1984 Nasıl Yazıldı: Avrupa’daki Son Adam ve George Orwell
13 Haziran 2019 Edebiyat İnsan Roman

1984 Nasıl Yazıldı: Avrupa’daki Son Adam ve George Orwell


Twitter'da Paylaş
0

Bütün dünyayı etkileyen George Orwell, ateş ve öksürükler arasında, hastalığını göz ardı edip –daha sonra adı 1984 olacak olan– The Last Man in Europe'un (Avrupa’daki Son Adam) taslağını tamamlar.

George Orwell’ın Amerikalı yayıncısı 1984 isminin, yazarın acımasız ve totaliter süpergüçlerin yönettiği bir dünyanın çok da uzak bir gelecekte olmadığını öngörüp basitçe kitabın yazıldığı yılın son iki hanesinin yerlerinin değiştirilmesiyle oluştuğunu söyledi.

Bu açıklama uygun fakat hiçbir zaman Orwell tarafından onaylanmadı. Winston Smith’in isyan edip başta Büyük Birader olmak üzere, düşünce suçu kabusuna, iki artı ikinin beş etmesine ve 101 No’lu odaya karşı çıkması üzerinden tam 70 yıl geçti (kitap 8 Haziran 1949’da yayımlandı).

Orwell –gerçek adı Eric Arthur Blair– Sovyetler Birliği’nin “peri masalı” alegorisi olan Hayvan Çiftliği’nin başarısıyla son zamanlarında edindiği şöhrete rağmen, 20. yüzyılı tanımlayan romanlardan birine başladığında oldukça dertli bir figürdü.

Kasvetli, sağlık açısından çelimsiz, ve rahim ameliyatından sonra oluşan komplikasyonlar sonucu Mart 1945’te aniden ölen eşi Eileen O’Shaughnessy’nin kaybından ötürü yaslı Orwell’a, arkadaşı ve Boğulmamak İçin kitabının editörü David Astor, İskoçya’daki Jura Adası’nda kalmasını ve her şeyden biraz uzaklaşmasını önerdi.

Astor, oradaki toprak sahibi, Robin Fletcher’ı tanıyordu; Fletcher da çiftlik evi Barnhill için kiracı arıyordu. Orwell, birkaç parça eşyasını alıp, kız kardeşi Avril ve genç yazar Paul Pott ile Mayıs 1946’da Barndhill’e doğru yola çıktı ve evlat edindiği oğlu Richard’ı dadısı Susan Watson’la Islington’daki evinde bıraktı.

Barnhill’in, adanın kuzey ucunda bulunan dört yataklı bir kır evi olduğu ortaya çıktı. Ne elektrik, ne de umumi bir telefon ya da postane yoktu ve en yakın hastane Glasgow'daydı. Orwell’in dünyayla tek bağlantısı onun pilli radyosuydu. Jura –bugün hâlâ viskisiyle ünlü– sadece 300 kişilik bir nüfusa sahipti ama karmaşık güzelliği Orwell için uygun bir ortam değişikliği olmuştu.

Başta 1946­-1947 yıllarındaki çetin kıştan kaçmak için Londra’ya gitmek zorunda kalsa da, Orwell bu sefer küçük oğluyla birlikte adaya geri döndü, bahçe bakımıyla, tavşan, balık, ıstakoz avlamayla uğraştı. Kendisini iyi hissetiğinde, gününün çoğunu Barnhill’deki oturma odasında ismini Avrupa’daki Son Adam olarak belirlediği romanı üzerine çalışarak geçiriyor, aksi halde başucunda bir paket sigara ve beklemekten soğumuş kahvesiyle, yataktan çıkmayarak yazıyordu. 

Orwell, İspanya İç Savaşı'ndan bu yana diktatörlük, güç kullanımı ve kitlesel manipülasyonun olanakları gibi diktatörlük temaları üzerinde düşünüyordu, ancak fikirlerinin 1944 yılındaki Tahran Konferansı’nda, Nazi Almanyası yenilecek beklentisiyle Joseph Stalin, Winston Churchill ve Franklin D. Roosevelt’in dünyayı böldüklerini görünce netleştiğini belirtti. 

Winston Smith’in durumu üzerine kafa yorarken, büyük bir tehlike atlattı. Ağustos 1947’de bir yaz günü Jura’nın kıyısında botla dolaşırken, kötü şöhretli Corryvreckan anaforunun mahvettiği yolda takılınca, o ve arkadaşları neredeyse boğuluyordu. Orwell, buz gibi suya düşse de yüzmeyi başardı ancak zaten zayıf olan ciğerlerine son bir darbe olan şoktan kaçamadı. Sevdiklerini dehşete düşüren endişe verici öksürüklerini, 7 Kasım’da adı 1984’e dönüşen romanının ilk taslağını tamamlayıp, sonrasında yatağa düşene kadar etrafından sakladı ve onlardan yardım istemeye kaçındı.

george orwellNoel’den kısa bir süre önce Orwell, Doğu Kilbride’daki Hairmyres Hastanesi’ne yatmaya sonunda razı oldu. Akciğerlerinin üst kısımlarında kronik fibrotik tüberküloz olduğu teşhis edildi. Bir sonraki ağustosa kadar çalışmak için Jura’ya dönmeden önce, Temmuz 1948’e kadar hastanede tedavi gördü.

Düzeltmelerle birlikte eserin orijinal halinin “çılgın bir karmaşası”nı oluşturan Orwell, haftanın her günü, günde yaklaşık dört bin kelimeyi titizlikle tekrardan yazdı. Biyografi yazarı Dorian Lynskey’ye göre, kanlı öksürüklerden ve ateşten muzdarip yazar için bu süreç şüphesiz zamanının çoğunu alan çok yorucu bir dönemdi.

Orwell’ın yatağa geçmeden evvel bir bardak şarap içtiği ve tamamen tükenmiş olduğu o Aralık’ta roman tamamlandı. Ocak 1949’un başlarında Jura’dan son kez ayrılıp Cranham, Gloucestershire’daki bir senatoryuma yattı, aslında bunu daha önce yapması gerekirdi.

“Ben hariç buradaki her şey canlanıyor,” diye yazmış Astor’a. Oğlundan bir kez daha ayrı düşmek zorunda kaldı, bu sefer oğlunu da hasta etmekten korkuyordu.

George Orwell ve oğlu Richard Blair

O yaz, 1984 büyük bir övgü ve beğeniyle karşılandı fakat bir sonraki Ocak ayında, kitaptaki Julia karakteri için ona ilham olan Sonia Brownell’le evlenemeden, Orwell hasta yatağında vefat etti. Astor her zaman sağ koluydu. Eric Arthur Blair, daha 46 yaşında Sutton Courtenay, Oxfordshire’deki All Saints’ mezarlığında son yolculuğuna uğurlandı.

Elbette romanı, günümüzde siyasi ve sosyal söylemimizin bir parçası olarak yaşamaya devam ediyor; özellikle 21. yüzyılın “gerçek sonrası”nda, Donald Trump’ın ABD başkanı seçilmesiyle yepyeni bir boyut kazandı. Richard Blair, 2017’de Guardian’a, “Bana kalırsa babam Donald Trump babamı ironik olarak baya eğlendirirdi,” diyor ve ekliyor. “İşte tam da yıllar öncesinde yazdığım gibi bir adam, diye düşünürdü.”

(The Independent)

Çeviren: M. Gizem Erkol
 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR