Yazarların yazma uğraşıyla ilgili alışkanlıkları

Yazarların yazma uğraşıyla ilgili alışkanlıkları


Twitter'da Paylaş
0

Haruki Murakami

haruki murakami

İmkânsızın Şarkısı, Sahilde Kafka1Q84 romanları ile ünlü Japonyalı yazar Haruki Murakami'nin günlük rutini biraz katı görünüyor. “Roman yazma psikolojisine girdiğimde sabah 4.00‘te kalkar ve aralıksız altı saat çalışırım. Öğleden sonra 10 km koşar ya da 1500 m yüzer (ya da her ikisini birden yapar), sonrasında da biraz okuma yapıp müzik dinlerim. Akşam 21.00‘de uyurum. Bu rutini tek bir gün bile bozmadan devam ettiririm. Bu tekrarın kendisi asıl önemli şey haline gelir; bir çeşit hipnoz biçimidir. Kendi kendimi böyle hipnoz ederim ki bilincimin daha derinlerine erişebileyim.”

Ray Bradbury

ray bradbury

“Beni daktiloya iten tutkularımdır ve on iki yaşından beri de böyle olmuştur. Bu yüzden uyulması gereken programları, çizelgeleri pek önemsemem. İçimde her zaman yeni bir heyecan oluşur ve beni programlayan da budur. Bu heyecan bana der ki: Hemen daktilo başına otur ve bunu bitirene kadar kalkma. Her yerde çalışabilirim. Küçükken, Los Angeles'taki ufak evimizin yatak odaları ve salonunda kucağımda daktilo ile annem, babam, kardeşlerim ve radyonun gürültüsü eşliğinde yazardım. Daha sonra Fahrenheit 451'i yazarken Kaliforniya Üniversitesi'nin (UCLA) bodrum katında bir daktilo odası bulmuştum. On kuruş atınca otuz dakikalığına kiralayabildiğiniz bir daktiloyu kullanarak yazıyordum.”

Jack Kerouac

jack kerouac

Yolda romanı ile tanınan Beat Kuşağı yazarı Jack Kerouac'ın roman yazarkenki rutini biraz ilginç. Yazar 1968'de ritüellerini ve batıl inançlarını samimi bir şekilde şöyle anlatmış: “Yazmaya başlamadan önce mum yakıp onun ışığında yazmak ve o bitene kadar devam etmek gibi bir alışkanlığım vardı. Tabii bir de başlamadan önce dizlerimin üzerine çöker ve dua ederdim (bu alışkanlığı George Frederic Handel'le ilgili bir filmi izledikten sonra edindim). Ama şimdi yazmaktan nefret ediyorum. Bazı batıl inançlarım var. Dokuz rakamı benim için önemlidir, gerçi benim gibi bir Pisagorcu için yedi rakamı belki daha anlamlı olmalı ama olsun. Mesela dengemi korumak için bir terliğin üzerine kafamı koyar, ellerim üzerinde durarak havaya kalkar ve dokuz kere ayaklarımı yere değdiririm. Bu yogadan bile iyidir. Bu hareketi yaptıktan sonra her şey su gibi akıyormuş, dengedeymiş gibi hissederim. Tanrı'ya enerjimi, akıl sağlığımı koruyup aileme destek olabilmem ve yazmaya devam edebilmem için dua ederim. Evde, yatağın yanıbaşında bir masada geceyarısından şafağa kadar yazmaya çalışırım. Yorulunca bir içki yardımıma koşar. Eviniz yoksa da herhangi bir otel ya da pansiyon odasını yuva haline getirip yazabilirsiniz. Önemli olan şey huzur.”


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR