Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Nisan 2021

Öykü

Dere Kenarı

Mehmet Dinç

Paylaş

2

0


Türkünün sesi kendi dünyalarına çekilmelerini sağlıyor. Araba sağa sola dönüşler yapan yolda ilerlerken kadın iki yanı meşe ağaçlarıyla kaplı etrafı seyrediyor. Bir zaman sonra sıkılıyor. Müzik parçasını değiştiriyor. Arabanın güneşliğindeki aynada ince dudaklarına bakıyor. Sağ profilden yüzünü inceliyor. Sonra camı aralıyor. Doğaya saçılan iğde kokularının görünmez dalgalarını içine çekiyor. Kadının hareketlerine kayıtsız kalan adam, tedirgin bir titrekliğin sindiği gözünü yoldan ayırmıyor.

Yol kenarına dizili barakalara vardıklarında duruyorlar. Arabadan inen kadın ortaklaşmanın çekim alanından çıkmayan ağır adımlarla yürürken, adam arka koltukta duran cordura kumaştan haki renkli çantayı omuzuna asıyor. Duvarın bittiği yerde bakışlarıyla aşağıları tarayan kadının yanına varması uzun sürmüyor.   

“Burası,” diyor kadın. Üzeri akçakavaklar, çınarlar, çağla ağaçlarıyla kaplı dereye bitişik duvar örüntüsünü gösteriyor.

Yeşile boy veren yulafların, deve dikenlerinin, ısırgan otlarının, hatmilerin arasından duvar örüntüsüne ulaşıncaya değin koşulsuz bir duyguyla el ele tutuşuyorlar. Kadın, dalları derenin karşı yakasına eğilen çınarların oluşturduğu yüksek tavanlı tünele benzeyen yatakta oyulganarak akan suya bakıyor.

“Burayı seviyorum.”

Adam çantadan çıkardığı kek kutusunu, çay ve kahve termosunu yan yana dizerken setin öbür tarafında durgunmuş izlenimi veren şebnem yeşili suya bakarak kadının hissettiği duyguların ötesine geçmek istiyor.

“Suyun içinden bir peri çıkacak.  Ve her şey güzel olacak.”

Kadın bir şeyler söylemek istese de adamın duygularında bir kıpırdamaya neden olacağına dair endişe duyuyor. Yine de adamın bakışlarıyla ısrar ettiği yöne bakmaktan alamıyor kendini. Diz boyu setten taşan suyun gerçekliğinden öteye geçemiyor.

“Öyle bir şey olmayacak.”

“Neden denemiyoruz.” diyor adam.

“Böyle mutlu değil misin?”

“Böyle de mutluyum. Ama başlarsak kaygılarım bitecek.”

Derenin öte yakasındaki kiraz ağaçlarının arasında hasır şapkalı, yanık tenli, etine dolgun bir adam dolaşıyor. Onları görmüyor ya da görmezden geliyor.

“Ne yapıyor?”

“Kirazlar geç açsın diye gövdelerine kireç sürüyor.”

“Çabuk açmaları daha iyi değil mi?”

“Erken açarlarsa, erken bitmelerinden korkuyordur belki.”

Kiraz ağacının özelliğini öğrenen kadının çiftçiye ilgisi azalıyor. Bakışlarını oradan çekip tekrar dereye sabitliyor. Sonra ayakkabılarını çıkarıyor. Gölgeyle yıkanmış beton zemine serdiği limonküfü renkli şilteye uzanıyor.

“Dinlenmek istiyorum.”

Uyumaya çalışan kadına bakıyor. Yüzüne düşen perçemleri kenara çekse mi? Kaşlarının arasından düz bir çizgiyle inen burnu adamın içini ısıtıyor. Pembemsi pudrayla pürüzsüzleşen alnını öpmek istiyor. Bu kadarı yetecek mi? Emin olamıyor. Derenin uzak tarafından gelen sesleri duyduğunda düşünceleri dağılıyor. Giderek yaklaşan iki ördeği fark ediyor. Geriden gelen fraktal tüylü ördek erkek olmalı. Yetiştiği beyaz ördeğin boynunu yumuşakça gagalıyor. Ördekler suya dalıp uzaklaşıyor. Gözleri kapalı kadın sesleri duyuyor.

“Neydi onlar?”

“İki mutlu canlı,” diyor adam.

Kadın yüzünü dereden yana dönüp uyumaya devam ediyor.

