Malala Yusufzay ile Kitaplar Üstüne: “Kitapların gücü de buradan gelir, sizi ulaşamayacağınız yerlere götürür.”

Malala Yusufzay ile Kitaplar Üstüne: “Kitapların gücü de buradan gelir, sizi ulaşamayacağınız yerlere götürür.”


Twitter'da Paylaş
0

Bana hakkında hiçbir şey bilmediğim dünyaları gösteren yazarları seviyorum.

İnsan hakları aktivisti ve Ben, Malala & Eğitim Hakkını Savunduğu İçin Taliban Tarafından Vurulan Kız kitabının yarı yazarı Malala Yusafzay, yirmi yaşında Pakistanlı genç bir kadın. Babasını örnek alan Malala hayatını kızların eğitim hakkını savunmaya adadı. 2011 yılında Pakistan’ın ilk gençlik barış ödülünü kazandı. Ertesi yıl Taliban tarafından vuruldu ve uzun süre tedavi gördü. Mücadelesiyle dünya çapında tanınan ve takdir gören genç kız on yedi yaşındayken Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. Peki Malala’nın kitaplarla arası nasıl?

Okuduğunuzda gerçekten çok etkilendiğiniz kitap neydi?

MY: Paulo Coelho’nun Simyacı kitabı umutlandırıcı ve ilham vericiydi. Kitap, hazine bulmak için yolculuğa çıkan bir çocuğu anlatıyordu. Çocuk, yolculuğunun her aşamasında bir şeyler öğreniyor ve yeni insanlarla tanışıyor. Bu kitaptan kendimize inanmamız ve yolculuğumuza devam etmemiz gerektiğini öğrendim.

Çağdaş yazarlardan kimi seviyorsunuz?

MY: Deborah Ellis ve Khaled Hosseini’yi severek okuyorum. İki yazar da zor şartlarda yaşayan genç karakterlerin hikâyelerini anlatıyor. Bu kitaplarda savaş bölgelerinden bahsediliyor. Ben de bana hakkında hiçbir şey bilmediğim dünyaları gösteren yazarları seviyorum. Fakat tabii bu dünyaların gerçekçi ve ilham verici olması da lazım. Deborah Ellis’le okul kütüphanesinde bulduğum kitabı sayesinde tanıştım. Öğretmenim kütüphaneye gidip seveceğim şeyler bulmam konusunda beni teşvik ediyordu. İngiltere’ye geldiğimde de arkadaşlarımı ne kadar çok özlediğimi fark ettim. Afganistan’la ilgili kitapları okumak bana sanki evime dönmüşüm gibi hissettirdi. Kitapların gücü de buradan gelir, sizi ulaşamayacağınız yerlere götürür.

Şu zamana kadar okuduklarınız arasında en sevdiğiniz yazar kimdi?

MY: Paulo Coelho.

Pakistan’daki kadınların durumunu anlamak isteyen okurlara hangi kitapları önerirsiniz?

MY: Deborah Ellis’in Parvana’s Journey serisi. Bu seri beni o kadar çok etkilemişti ki bir türlü elimden bırakamıyordum. Ellis, savaşın hiçbir zaman bitmediği Afganistan ve Pakistan’da çocuk olma deneyimini çok güzel anlatıyor.

Tüm kızların ve tüm öğrencilerin okumasını istediğiniz bir kitap var mı?

MY: Bence tüm kızlar Deborah Ellis’in The Breadwinner kitabını okumalı. Kitap, ailesi için mücadele eden genç bir kızı anlatıyor. Dünyadaki her kız bazı toplumlarda kadınların nasıl bir muamele gördüğünü bilmeli. Bu genç kız erkeklerden daha düşük görülüyor ama o, böyle düşünmüyor. Kendine inanıyor ve açlıkla, korkuyla, savaşla mücadele edebileceğini biliyor. Onun gibi kızlar hepimiz için ilham kaynağı. Bu kitap da bize dünyanın farklı yerlerindeki cesur ve güçlü kadınları anlatıyor. Tüm öğrenciler de Uçurtma Avcısı’nı okumalı. Bu kitap da insanları yargılamamayı öğretiyor. Sadakat ve arkadaşlığı anlatıyor.

Taliban saldırısından sonraki iyileşme sürecinde size iyi gelen kitaplar var mıydı?

MY: Hastanedeyken ilk okuduğum roman Oz Büyücüsü’ydü. Sürekli baş ağrısı çekiyordum, hiçbir şeye odaklanamıyordum. Fakat bu kitabı çok sevmiştim.

Kütüphanenizde bizi şaşırtacak kitaplar var mı?

MY: Stephan Hawking’in kitabı Zamanın Kısa Tarihi. Swat vadisinde yaşamanın zor olduğu bir dönemde okumuştum. Evrenin başlangıcı, zaman yolculuğu gibi değişik konular hakkında okuyarak savaşı ve terörü düşünmemeye çalışıyordum. Bilimle ilgilenmeyi seviyorum, meraklı bir insanım. Olayların arkasındaki nedenleri merak ederim.

Sizi güldüren son kitap neydi?

MY: Küçük Prens. Çok zekice bir kitap ve başlangıcı çok komik.

Peki ya ağlatan?

MY: Kitap okurken ağlamam.

Sinirlendiren bir kitap var mıydı?

MY: Kendi kitabım. Çok kısa bir zamanda her şeyi halletmeye çalıştık. Uzun saatler çalıştık ama sonunda hepsine değdi.

Çocukluk anılarınızda kitaplara ve okumaya dair bir şeyler var mı?

MY: Okuduğum ilk kitabın adı Meena, Afganistan’daki kadın ve eğitim hakları için mücadele eden genç bir kızla ilgili bir kitaptı. Ayrıca Martin Luther King Jr.’ın çocuklar için yazılmış biyografisini de okumuştum. Aslında çocukken çok kitap okuduğum söylenemez. Ülkemde okula gidip okuma yazma öğrenen insan azdır. Okuduğumuz tek şey de okul kitapları olur. Derslerde genellikle tarih, bilim ve matematik işlenir. Edebiyata pek zaman ayrılmaz. Ayrıca çoğu insanın kitap almaya parası da olmaz. Kitapların çoğu ikinci eldir. Ben şanslıydım çünkü babam eğitime önem veren birisiydi. Swat’tayken toplam 8-9 kitap okumuşumdur. Buna rağmen bana kitap kurdu derlerdi. İngiltere’ye geldiğimde ise yüzlerce kitap okudum. Unutamadığım anlardan biri de Avrupa’nın en geniş kütüphanesi olan Birmingham Kütüphanesi’nin açılışıydı. Hayatımda hiç o kadar çok kitabı yan yana görmemiştim. Hepsi de halka açıktı. Keşke Pakistanlı çocuklar da kitaplara bu kadar kolay ulaşabilse. Birmingham’dekiler çok şanslı.

Pakistan başbakanına bir kitap önerecek olsaydınız bu ne olurdu?

MY: Ona Meena, Heroine of Afghanistan ve Bin Muhteşem Güneş kitaplarını verirdim.

Şu zamana kadar okuduğunuz en güzel kitap neydi?

MY: Simyacı.

En kötüsü?

MY: Kötü olduğunu düşündüğüm bir kitap var ama söylersem saygısızlık olur.

Bitirmeden bıraktığınız son kitap neydi?

MY: Birisi İngilizcemi geliştireyim diye bir kitap vermişti. Hiç beğenmemiştim. Bence bir kitap okuru daha başından sarmalı, yoksa okunmuyor.

Çeviren: Deniz Saldıran

(NY Times)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR