Çekip Çıkaramayarak
23 Mayıs 2019 Öykü

Çekip Çıkaramayarak


Twitter'da Paylaş
1

 

Beynimdeki tümör ve ben, iki kişilik tatsız bir öyküyü yaşıyoruz burada. Annem sabahları erkenden şehre gidiyor. Yan komuşuz eski bir tüccar,; onun Yahudi karısı, annemin iş bulmak için ilk otobüse yetişmeye çalıştığını söylüyor. Ben Yahudi'nin ne anlama geldiğini bilmiyorum. Duyduğum birçok şey gibi, bunun da ne demek olduğunu bilmeden öleceğimi düşünüyorum. Annem bunları zaten kimsenin bilmediğini söylüyor. Babamı annemden daha çok seviyorum ayrıca. Onun bizimle yaşamıyor olması bunun en mühim sebebi gibi geliyor bana; çünkü annemi de yalnızca yanımda olmadığı zamanlarda seviyorum.

Yaşayacağım süreyi göz önünde tutarsak, çoktan yaşlanmış sayılırım. Ve bir yaşlının tecrübeleri geleceğin tasviridir. Bu cümleyi Yahudi'den duymuştum. O, günün çoğu saatini böyle şeyler söylemekle geçirir zaten. Hiçbir zaman anlamayacağım fiyakalı laflar etmekle. Alman ordusundan ve yaşadıkları zulümlerden bahseder, buraya kaçarak geldiklerinden ve örselendiklerinden. Onun bu söylediklerine katılıyorum çünkü onu günün geri kalan saatlerinde hep ağlarken görüyorum ve özellikle örselenmeyen insanların ağlamak denen o rüyayı hiç görmediklerini hissedebiliyorum.

Hava karardıktan sonra annem geliyor. Ne zaman geleceğini bildiğimden olsa gerek, onu hiç beklemiyorum. Fakat her akşam yemeğinden sonra verandada, annemin benim için yerleştirmeye çalıştığı, yere epey yakın bir araba lastiğinin içinde oturarak babamı beklemeye başlıyorum. Onun her zaman geldiğinden eminim, yalnızca hiç bilmediğim zamanlarda gelip hiç bilmediğim zamanlarda evden çıkıyor olmalı. Yine de geldiğini görmek için uyku saatine kadar onu bekliyorum. Bir gün dayanamayıp yalınayak koşarak geleceğini adım gibi biliyorum. O zaman ona, bu lastiği gerçek bir salıncak kadar yükseltmeden beni kucaklayamayacağını söyleceğimi düşünüyorum. Buna o kadar dayanamayacak ki ânında gerçek bir salıncak kuracak bana, bunu da biliyorum. Akşam yemeklerinde bazen annemin misafirlerini ağırlıyoruz, bunların büyük bir kısmı takım elbiseli ve günlük tıraşlı adamlar oluyor. Eşlerinden bahsediyorlar ona, problemli ilişkileri olduğundan falan. Benim de bir kızım arkadaşım var, bahsetmiyorum ondan kimseye. Pek sık görüşüyoruz ama yalnızca geceleri. Pencereleri açık bırakıyorum yatarken, onun gelişini görmesem de pencereden girdiğini tahmin ediyorum. Uyuyor oluyorum o sırada çünkü. Beni o kadar seviyor olmalı ki uyandırmak yerine binbice rüyalarıma sıvışıyor ve sakin adımlarla. Her gece uyumadan önce, biliyorum, usulca o okşuyor elimi. Aslında ne çok şey biliyorum ama yatağa uzandığımda üzerime çöken düşmanca ağırlığın altında, karşımdaki duvara vuran o ürkütücü gölgelere neden hesap vermek istediğimi anlamıyorum. Korkarak bakıyorum onlara. Dalgın bakan ben değilim, gözlerim diyorum ve özür diliyorum kimsesiz bıraktığım aşklarım adına.


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


Eli N. Meacock
sizden tekrar okumayı dilerim
11:23 PM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR