Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

27 Ekim 2020

Roman

İsmail Güzelsoy’dan Bir “Kıyamet” Romanı

Özlem Karahan

Paylaş

0

0


İsmail Güzelsoy, Kıpırdamıyoruz’da önceki romanlarından farklı olarak “düşünsel” yanı daha ağır basan bir metin sunuyor.

Bundan yirmi yıl önce yayımlanan Seni Seziyorum (Kitab-ı Mukadder) adlı öykü kitabıyla edebiyat sahnesine çıkan İsmail Güzelsoy, Ruh Hastası (2004), Sincap (2005), Rukas (2006), İyi Yolculuklar (2007), Değil Efendi ve Korku Meselleri (2011), Saf (2013), Değmez (2015), Gölge (2016), Hatırla (2018) ve Öksüz Ağaçların Çobanı’nın (2019) ardından, yazarlığının yirminci yılını yepyeni bir romanla taçlandırıyor: Kıpırdamıyoruz.

Kendi kıyametini kovalayan bir gencin öyküsü

Doğan Kitap etiketiyle yayımlanan Kıpırdamıyoruz, kıyamete dört gün kaldığı söylentilerinin tüm dünyayı sardığı günlerde geçen bir hikâyeyi odağına alıyor. Kendini bildi bileli doğumunun annesinin ölümüne sebep olduğu bilgisiyle yaşayan Settar, babası Bekçi Harun’la geçen yalnız ve “garip” çocukluğu boyunca, doğaüstü olarak nitelendirilebilecek bir yetenekle yaşıyor. Bedeni anda donakaldığında bilinci farklı, kendi hayatının seyrini değiştirecek tanıklıklar edindiği yerlerde geziniyor. Bir akşam babası elinde bir fotoğraf makinesiyle eve döndüğünde kahramanımız hayattaki en büyük tutkusunu da buluyor. Melek Perva adını verdiği fotoğraf makinesiyle daha önce hiç kimseyle kurmadığı bir dostluk kuran Settar, insanların fotoğraflarını çekmeye başlıyor ve onları bir fotoğraf karesinde, anda dondurarak bir şekilde onlarla yakınlık kuruyor.

Settar yirmi altı yaşına vardığında, yani 1966’da bir gün birden kıyamet iddiaları tüm şehri sarıyor. Kıyamet alâmetleri de bir bir çıkadursun, bu söylentilere kulak asmayan Settar için kendi kıyameti başlıyor. Kıyamete dört kala, kendisiyle ilgili bildiği her şeyin yalan olduğunu öğrenen kahramanımız, dünya sona ermeden gerçekleri bulmanın peşine düşüyor. Bu yolculukta aşk da yerini alıyor, türlü kovalamacalar ve yalanlar da, yıkılan inançlar ve yepyeni umutlar da…

“Kıyamet kalbimizdedir”

ismail güzelsoyİsmail Güzelsoy, tüm romanlarında gerçeküstü ögeler de kullanarak, yer yer fantastiğe kayan hikâyelerinde derin sorgulamalara giren, dahası okurunu da bu sorgulamalara dahil eden bir yazar. Kıpırdamıyoruz’un merkezine iyilik ve kötülüğü koyan Güzelsoy, tüm hikâye boyunca bu iki kavramı masaya yatırıyor, farklı karakterlerin farklı eylem ve fikirleri üzerinden iyiliği ve kötülüğü birçok açıdan inceliyor, tanımlıyor, eleştiriyor. Sadece karakterler değil, kurgu, atmosfer, dil, üslup, kısacası romanı roman yapan her teknik unsurun bu iki kavramı irdeleme ve sorgulama amacıyla incelikli biçimde kurulduğunu söylemek mümkün.

Sokaklarının duvarlarında, “Kıyamet kalbimizdedir!” yazan bir şehrin kahramanları kendi kıyametlerini yaşarken durmaksızın iyiliği ve kötülüğü yorumluyorlar. “Göreceksin, kötülük kazanacak ve adına entropi diyecekler, ‘insan doğası’ diyecekler, ‘dengeler böyle gerektiriyor’ diyecekler, ‘ekonomik önlemler’ filan bile diyecekler. Kötülük yayılır, iyilik içine çöker,” diyor mesela bir karakter, bir diğeri, “İyilik kimseye zarar vermemek değil, kimsenin zarar görmemesine gayret etmektir,” ya da “Biz kötülüğü seyrettikçe kötülük büyüyecek ve duvarlarımızı saracak,” diyerek türlü tanımlar, bakış açıları ve konumlandırmalarla bu kavramları okurun düşün dünyasının merkezine sokuveriyor.

Teknikten ödün vermeyen bir roman

İsmail Güzelsoy, yazarlığının yirminci yılına denk getirdiği bu romanında güçlü bir işçilik çıkarıyor. Ben anlatıcıyla (Settar) açılan romanda yer alan her karakter yer yer sözü ele alarak romanın anlatıcısı oluveriyor. Bu, romanın yan karakterlerini bile okurun karşısında daha belirgin ve görünür kılan bir durum olarak akıcılığı olumlu etkiliyor.

Dilde sadeliği her eserinde koruyan İsmail Güzelsoy, Kıpırdamıyoruz’da önceki romanlarından farklı olarak “düşünsel” yanı daha ağır basan bir metin sunuyor. Ancak düşünsel ögelerin roman akıcılığını sekteye uğratmaması için incelikle çalıştığını da belirtmek lazım. Öte yandan yazar romanda yine tarihsel bilgiler veriyor, bu kez Osmanlı’nın cellatları ve cellat mezarları öne çıkıyor. Bir de üç metre uzunluğundaki kavak ağacından yapılan sopasını arabası bilip Malatya sokaklarını sabahtan akşama, yaz kış demeden arşınlayarak kentte iz bırakan Mercedes Kadir de romanda okura göz kırpıyor. Güzelsoy bir de romanını Mercedes Kadir’in anısına ithaf ettiğini de belirtelim. Ve bir de yine ağaçların romanda önemli bir yeri olduğunu…

Romanda yer alan en ufak bir an ve olay bile asla amaçsızca yazılmamış. Her olay ya da anlatılıp yarım bırakılan her an, sayfalar ilerledikçe hikâyenin bir yerinde muhakkak bir yere bağlanıyor. Bu noktada Kıpırdamıyoruz, kurgusundaki pürüzsüzlükle de övgüyü hak ediyor.

Peki, kıyamet kopuyor mu?

Dört günde geçen, dünya kıyamete yürürken kendi kıyametini yaşayan bir adamın öyküsünü odağına alan romanın sonunda kıyametin kopup kopmadığı, okurun roman boyunca karşılaşacağı sürprizlerin sadece bir tanesi.

Akıcı, felsefi, fantastik, tutkulu bir hikâyeye güçlü bir romandan dahil olmak isteyen okur, İsmail Güzelsoy imzalı Kıpırdamıyoruz’u es geçmemeli.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Solgun Bir GülŞükrü Erbaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

C. Schwöbel-Patel

29 Eylül 2025

Rosa Luxemburg’un Kızıl Ekolojisi

Luxemburg’un ekoloji hakkındaki yazıları, politik ekonomi alanındaki çalışmalarının aksine, uzun bir süre hak ettiği değeri görmedi.Devrimci, anti-kapitalist ve anti-emperyalist düşünür Rosa Luxemburg’un ismi genellikle kırmızı güllerle ya da sosyalizmi ve işçi harek..

Devamı..

Zülfü Livaneli’yi Neden Okumalıyız?

Mehmet Dinç

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024