Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Kasım 2024

Öykü

Bir Yaz Mevsimi Narin

Okay Taşlı

Paylaş

3

0


Haziran, temmuz, ağustos koca bir yaz geçti işte. Öylece akıp gitti. Bir aydınlık, bir sıcaklık, bir umut derseniz ararsınız. Evlerde oturmak çok güçtü bu mevsimde. Güneşin kızgınlığı, serin, sulak yerlere dağıttı hepimizi. En serin yerlerde soluk almak istedik. Denize sofralar, çadırlar kurduk. Kumsal sıcaktan kavrulurken oturacak yer dahi bulunmazdı. Denize giren, çıkan ve serinleyenlerin sayısı kumsalda güneşlenenlerden daha çoktu. Sabah güneşi kendisini göstermeden kalktım. Sahilde yürüyüş yaparken kumsalda kuşların sürü halinde gagalarıyla toprağı sürer gibi eşelemelerini izledim. İnsanların en yoğun olduğu saatlerden kalma, sahile getirdikleri yiyecekleri öylece bırakıp gittikleri çöpleri tiftikliyorlardı. Karnı doyan kuşların havalanarak kanat çırpışları sabah sessizliğinde bir melodiye dönüşüyordu. Yaz sıcağında rızkını denizden değil kumsaldan çıkarıyordu kuşlar.
Etrafı saran kokuya yönelirken sıra sıra çöp kutularının ağızlarından fışkıran çöplerin, çevreye dağılmış saçılmış her gün bu saçılmışlıkla baş etmeye çalışan temizlik işçilerinin yüzlerindeki bıkkınlığı çok iyi anlayabiliyordum. Yaz sıcağı değildi sadece bıkkınlık veren. Bu yaz ülkemizde nice bıkkınlıklar, nice direnişler, ölümler yaşandı. Fernas Madencilik işçilerin direnişi. Cengiz holdingin Artvin bölgesinde her zaman ki gibi doğayı katlediyor olması. Tüm olanların sıcaklığı yetmezmiş gibi, Diyarbakır’ın bir köyünde Narin adında sekiz yaşındaki bir kız çocuğu Kur’an Kursu’ndan çıktıktan sonra uzun süre haber alınamadı. Uzun aramalar, soruşturmalar sonucunda Narin’in cansız bedeni nehir kenarında çuval içinde bulundu. Narin’in ölümünde karanlık bir sır perdesi vardı. Köyde herkes planlı bir şekilde olayın iç yüzünü saklıyordu.
Nasıl bir yaz sıcağıdır böyle içimizi dağlayan. Dün akşam saatlerinde yirmi iki kişinin gözaltına alındığı söylendi. Diyarbakır'da sıcaklık yükselirken kendi kendime, ülkemde başat olan eksikliğin, “Cumhuriyet aydınlanmasının tamamlanamayan atılımlarının acısını çektiğini,” düşündüm. Gerici yapılanmanın bizi vahşice istismar ettiğine inanıyordum. İlk değildi bu son olması için ne yapılması gerekiyorsa yapılmalıydı. Yürümeye devam ederken telefonuma haberler düşüyordu. Uzmanlar son yılların en sıcak yazını geçirdiğimizi, bunun küresel ısınmanın sonuçları olduğunu vurguluyorlardı. Denizlerin iki derece daha ısındığını, gelecek yazın daha sıcak geçeceğine anlatıyordu. Yavaşlamış olan adımlarım hızlanırken anlımdan ter vakitsizce akıyordu. Olup bitene irkiliyordum. Diyarbakır’a en son askerlik dönüşü gitmiştim, yaşayan halkıyla, şehrin güzelliyle bambaşka bir şehirdi Diyarbakır.
Kendisini göstermeyen güneş tepemde bitivermişti. Ağacın gölgesinde durdum, gövdesine yaslandım. Olanlara duygulanmaya zaman yoktu. Picacso’nun Guernica’sı gibi allak bullak bir ülke. Bir aydınlık, bir umut dersiniz ararsınız. Uzun bir süredir bataklığın içinde saplanmışız. Debeleniyoruz sıcaklarda. Sakınmadan nice söylemek istediklerim var elbette ama sokak röportajında konuşan Dilruba geçti aklımdan, ona haksız yere yapılanlar. Soğuğa meydan okurcasınaydı Dilruba’nın sözleri. Durdum. “Bu yaştan sonra mahpusa düşersem ben sağ çıkamam,” dedim.
Evet bu yaz memleket çok sıcaktı.
Uzmanlar son yılın en sıcaklarını küresel ısınmadan kaynaklandığı boşuna söylemediler. Gölgede nefeslenirken telefonuma gelen son dakika haberiyle irkildim. Narin’nin ailesinden bir açıklama gelmişti. Merakla tıkladım haberi. “Narin’nin ölümünde sorumlular dış güçler, küresel güçler öldürmüştür Narin'i” gölgede bir asi rüzgâr esti aniden. Gölgeme acı bir gülümseme bıraktım, kendi gölgemi ayağımla ezdim. 
Uzmanın sözleri aklıma geldi. Küresel ısınma ülkeyi çepeçevre sarmış. Ezdiğim gölgemden uzaklaşmak istedim hemen telefonumu kapatmak evin yolunu tutmak istedim. 
Telefonuma tam kapatmak üzereyken can kardeşim Serhat aradı. Açıp açmamak arası gittim geldim. Dayanamadım açtım. Merhaba bile demeden; “Yarın yazar Yavuz Ekinci, 2014’te yazdığı “ Rüyası Bölünenler” romanı nedeniyle hakim karşısına çıkacak “ dedi. Sana da “Merhaba Serhat” dedim. Yarın saat dokuzda adliye önündeyiz oldu mu? diyerek kapattı telefonu. 
Eve vardığımda büyük beyaz kartona üstünde, “Roman Kahramanları yargılanamaz. Yavuz Ekinci’nin yanındayız" yazılı bir pankart hazırladım.
Evet bu yaz memleket çok sıcaktı. Adliye de.
 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ezgi Polat: "Susarak anlaşabilmek ilet..Semih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Arvanitis

29 Ağustos 2025

Çalışma Ortamında Yaşanan Tükenmişlik ..

Bireylerin zihinsel olarak aşırı yorgun olduğu durumlarda toplumsal planda yaşanan adaletsizlikler kişileri aşırı uçlara sürükleyebiliyor.26 Yaşındaki Ivy League mezunu Luigi Mangione, United Healthcare CEO’su Brian Thompson’ı öldürmek..

Devamı..

Sipariş Yazı

Mehveş Bingöllü

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024