Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

12 Mayıs 2022

Kitap

Distopya Meraklıları Bu Kitabı Çok Sevecek: Meryem Gültabak'tan 'Bütün İyiler Öldü'

Özlem Karahan

Paylaş

0

0


Atmosferin yanı sıra Gültabak’ın karakter yaratımı ve üslup kullanımında da incelikli bir iş çıkararak, usta işi bir akıcılık yakaladığını söylemek lazım. İki farklı zamanda geçen çok katmanlı bir hikâyede hiç boşluk bırakmaması, romanın devamlılığını hiçbir bölümde sekteye uğratmaması bu romanı başarılı kılan unsurlar arasında.

Senaryosunu kaleme aldığı Yasak, Gönül İşleri, Bodrum Masalı, Meryem ve daha birçok televizyon dizisiyle televizyon dünyasının 2010’lu yıllarına damga vurmuş bir isim Meryem Gültabak. Ulusal ve uluslararası alanda adından söz ettiren yapımların senaryolarını yazarken bir yandan da edebiyat çalışmalarına devam ediyor.

İlk iki romanıyla dikkatleri çekmişti

2017 yılında yayımladığı ilk romanı Aurora’nın İlk Öpücüğü, ergenliğinin ortasındaki Aurora Hannigan karakteri ve çevresinde yaşananları anlatıyordu. Çoğumuzun hatırlamak dahi istemediği “ergen günlerimizin” cesur bir portresini çizdiği bu romanı, 2019 yılında yayımlanan ikinci kitabı İnsan Boşluktan İbaret takip etmişti.

İnsan Boşluktan İbaret’te yazar drama, polisiye ve gerilim ögelerini bir arada kullanarak üç katmanlı bir hikâye anlatmıştı.

Yeni roman raflarda

Meryem Gültabak üç yıllık sessizliğini yepyeni bir romanla bozdu. İthâki Yayınları etiketiyle okur karşısına çıkan bu yeni eserin ismi Bütün İyiler Öldü.

Gültabak, bu romanında geçmiş ve geleceği kapsayan distopik bir hikâye anlatıyor.

Geçmişte, yani romanın geçtiği günlerden yaklaşık iki yüz elli yıl önce dünyada baş gösteren Büyük Kıtlık nedeniyle insan soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmış. Bu kaosta insanlar hayatta kalabilmek için âdeta yamyamlaşmış. Yani öyle bir kıtlıkmış ki otuz yılda dünyanın o zamanki nüfusunun yarısından fazlası (beş milyon) hayatını kaybetmiş.

Uça Vadisi adlı yerleşimde toplanan ve aralarında siyasetçilerden bilim insanlarına farklı alanlarda başarılı birçok kişinin olduğu bir grup insanın çalışmaları sayesinde Vadi halkı hayatta kalmayı başarmış. Bir yanda bilim insanları, insanlığın yaşayabileceği yeni bir gezegen ararken bir yanda da Uça Vadisi’nde yeni bir dünya düzeninin temelleri atılmış. İkarus adlı uzay gemisiyle milyonlarca insan, bulunan yeni gezegene götürülmüş. Dünya’da kalanlar ise yepyeni bir düzende yaşamaya başlamış.

2268 yılında geçen bir hikâye

2268 yılına geldiğimizde, yani romanın “bugününde” bu yepyeni düzenin çoktan yerleşmiş biçimini izliyoruz. Doğacılık yasaları hâkim ve kıtlığın son yıllarında yazıldığı bilinen İyilik Kitabı bu düzenin “kutsal kitabı”. Doğacılık yasaları gereğince insan özel değil, doğanın sıradan bir parçası. Kişinin mantığı yerine duygularıyla yaşaması yasak. Çiftler istedikleri gibi üreyemiyor. Genetik bozukluğu olan kişilerin üremesi yasak. Genetik bozukluğu olmayan kadınlar ise her ay yumurtalarını bağışlıyor; bunlar uygun donörle birleştirilip isteyen bir dişiye yerleştiriliyor. Buna “genetik olarak temizlenme” diyorlar. Bireyselliğin her durumunun yasak olduğu bu düzende hayvan evcilleştirmek de rehabilitasyona gönderilmek için yeterli bir sebep. Kitap basmak ve kâğıt kullanmak ağaçları ziyan etmemek için yasaklanmış, İyilik Kitabı dâhil her türlü bilgi Anlatıcılar’ın ezberiyle nesillere aktarılıyor.

Dal ve Elma’nın yolları kesiştiğinde…

Bu Anlatıcılar’dan biri de romanın ana kahramanı Dal. Bir öğretmen. Yedi yaşındaki öğrencilerine İyilik Kitabı’nı öğretiyor. Asıl adı Dere ama Elma ona Dal diyor.

