak değil yaşıyorken yaşamıyor gibi davranmak. Ben hangi durumda olduğum bilmiyorum ya da göremiyorum. Zamanı bilmeden söylüyorum, insanlık yaşamayı hak etmeyen bir varlık insanlık ancak kendini burada evinde hissediyor, karanlık bir ortamda. Kıyamet kopsa bile beni korkutamaz kimse, zaten yaşadığım yerde kıyamet kopmuş, sonsuzluğun yeriydi o belliydi. Bazen düşünüyorum bazı insanlar neden karanlığı sever diye. Sanırım anlamaya başlıyordum. Olayımız zihin! Zihnimiz bizim karakterlerimizi seçici geçirgen bir özellikle belirler. Bazılarımız kendi kendine tam iken ben ise kendimi tam hissedemiyorum veya hissetmeyi bilmiyorum. Aydınlığa kavuşursam yapmak istediğim ilk kendime emir olarak zihnimde karanlıkta kendimle yüzleşmek olurdu. Çünkü anlamıştım ki insanın kendisiyle yüzleşmeye muhtaç. Hiçbir varlığın olmadığı yerlerde yüzleşmeliydi. Kendine hep şunu sor: Ben neden böyleyim?

Anlayacağınız, önce kendi kendimizi yemeliyiz başkasının tabağında kimsenin gözü olmasın. Yoksa işkenceyle buraya götürülürsünüz. Size söyleyeyim, hayatımda bu kadar ağır bir özgürlük işkencesi görmedim. Birilerine özgürlük kısıtlaması verilse bu olsa gerek. Gerçekten deşarj olduğumu hissediyordum. Ama tam dolamadım çünkü kendime tek bir soru soramadım: Ben kimim?

Ben kimim? Ben yağmacı bir pisliğim. Evet, ben buyum işte. Kendimi ne kadar aşağılasam o kadar aşağılayasım geliyor. Evet derin bir çukur kazdığımı hissedebiliyorum. İnsanlara söyleyemediklerimi kendime söyleyebiliyordum. Yüzüne söyleyemediklerime kendime söyleyebiliyordum. İşte yaşasın özgürlük! Aydınlığa kavuşmayı istiyordum ama bir o kadar da karanlıktan ayrılmak istemiyordum. Aradan uzun bir süre geçmişti. Alışmıştım artık buraya ama bir yudum suya hâlâ muhtacım. Aniden yüzüme bir ışık belirmişti. Giderek somutlaşan bir ışık artık bir sinema perdesine dönüşmüştü. Perdenin açılmasını usulca bekledim bir seyirci gibi, zaten öyleydim.

Sabrıma yenik düşüp perdeyi tam dokunacakken açılıverdi. Bir ceylan vardı, yüzüme bakıyordu. Tam gözümün içime bakıyordu. Bana bir şey dermişçesine yüzüme bakıyordu, ardından kükreyip tekrar yüzüme baktı ve gitti. Yine etraf karanlığa bürünmüştü. Perdenin yok olmasından sonra düştüğüm yönde bir ışık belirivermişti. Aydınlığa kavuşuyorum diye seviniyordum.

“Beyefendi, iyi misiniz?”

“Beyefendi duyabiliyor musunuz?”

Etrafımda bir koyun sürüsü kadar insan toplanmıştı. Karanlıktan eser kalmamıştı, aydınlığa kavuşmuştum artık.

“Ne oldu bana?” Şaşkınca ve bilmişçesine sordum.

Bir atlet bir fiziğe sahip olan bir bayan hemen atıldı.

“Yürüyüş yapıyordunuz, aniden bayıldınız beyefendi,” dedi.

“Bayıldım mı? Ne kadar oldu?”

“Yaklaşık, yedi sekiz dakika olmuştu.”

Yedi sekiz dakikadır ben karanlık bir boşluğun içinde miydim? Bu olamazdı bunu gerçekten yaşamış olamazdım. Neyse ki aydınlığa kavuşmuştum. Her türlü riski alabilecek gözdeydim. Aniden kalkıp kadını öpüp durmadan koşuyordum. Söylediğim tek şey: Hey millet, aydınlığa kavuştum.

YORUMLAR

Ferit Sürmeli

kişinin içindeki kişi anlatımı, iç monolog ya da. teşeklürler Erdi Haruni

10 Nisan 2021

Öne Çıkanlar

Pahalıya Al Ucuza Sat: Alejandro Jodor..Elianna Kan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Cevher Özcanlı

23 Şubat 2025

Saime Yadigâr: “Öykü tanrı misafiri ol..

Cevher Özcanlı: Saime Hanım, uzun yıllar boyunca resim sanatıyla uğraştınız. Birçok kişisel ve karma sergi, resim öğretmenliği derken ilk kitabınız yayımlandı. Resmin o büyüleyici dünyasından, yazınsal kurgunun b..

Devamı..

Çiğdem Sezer: "Hayat, düz bir çizgide ..

Ayşe Yazar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024