Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

27 Temmuz 2024

Kitap

Dağılan Ruhların Romanı

Ali Bulunmaz

Paylaş

0

2


Platonov Can'da, romanla aynı adı taşıyan topraklardaki ahalinin mutluluğa ulaşabilmesi için her birinin, ruhunu ve bedenini kölelikten kurtarması gerektiğini söylüyor.

Andrey Platonov, 1917 Bolşevik Devrimi sonrası Sovyetler Birliği’nde yönetimle ve Komünist Parti’yle ters düşüp eserlerinde rejime kimi zaman örtük kimi zaman açıktan eleştiriler yönelttiği için takibe alınarak baskı altında tutulmuş, hatta dışlanmış bir yazardı. 1920’lerin sonundan itibaren eserleri önce sansürlendi, sonra KGB’nin “edebiyat arşivi”ne gönderildi. 1990’lara kadar da orada tutuldu.

Esas olarak komünizmin felsefesi ile ilgilenen, felsefeyi romanla buluşturan Platonov, buradan hareketle Sovyetler Birliği'ndeki rejimi ahlaki bakımdan ve uygulama yönünden eleştirince Stalin ve öbür yöneticilerin şimşeklerini üzerine çekmişti. Rejimin uygulayıcılarının totalitarizme yöneldiğini; baskı ve şiddet yoluyla halkı önce susturduğunu, ardından körleştirip köleleştirmeye çalıştığını, gerek kitaplarındaki karakterler, olay örgüsü ve metaforlar aracılığıyla gerek yakın çevresindekilerle sohbetleri sırasında ve mektuplarında dile getirmişti. 

Çölleşme-çoraklaşma metaforu

can platonovCan, Platonov'u Sovyet yönetimiyle ters düşüren romanlardan biriydi. Tıpkı Çukur ve Çevengur gibi. Anlatıcı ve başkahraman Çagatayev, çöl imgesi eşliğinde kırgın, yarım ve öfke biriktirdiği çocukluğundan başlayarak bir halkın; çöldeki ahalinin hayatta kalma mücadelesi üzerinden Sovyet ekonomi politikalarını yeriyor. Bu eleştiriye onun ağzından küçük bir örnek: “Sovyet iktidarı hep bütün gereksiz ve unutulmuşları toplar, tıpkı fazladan bir boğazı zül saymayacak, çok çocuklu bir dul kadın gibi.”

Platonov, Can’ı 1934 ve 1935’te Türkmenistan çöllerine gerçekleştirdiği seyahatlerden esinlenerek kaleme alıyor. Mektuplarının bir derlemesi olan Birbirimiz İçin Yaşayacağız’da o çöllerden, oradaki yokluktan ve yaşam mücadelesinden nasıl etkilendiğini anlatıyor.

Kitaptaki Stalin’e övgü ya da sempati cümlelerinin ironik olduğu söylenebilir. Çöldeki var olma savaşı ve satır arasındaki çölleşme-çoraklaşma anlatımı, bahsi geçen cümlelerin ardındaki zekice eleştiriye ulaşmamızı sağlıyor.

Çagatayev'i, başkaldıran ve gözü açık; köle olmayı reddeden bir insan biçiminde okurun önüne getiren yazar, açlığı, sefaleti ve yaşam savaşını kahramanın gözünden bakarak ele alıyor. O, bir elçi âdeta; Platonov ve çoğunluğun bildiğini sağa sola duyuruyor: Çalışan, çölün ortasında hayatını sürdürmeye uğraşan ve Çagatayev'in sosyalizmi yaymak için yollandığı kuş uçmaz kervan geçmez, geçse de kimsenin ruhunun duymadığı bu yerde yaşayanların hayatı asla kendilerine ait değil.

Çagatayev'in deyimiyle onlar “oradan buradan gelen kaçaklar ve yetimlerle sürülmüş, yaşlı, elden ayaktan düşmüş köleler.” Buranın bir de adı var: “Can”; “Can halkı”nın yurdu, Çagatayev'in toprakları... Annesi ve çocukluğunun vatanı... “Ruhları dağılıp gitmiş, yaşayıp yaşamadığını umursamayan” insanların coğrafyası...

