Çığlık Edvard Munch'ün tartışmasız en ünlü motifi. 1890'larda Berlin'de ve Åsgårdstrand'da üzerinde çalıştığı bu motif hakkında dört bilinmeyeni sıraladık.

1. Çığlıkların sayısı birden fazla
Çok daha sonra adını Hayatın Efrizi koyduğu resim serisini Munch aşk, hayat ve ölüm şiiri olarak tanımlıyor.

2. Kendi deneyimini aktarıyor
Çığlık Munch'ün Christiania civarında yer alan Ekebergåsen'de iki arkadaşıyla yaptığı bir gezinti sırasında yaşadıklarını konu alıyor. Munch deneyimi bazı metinlerde şöyle aktarıyor:
"İki arkadaşımla geziyorduk, güneş batıyordu, aniden gök kan kırmızısına bürüdü. Durdum. Yorgun hissediyordum. Köprünün demirliklerine yaslandım. Mavi-siyah fiyortun ve şehrin üzerini adeta ateşler yalıyordu. Kan vardı. Arkadaşlarım devam etti, ben ise kıpırdayamadım. Varoluşsal bir sancıyla titriyordum. Doğanın içinden geçip giden sonsuz bir çığlık hissettim.


3. Çığlık atan figür modern çağa doğru çekiliyor
Köprüdeki yan yana iki figürü yineleyen arka plandaki iki bot nispeten daha sakin geçen 1900-öncesi Avrupa'nın kaybolup gidişini yansıtıyor gibi. Ön planı vahşice kesen çizgisel perspektifin merkezindeki baş figürü modern dünyaya doğru batırması da bu teoriyi destekliyor. Tanrı ölmüş, ama materyalizm konfor sağlamıyor, her şey batıyor ve figür tüm kaygılı benliğiyle kaygılı modern insana dönüşüyor.

4. Çığlık evrensel ve ebedi bir nitelik kazandı
Eserini birkaç farklı şekilde üreten Munch'ün Çığlık'larından ikisinden biri Oslo Ulusal Sanat Galerisi'nde, ötekiyse Munch Müzesi'nde sergileniyor. Karikatür olsun dijital olsun birçok farklı medya ve yöntem kullanılarak yeniden üretilen Çığlık dünyanın en çok tanınan sanat eserlerinden.
Çeviren: Alper Güngör
(Google Arts&Culture)
.jpg&w=3840&q=75)