Elma Kor ise romanın bir diğer önemli karakteri. Uzay A.Ş. çalışanı. Dal’ın komşusu, aynı zamanda gizli aşkı. Uzayda bulunan yeni gezegene gitme çalışmaları kapsamında sık sık uzay görevine gidiyor. Evinde gizlice kedi besliyor. İyilik Kitabı’na ve doğacılığa inanmıyor, fikirlerini sadece Dal’la paylaşıyor. Dal; “Doğa insanın bedenidir” dedikçe Elma, “İnsan, doğanın ruhudur” diyor. Dal onu bir ele verse, rehabilitasyona gitmesi kaçınılmaz olur. Ama aşk, Elma’yı Dal’ın ihanetinden ve rehabilitasyona gönderilmekten koruyor.

Bugünlerde Dünya’da büyük heyecan var. Çünkü insanlığa umut olan 2786-C adlı gezegende yaşamak için tüm çalışmalar tamamlandı ve Odysseus adlı uzay gemisi yakında yeni gezegene gitmeye hak kazanan Dünyalı yolcularıyla birlikte yola çıkacak.

Umut gemisi Odysseus ve insanlığın kandırılışı

Bu heyecan sürerken, bir görev için Vadi’ye gönderilen Elma, girilmesi yasak odalarda bulduğu tarihi bilgiler karşısında dehşete düşüyor. Anlıyor ki ne Büyük Kıtlık ne sonrası ne de İkarus adlı gemiyle yeni gezegene gönderilen ilk grubun hikâyesi bugün doğru anlatılıyor.

Dal, Elma’nın Vadi’deki görevinden dönmesini boş yere bekliyor. Kahramanımızın kavuşacağı şey Elma’nın kendisi değil, ölüm haberi… Elma, Dal’a gönderdiği son mesajda; “İyilik kitabı hepimizi köleleştirmek ve suçluluklarla dolu bir hayata mahkûm etmek için değiştirildi.” diyor; Dal’a Büyük Kıtlık’tan bu yana olanların aslını öğrenmesi için ipuçları bırakıyor. Dal’ın artık büyük sorumlulukları var. Elma’nın gerçekten ölüp ölmediğini anlamak, ölmediyse olduğu ya da gizlendiği yeri bulmak, bir de yüzlerce yıldır kendilerine anlatılan yalanların asıllarını öğrenip tüm insanlığa gerçekleri göstermek.

Hem tanıdık hem yabancı: Baskı düzeni

Meryem Gültabak, Bütün İyiler Öldü’de bir yanıyla çok yabancı bir dünya yaratıyor. Çünkü bu hikâyede şemsitrenler, şemsikopterler, minivizyonlar, genetik temizlenmeler var; insanların yaşam biçimleri, kıyafetlerinden beslenme şekillerine gerçek dünyadan oldukça farklı. Bu hikâye diğer yanıyla da çok tanıdık bir dünya sunuyor. Toplumlara “ortak iyi”ye ulaşma ideali altında belli yaşam biçimlerinin dayatıldığı, onaylanmış kutsalların yaratıldığı, tanımlanmış iyi ve kötülerin öğretildiği bir dünya bugün hiçbirimiz için yabancı değil. Yazar, kurgusal bir yeni dünya düzeninde oluşturduğu atmosferde bu “tanıdık” düzeni ustalıkla distopyaya eviriyor.

Atmosferin yanı sıra Gültabak’ın karakter yaratımı ve üslup kullanımında da incelikli bir iş çıkararak, usta işi bir akıcılık yakaladığını söylemek lazım. İki farklı zamanda geçen çok katmanlı bir hikâyede hiç boşluk bırakmaması, romanın devamlılığını hiçbir bölümde sekteye uğratmaması bu romanı başarılı kılan unsurlar arasında.

Dünya edebiyatında George Orwell, Margaret Atwood, Aldous Huxley ve daha nice usta yazarın yanında Türkiye’de de özellikle son yıllarda çok iyi romanların yazıldığı bir alan olan distopya türüne yeni ve güçlü bir temsilci olarak katılan Bütün İyiler Öldü, türün meraklılarının kesinlikle okumadan geçmemesi gereken bir roman olarak raflarda yerini aldı.

Künye:

Bütün İyiler Öldü / Meryem Gültabak / İthaki Yayınları / Roman, 248 sayfa

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bilinmeyenden Bilinene...Semih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Marie Lebert

15 Ocak 2025

19. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Çeviri Tarih..

Çevirmenler, geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemli rollere sahiptir ve yazarların yanı sıra çevirmenlerin ismini de unutmamak gerekir.Dillerin ve kültürlerin zenginliğine katkıda bulunan çevirmenler, tarihin hangi dönemi olursa olsun toplumd..

Devamı..

Dünyanın En Görünmez Kişisi

S. E. Breitegger

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024