Çagatayev için Can halkıyla beraber çölde geçirdiği vakit, ikinci yaşam gibi. Sürekli yol alıyor ama her adımda geldiği yerden uzaklaştığını hissediyor; Moskova'nın hemen her ayrıntısını unutuyor. 

Ölüme mahkûm edilen ya da her nasılsa ölecek diye gözden çıkarılan yurdunun insanlarıyla geçirdiği uzun zaman, hem zihnini aydınlatıyor hem de gözlerinin açılmasını sağlıyor. Dolayısıyla bundan önceki hayatını ağır ağır siliyor.

andrey platonov can çukurda çevergun

Stalin’i ve bürokrasiyi rahatsız eden roman

Çagatayev, Can'da geçirdiği günlerde pek çok gerçekle yüzleşiyor; insanların komünizme karşı duyarsız ve coğrafyaya sömürü düzeninin hâkim olduğunu görüyor. Bu düzen, diğer tüm sömürü pratiklerinde olduğu gibi ruhunu sakatladığı insanı ölüme alıştırmakla başlıyor, örseleniş artarak devam ediyor ve kölenin sağ duyusu deliliğe dönüşene dek sürüyor.

Çagatayev'in Can'da kabullenemediği şey, halkın yetersiz bir yaşam sürmesi. Bu yüzden yapmaya çabaladığı da çok açık: “Mutsuz insanın içinde doğuştan beri gizlenen mutluluğun arzı endam etmesine, kaderin eylemi ve gücü hâline gelmesine yardımcı olmak istiyor.”

Platonov Can'da, romanla aynı adı taşıyan topraklardaki ahalinin mutluluğa ulaşabilmesi için her birinin, ruhunu ve bedenini kölelikten kurtarması gerektiğini söylüyor. İşin özü bu.

Gözü kapalı kabullenmek ne kadar yavan bir yaklaşımsa gözü kapalı eleştirmek, özellikle olumsuz anlamda eleştirmek de aynı oranda yavan. Platonov, bunu birebir yaşamış bir isim. Çukur, Çevengur ve Can, bu peşin hükümlerden payını almış romanlar.

Platonov, diğer kitaplarında olduğu gibi Can’da da Sovyet Rusya’ya dair hakikatleri anlatıyor. Öbür eserleriyle birlikte onun da KGB “edebiyat arşivinde gözetim altında tutulmasının” başlıca nedeni bu. Partiyi ve Stalin başta olmak üzere, yöneticileri ve bürokrasiyi rahatsız eden de aynı durum. Geçen zaman ve yaşananlar, komünizm karşıtı olmayan, onun Sovyet Rusya uygulamasına ve Stalinizme eleştirel yaklaşan Platonov’u doğrulamıştı. Dolayısıyla Can, bu anlamda her zaman dikkatle okunması gereken bir kitap. 

Andrey Platonov, Can, Çeviren: Kadir Yücel, Timaş Yayınları, 208 s.

YORUMLAR

Bülent Öztürk

Bir an Troçki okuyorum sandım...

5 Ağustos 2024

Bülent Öztürk

Bir an Troçki okuyorum sandım...

5 Ağustos 2024

Öne Çıkanlar

Mutsuzlukta da Komşuyuz: Ne Mutsuz Yun..M. Karaosmanoğlu
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

B. T. Yılmaz

19 Mart 2026

Robert Duvall: Sinemada Her Zaman Gerç..

"Sabahları napalm kokusunu seviyorum... Kokusu... zafer gibi.”Böyle diyordu Duvall, Francis Ford Coppola'nın Apocalypse Now  (1979) filmindeki Wagner hayranı, sörf meraklısı ve sadece 11 dakikalık bir oyunculuk gösterisiyle bir sinema ikonu yaratmayı..

Devamı..

Kapitalizm Öldü mü, Yoksa Taht mı Deği..

Uğur Ugan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024