Ördekler gözden yitince, adamın bakışları bahçedeki otlara ilişiyor. Aralarda tek tük beliren papatyalar sevili bir düşünceye kapılmasına neden oluyor.  Kadını orada bırakıp bahçeye dalıyor. Bir uçtan öteki uca geçerek iki elin kavrayacağı hacimde papatya topluyor. Yerden yükselen Pembe Frezyalara takılıyor gözleri. Frezyaları kulak hizasına denk gelecek şekilde yerleştireceği papatyalardan bir taç örmeyi tasarlıyor.   

Dönüp baktığında artık uyumayan kadının onu izlediğini fark ediyor. Bakışlarındaki caydırıcı tavrı kimsenin ulaşamadığı derinliklerinde hissediyor. Taç yapma fikrinden vaz geçiyor. Yine de papatya destesiyle birlikte kadının yanına geliyor. O an aklından yere diz çökmek gibi dramatik bir fikir geçiyor. Bunu yapmıyor.

“Bunları senin için topladım.”

Kadının yüzünde tatminli olduğu kadar telaşlı bir gülümseme beliriyor.

“Teşekkür ederim.”

Papatya demetini ölgün, ruhsuz bir şekilde tutuyor.

“Çay içelim mi?”  diyor adam.

“Kahveyi tercih ederim.”

“İstediğini yap.”

“Yine başladık.”

“Yine başladığım yok. İstediğini yap.”

İçinden gelen hüsran çığlığı, arzu haykırışını bastırıyor. Küskün gözleri doluyor. Orayı terk edip uzaklara gitmeyi düşünüyor. Bu düşünce şekle girmeden dağılıyor. Yüzünü kadına dönüyor. Sol ucu görünen feminen omuzunun pürüzsüzlüğü sahiplenme duygusu yaratıyor.

“Neden denemiyoruz, Nez.”

 “Yanında olmam yetmiyor mu?”

 “Benim için biricik olmanı istiyorum.”

“Senden başka biriyle bu yönlü görüştüğüm yok.”

“Evet şimdilik öyle. Peki sonraki gün, sonraki hafta, sonraki ay,….. Çıldıracağım.”

 “Benim kutsalımsın. Var olduğun müddetçe yanında olacağım.”

“Neden sevgili olmayı denemiyoruz.”

“İçindeki bana, yüklediğin aşırı anlamları karşılayamamak... Belki başka şeyler, bilmiyorum.”

“Peki bir gün benim gitmek isteyeceğimi düşündün mü, Nez?”

“Lütfen, konuyu kapatır mısın.”

Adam, göğsünün ortasından başlayarak boğazına doğru nefes alışlarını zorlaştıran kasılmayı hissediyor. Derenin genişlediği yere doğru kıyıda yürüyen kadını izliyor. Tanımlayamadığı güçlü bir tutku onu kadına doğru itiyor. Yanına varması uzun sürmüyor. Yüzünde hata yaptığını belirten bir kargaşa var.

“Seni üzdüm. Özür dilerim.”

“Beni üzdüğün falan yok.”

Kadının küskün ifadesi yüzüne şefkat havası veriyor.

“O zaman neden denemiyoruz.”

“Bu konuyu burada kapatmazsan kendimi dereye atacağım.”

Adam susması gerektiğini anlıyor. Yaktığı sigaradan sağaltıcı nefesler alıyor. Etrafa bakıyor. Kavakların gölgeleri giderek koyulaşıyor. Güneş, ardında gittikçe kararan bir dünya bırakarak kayboluyor. Yaşam kuytuluklara çekiliyor.

“Bu saatten sonra buralar tekinsiz olur. Bir çatışmanın ortasında kalabiliriz.”

“Gidelim mi?”

“Gidelim.”

Yere serili şilteyi, kek kabını, çay ve kahve termosunu yerleştirdiği çantayı omuzuna asıyor. Yabani otların içinden geçerken özel bir ilgi ya da vıcık bir duyguya kapılmadan kadının elini tutmaya çalışıyor, kadın elinin sıcaklığını vermekte tereddüt etmiyor. 

Motoru çalıştırıyor. Farları yakıyor. Dönüşü alıp yola çıkıyor. CD çalara uzanan kadın, yüzüne bakıyor.  

“İyi misin?”

“İyiyim, iyiyim,” diyor adam.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yazarların yazma uğraşıyla ilgili alış..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şule Kaynar

27 Kasım 2025

Sibel Türker'in Kadın Karakterleri: Gü..

“Elim ateşten korkmuyor,Ülkemin bütün kadınları gibi tırnaklarım kütAteşten sıcak bir tencereyi yanmadan alabilirimKöz basarım yüreğime.Yüreğim nasırlarıyla umudu koruyor,Bir küçük ışıltıyla baharı bekleyenÇekirdek ateşten korkmuyor.”–..

Devamı..

Roman ve Öyküde Karakter Gelişimi

S. G. -. J. Smith

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024