Doğan Doğan ile Bireyden Evrene Doğru...
14 Aralık 2019 Plastik Sanatlar

Doğan Doğan ile Bireyden Evrene Doğru...


Twitter'da Paylaş
0

Tuval üstüne dikilmiş kumaş ve yağlıboya, karışık teknikle üretilmiş işler serginin önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Doğan Doğan’ın Artweeks@Akaretler sonrası Türkiye’deki yeni kişisel sergisi, Fragile/Kırılgan ismiyle MERKUR Galeri’nin yeni yerinde sanatseverlerin beğenisine sunuldu. 1967 yılında Adıyaman Besni’de doğan Doğan Doğan doksanlı yılların ikinci yarısında Frankurt’ta bulunan Goethe Üniversitesinde hukuk okudu. İki binli yılların ilk yarısında ise yine Frankurt’ta bulunan dünyaca ünlü Stadelschule Güzel Sanatlar Akademisi’nden Prof.Hermann Nitsch ve Prof.Simon Starling’in öğrencisi olarak mezun oldu. Bu sırada bir dönem New York’ta bulunan Cooper Union-ABD Güzel Sanatlar Akademisinde Prof. Hans Hacke’nin mentörlüğünde sanat eğitimi aldı. Akademiyi master yaparak bitirdi. Berlin’e yerleşti. Bugüne kadar çok sayıda kişisel sergisi açılan sanatçı, bazı işleriyle grup sergilerinde yer aldı.

Doğan Doğan’ın Frigale/Kırılgan sergisinde, parçalardan bütüne temasını sanatsal bir dille görselleştiren on iş, sergi dışında ise beş iş yer alıyor. Doğan, eserlerinde parçadan bütüne akışı çoğunlukla tuval üzerine patchwork (kırkyama) tekniğini kullanarak görünür kılıyor. Sanatçının üslubunun temel nitelikleri ve ipuçları bu biçimsel tekniği kullanım biçimlerinde gizli... Materyal, yağlıboya ile işbirliği yaparken yeniden dönüşen eski kumaş parçaları renk ve biçimlerle hayatın canlılığını vurguluyor. Eserlerde hem teknik hem de kompozisyon açısından parça-bütün, eski-yeni ikilikleri, yeniden dönüşüm ve işbirliği kavramlarına göndermeler yapılıyor. Doğan, yapıtlarında hemen göze çarpan belirgin dikiş izleriyle,  parçalardaki bir bozulmanın bütün sistemde tehlikelere yol açacağını işaret ediyor, izleyiciyi çevreci bir duyarlılıkla uyarıyor. Dikkat, Fragile/Kırılgan (gerçek anlamda kolay ve çabuk kırılan mecaz anlamda ise kolay ve çabuk gücenen anlamında) diyerek serginin ismini de belirlemiş oluyor böylece.

Tuval üstüne dikilmiş kumaş ve yağlıboya, karışık teknikle üretilmiş işler serginin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Dikkatle incelendiğinde işlerin kırkyama tekniğiyle (patchwork) yapılması dikkat çekiyor. Kırkyama, özellikle savaş yıllarında yoksul kesimlerin giyim ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli bez parçalarının bir araya getirilmesi ve değişik biçimli desenler üzerinden dikilmesi yoluyla varolmuş ve dönüşmüş geleneksel bir el sanatı tekniğidir. Üretimi yoğun emek ve zaman ister. Kendi başına bir işe yaramayan, artık kumaş parçalarının bir araya getirilmesi, değiştirilip dönüştürülerek yeniden kullanıma sunulması söz konusudur. Bu çevreci üretim israfı önler, tutumluluk çağlarının tekniğidir, gösteriş çağında ise farklı türden endüstriyel üretimlerin hizmetine girmiştir.  Doğan Doğan’ın kırkyama aracılığıyla doğada var olan her şeyin değişip sanata dönüşerek evrende eşsiz biçimde varlığını bir süre daha sürdürmesi yaklaşımına göndermeler yapıyor. Tozdan –noktalar, puanlar– bütüne, bütünden –dikilerek bir araya getirilen farklı parçalar– evrene, onları bütünleyen dikişler, izler ise toza doğru bitmek bilmeyen bir döngüyle yola alıyorlar. Bu, evrim demek. Sanatçının işlerinde puantizm ve kübizm etkileri hissediliyor öte yandan. Doğada varolan bütün canlılar, farklı renkleri biçimleriyle, zayıf ve güçlü dikişler aracılığıyla birbirlerine bağlılar, uyum içindeler. Evrende her şey farklılarını, renklerini koruyarak, çoğaltarak ve azalarak bir bütünlük içinde var olmayı sürdürüyor. Doğan, nesneleri gereksiz yere çoğaltmıyor, kumaş artıklarını güncel sanatın nitelikli ürünlerine dönüştürüyor.

 Serginin ayrıksı işlerinde en dikkate değer yapıtın Mavi Gözlü Leopar olduğunu düşünüyorum. Yarattığı gerginlik ve tezat çarpıcı… Avcıların alıştırma yaptığı hedef tahtasının içinden çıkan leopar, yeşil yaprakların arasından yavaş yavaş aramıza katılıyor, çevresindeki bütün siyah noktalar ona atılan kurşunları, yavaş yavaş neslinin tükenişini simgeliyor. Çözülen bir kazağın rengarenk ipleriyle etrafı sarılan saksı ise bütün kırılganlıkları içerisinde doğadaki her şeyin; dalın, yaprağın, metalin bir aradalığına gönderme yapıyor. “Evren için ufacık bir toz parçası olan, bizim içinse olmazsa olmaz olan Dünya gerektiği gibi korunmazsa ne Doğan Doğan’ın eserlerinde gördüğümüz güzellik kalır, ne de olabilecek nice güzellikler… Geriye evren için sadece küçük bir çakıl taşı kalır.”  Kaynakla birleştirilmiş bakır parçalardan yapılan Dünya, dikkatle bakıldığında ancak fark edilen vitrindeki porselen adam yerleştirmeleri ve karışık teknikle yapılan Ufo ise ironisiyle izleyiciyi sarsmayı başarıyor.

Doğan Doğan’ın  Fragile/Kırılgan sergisi Merkur Galeri’nin yeni yerinde sanatseverlerce görülmeyi bekliyor.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR